BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Hocasını imtihan eden melundur..."

Şah-ı Nakşibend hazretleri, köydeki bir seveninin daveti üzerine misafir olur. Elinde bir tabak armutla biri gelir ve sohbete katılmak istediğini söyler...
 
 
Seyyid Muhammed Behaeddin Buhari "kuddîse sirrûh" hazretleri, Silsile-i aliyyenin on beşincisidir. Allahü teâlânın sevgisini kalblere nakşettiği için, kendisine "Nakşibend" denilmiştir.
Bu mübarek zat, 1318 yılında Buhara'ya yakın Kasr-ı Arifan'da doğdu. İslam âlimlerinin en meşhurlarından olup, tasavvufta en yüksek derecelere ulaşmıştır. Zamanında ve kendinden sonraki asırlarda onun sebebi ile pek çok insan, hidayete, doğru yola kavuşmuştur. 1389'da Kasr-ı Arifan'da vefat etti...
          ***
Şah-ı Nakşibend hazretleri, uzak bir köydeki bir seveninin daveti üzerine ona misafir olmuştu. Gece evde otururlarken ev sahibine, "Git kapıya bak, bakalım orada bekleyen kim?" buyurdu.
Ev sahibi dışarı çıkıp baktığında köy halkından Yusuf isimli birinin kapıda beklediğini gördü. Yusuf, sohbete katılmak için izin istiyordu. "Gelsin bakalım" buyurulunca içeri girdi...
Yusuf’un elinde bir tabak armut vardı. Armutları edeple Nakşibend hazretlerinin önüne koydu. O mübarek, ev sahibinden geniş bir tabak getirmesini istedi. Tabak getirilince de armutları geniş tabağın içine boşalttı. Daha sonra eliyle armudu karıştırıp birini çıkardı, Yusuf’a verdi, geri kalan armutları ise taksim etmelerini emir buyurarak “Kimse elindeki armudu yemesin” dedi.
Yusuf’a armutları nereden aldığını sordu. O da aldığı yeri söyleyince, "Getirdiğin armut üzerindeki şüphemiz nedendir bilir misin?" diye sordu. Yusuf dedi ki:
"Efendim bana köyümüze veli bir zatın geldiğini söylediler. Ben de sizi imtihan etmek için bir kilo armut aldım ve armutlardan birini işaretledim. Eğer veli bir kimse ise benim işaretlediğim armudu bulur diye düşünüyordum."
Nakşibend hazretleri, "Bak bakalım, elindeki işaretlediğin armut mudur?" buyurunca Yusuf bir de baktı ki, hakikaten kendisine verdiği armut yolda işaret yaptığı armuttur. "Evet efendim, işaretlediğim armut bu" dedi. Nakşibend hazretleri bunun üzerine buyurdu ki:
"Bizi mecbur ettin Yusuf! Armudu keramet göstermek için değil, senin bizden uzaklaşmaman için seçip sana verdik. Eğer biz bunu bilip sana vermeseydik sen bizim hakkımızda kötü düşünür ve çok zarara uğrardın, bizim yüzümüzden kimsenin zarara uğramasını istemeyiz. Cenab-ı Allah'ın velilerini imtihan etmeye kalkışmak iyi bir insana yakışmaz. Bizi tanıyarak bu imtihanı yapmak isteseydin helak olurdun, tanımadığın için affedildin yoksa hocasını imtihan eden melundur."
Yaptıklarından dolayı pişman olan Yusuf, özür dileyerek kusurunun affını istedi ve talebelerinin arasına o da katıldı...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621566 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-demirbas/621566.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT