“Müsaadenizle ben gideyim Gülşah Hanım” dedi, cevap beklemeden de uzaklaştı. Bu kendiliğinden olan karşılaşmayı hiç unutmayacaklardı.
Ağzında kekremsi bir tatla gözlerini araladı. Göğsünde cam kırıkları gibi çiğneyip yutkunduğu kelimelerin derin kesikleri olmasa yaşadığından şüphe edecekti. Telaşla yokluyor etrafı... “Hayallerim... Neyse ki hayallerim hâlâ şuramda oturuyor…” Erkara’nın yaptığı onca tahrike rağmen istifini bozmamış, dik durmuş, sabretmesini bilmişti Doğan Bey.
Gülşah, ne ileri ne geri gidebiliyordu. Doğan mıknatıs gibi kendine çekmişti. “Hareket edebilen tek yerim parmaklarım. Hep merak etmişimdir deliler neden bağlanıyor diye. Uyanır uyanmaz tabanları yağlayıp kaçmasınlar diye. Ben de deli olmuş gibiyim. Her ne hikmetse insan uyanınca kaçma isteği doluyor içine. Ondan herhâlde. Neyse ki Doğan Bey’im mahcup utanıyor, bakamıyor yüzüme. Mavi boğuyor beni, galiba yakışmıyor tenime…”
Bu arada Doğan Bey hareketlendi.
“Müsaadenizle ben gideyim Gülşah Hanım. Rabbime emanet olun” dedi, cevap beklemeden de uzaklaştı. Bu kendiliğinden olan karşılaşmayı hiç unutmayacaklardı. Nişanlandıktan sonraki ilk karşı karşıya gelmekti. Seneler sonra bu anı konuşup çok güleceklerdi.
Doğruyu hepten atar,
Dini dünyaya satar,
Veli zatlara çatar,
DOĞAN kızacak sana!
Namusa laf atana!
***
Erkara? Erkara mı, o da kim?
Belâlın kim olacak!
Boyu devrilsin!
Yok devrilmesin, boynu altında kalsın. Yer yarılsın da içine girsin inşallah. Allah uyuz versin de kaşınacak tırnak vermesin!
Doğan, Doğan Bey’im!
O çoktan uzaklaştı.
Bunları sesli düşündüm galiba çok bağırmış da olabilirim. İzbandut gibi iki adam sakinleştirmeye çalışıyor deli adamı. Ormandan kaçmış maymunun bıngıl bıngıl kara ve kıllı kolları ne kadar kuvvetli olsa da insanda nefret uyandırıyor. Ondan kurtulunca tüy gibi hafif, pamuk gibi yumuşak oluyorum. Uyuyorum bulutlardan çiçek toplayarak. Kalbimin mesut zamanlarını yoklayarak...
Derler ki yalan üfür!
Eline alır mühür,
Mümine basar küfür,
Ne çok kıydılar cana!
Kapılmış heyecana!
***
Eski küçüklük arkadaşı bir başkadır. Birlikte büyürsünüz, birbirinizin her hâline iyi kötü birçok hatırasına şahit olursunuz. Beraber maziyi yeniden yaşar, geçmişi konuşursun. Ailesini en iyi sen tanırsın. Kimi arkadaşlıklar çok eskilerde kalırken, kimi senelerce devam edip gider. Gülşah’ın da öyle sadık arkadaşları çoktu. Nişanlanmasını duyan “hayırlı olsun” demeye geliyordu. Perihan da o niyetle kapıyı tıklatmıştı.
- Kız Gülşah! Sen de baba ocağından ayrılıyormuşsun. Hadi gözün aydın olsun. Bir yastıkta kocayın. Doğan Bey'i herkes methediyor. Duyunca senin adına çok sevindim ve çok yakıştırdım.
- Ben de boş hanım değildim kız Perihan! Elimi sallasaydım ellisi…
- Yok sen de öylesin de Doğan ile çok yakışmışsınız kız. İyi bulmuşsun.
DEVAMI YARIN

