"Türk kanı içmekle onlara karşı olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım! Hadi buyurun, bütün azizler sizin arkanızda olacak!”
Kripto:
-Sonra anlatırım. Mühim olan şu: Ektiğimiz tohumlar kısa zamanda yeşerecek, çiçek açacak, meyveye duracak ve olgunlaşacak. Sonrasında da oturup afiyetle yiyeceğiz.
- Afiyetle yemek ha! Kolay değil işte bu.
- Kolay olmadığını ben de biliyorum! Unutmayın ki: Metropolit Hrisostomos bizlerin önünde diz çöküp, haçlı bayrağını öptükten sonra:
“Şövalyeler! Elen çocukları, bugün ecdat topraklarını yeniden ele geçirmekle İsa’nın en büyük mucizesini göstermiş olacaksınız. Bu uğurda ne kadar Türk kanı döküp içerseniz o kadar sevaba girmiş olacaksınız! Ben de bir bardak Türk kanı içmekle onlara karşı olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım! Hadi buyurun, bütün azizler sizin arkanızda olacak!”
Bunları o kadar sessiz söylediği hâlde bile gözünü kapıdan çevirmedi. Kapkara ocağın içinde çıtırdayan ateşlere daldı. Ev sahibi, ibadet eder gibi ihlasla su böreğini kızartırken nefis kokusu burnunu gıdıklıyordu.
Belki adam der, bakan, resmine,
Yaptığı işler, uymaz ismine,
Yazıklar olsun derler cismine,
Adam sanmışız, hep aldanmışız.
Dalkavuklarına göre inciymiş,
Tanıyan bilir, süper kinciymiş,
Zulmü ne ilkmiş, ne ikinciymiş,
Alîm bilmişiz, pek inanmışız.
Sus artık Hoca, rezillik bitmez,
Yapışır kalır, kazısan çıkmaz,
Hak olan sözler hiç fayda etmez,
Bayat hileler, kimsede tutmaz!
İnsan demişiz, çok yanılmışız.
Uykuda geçen zamanı hayattan saymıyordu Kripto. Misafirlikten döneli beri, aynı canlılıkla münazara ve zaman zaman da münakaşalar devam ediyordu köşkte. En sonunda iş çözülüp, bir neticeye bağlanacak, yarınki güne yeniden daha dinç başlamak üzere istirahate çekileceklerdi. Şimdi şirin görünme vaktiydi.
“Güçlü, kuvvetli, yakışıklı olmak, anasını, babasını, memleketini seçmek insanın elinde değildir. Fakat kim isterse namuslu, doğru, dürüst olabilir.” Diyordu Kripto dinleyenlere.
Hurufi ihtiyar sabırsızlandı. Uzamış tırnaklarıyla, ak kıllarla kaplı göğsünü kaşıdı. Yalancıktan öksürdü. Tespitlerinin doğruluğunu, müreffeh hayat yaşayabilmeleri için de kendilerinin yaptıkları ve kurdukları yalancı Cennetlerini bir daha hatırlattıktan sonra;
- Osmanlı âlimleri gibi konuştun efendi.
Dedi. Herkes susmuş, sözün sonunun nereye varacağını da merak ediyordu. Gözler ihtiyarın üzerindeydi.
- !!!
- Her daim kararlı ve dik durmalısınız, hislerinizin esiri olup paçayı bir kaptırırsanız bitersiniz.
Dediğinde yanaklarından süzülen yaşlara hâkim olamadı Hurufi. “Biz tükendik, bari siz aynı akıbete uğramayın” sözleri oradakileri de etkilemişti. Harpteydiler. Muharebede duygulara, sezgilere yer yoktu. Gözlerinin yaşını elinin tersiyle sildi ve;
- Sonra unutmayın ki oyun, eğlence, gezme, tozma, yeme, içme her insanın kolay alışacağı tabii isteklerindendir.
DEVAMI YARIN

