Kaydet
a- | +A

"Ahalinin hâli ne böyle? Rahipler gibi çile çekiyorlar. Yazık gençliğinize yazık, acıyorum!"

Kripto sözünü doğrulamak için başını salladı ve hemen lafa girdi.

- Fazla zorlanmadığımızı Erkara Bey’in ve sadık arkadaşlarının hâl ve hareketlerinde gördük. Yeter ki gevşemeyelim.

Bu arada hizmetçiler, Erkara Bey’in geldiğinin haberini verdi. Kripto; “İti an çomağı hazırla” dedi içinden. Fazla zaman geçmeden de başını uzattı kapıdan.

- Rahatsız etmiyorumdur inşallah!

- Buyurun beyim.

Dedi Kripto. Sonra da Hurufi’ye dönüp;

- Bu gelen bey, Yıldırım Han’ın pek sevdiklerinden ve Mehmet Çelebi’nin de çok yakını dostu, arkadaşı. Buranın da sadık müdavimlerindendir. Ona hayranız.

İlk karşılaşmalarını, mühim hususiyetlerini, yüksek kabiliyetlerini, üstün meziyetlerini, itibarını ve gelecekte onu bekleyen imkânları, ballandırarak anlattı. Yanındaki testiden bakır bir maşrapayı doldurup uzattı.

- Al, iç beyim.

- Teşekkür ederim. İçmem Efendim.

Diyen Erkara hesapsız, maksatsız Hurufi’yle göz göze geldi. Cebinden çıkardığı bir şeylere bakarken alaylı ve çirkin bir tebessümle;

- Anladım delikanlının ne istediğini.

Önce kendisi çekti içine elindekini. Kripto’ya ve Erkara’ya, sırayla oradakilere ayrı ayrı takdim etti. Sonra, garip bir acem şivesiyle öğüt vermeye başladı ilk tanıştığı bu gence. Nasihatlerinde, daima çirkin olan o tahammül edilmez ve olunmaz şeyleri hatırlattı. Izdırabın, elem ve acımanın faydasız olduğunu, muhite, çevreye uymak lazım geldiğini, gülüp eğlenmeyi, çok ince düşünmemeyi, hiçbir şeyi dert etmemeyi tavsiye etti.

- Şansın çokmuş ki bu insanları tanımışsın. Bundan sonrası senin elinde. Verdiğimden akşamları bir tek atmalı, gerektiği zaman ense yapmalı, mutlaka gülüp oynamalı. Bursa ahalisinin hâli ne böyle? Rahipler gibi çile çekiyorlar. Yazık gençliğinize yazık, acıyorum!

Rahip, isminin geçmesi Kripto ve adamlarının aynı anda birbirlerine bakmasına sebep oldu. Rahatsız olmuşlardı ama yapacakları bir şey de yoktu. Katlanacaklardı bu bunağın densizliklerine. Tabii köprüyü geçene kadar.

Erkara, ilk defa gördüğü filozof yapılı, feleğin çemberinden geçmiş bilgili görünen bu şahsı tasdik etti. “Söyledikleri doğru değil mi? Evet doğru değil mi? Her akşam, her fırsatta dediği gibi yapacak, hayatın tadını çıkaracağım. Söz!.. Söz!..” diyordu bütün kalbiyle… Kendi kendine kararını vermişti. Kimse onu, sonuna kadar inandığı bu hayat dolu âlemden kolay kolay döndüremeyecekti artık.

DEVAMI YARIN


Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...