BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Modernist İlahiyatçıların İnanmadığı Resûlüllah’ın “Dinde Hüküm Koyma” Yetkisi

Dr. C. Ahmet Akışık
Facebook

İnsanlar, yalnız akıllarıyla iyiyi, doğruyu bulabilecek ve aralarında adaleti gerçekleştirebilecek özelliklerde yaratılmamışlardır. Hatta akıllarıyla içinde yaşadıkları dünyanın, ayın, güneşin ve yıldızların mutlaka bir yaratıcısı olduğunu düşünseler bile, O’na lâyık olan sıfatları bulmaları ve O’na hürmet ve ta’zimin nasıl yapılabileceğini bilmeleri ve keşfetmeleri imkânsızdır.

Onun için yüce Allah, insanlara kendi cinslerinden hidayet rehberleri olan peygamberler göndermiştir. Peygamberler, diğer insanlardan farklı, onlara örnek olabilecek üstün kabiliyet ve özelliklere sahip kişiler arasından seçilmişlerdir. Bu tamamen yüce Allah’ın bir takdiridir. Bir kişi ne kadar zeki olsa, çalışsa ve gayret gösterse, peygamber olması mümkün değildir.

Peygamberler “aleyhimü’s-selâm”, yüce Allah’tan gelen vahyi, insanlara bildirirler. Her şeyi yaratan Allah’ın var olduğunu, bir olduğunu, ortağı, eşi, çocuğu ve benzeri olmadığını, ibadete lâyık tek ilâh olduğunu tebliğ ederler.

Son Peygamber Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz de Allahü teâlâ’nın kendisine vahyettiği son kitap Kur’ân-ı Hakim’i, dolayısıyla İslam dini’ni, insanlara bildirmiş ve 23 sene gibi bir zaman diliminde bu dinin akâid, fıkıh, ahlâk başta olmak üzere bütün yönlerini, ahiret hâllerini, kul ve hayvan haklarına varıncaya kadar mübarek sünnetiyle, hadis-i şerifleriyle açıklamıştır. Böylece İslam Şeriati vücut bulmuştur.

Hazret-i Peygamber döneminde İslam Şeriati’ni kabul etmeyen Müslüman görünümlü kimseler ortaya çıkmıştır. Bunlara Kur’an-ı Kerim, münafık diyor. Kur’an’da açıklanan münafıkların hepsi kâfirdir. Sonraki devirlerde, özellikle Selçuklularda münafıklar, Bâtınîler ismiyle tarih sahnesinde görünürler. Ancak bunlar, İslam’a ve Müslümanlara karşı daha organize olmuş kâfirlerdir. İmam-ı Gazâlî’nin Bâtınîleri red ile ilgili kitapları vardır.

Zamanımızdaki Bâtınîler ise, Tarihselciler, Dinî Çoğulcular, Kur’an Müslümanları, Hadis Münkirleri gibi isimlerle Resûlüllah’ın sünnetini her fırsatta aşağılayan, Kur’an’ı eleştiren ve Kur’an Ahkâmı’nı reddeden kişiler olarak kendilerini gösterirler. Bunların çoğu, ülkemizde İlahiyat, İslamî İlimler, Diyanet ve Diyanet Vakfı gibi Üniversite ve kuruluşlarda faaliyette bulunan İlahiyatçılar ile diğer İslam ülkelerinde din alanında çalışan içlerinde mason ve mürtedlerin de bulunduğu Dinde Reformistler’dir.

Ülkemizdeki Bâtınîlerin bir kısmı alenen/açıktan “Peygamber, İslam’da hüküm koyamaz. Onun böyle bir yetkisi yoktur; dinde emir ve yasak, Allah’a âittir.” diyorlar.

Konu, şu başlıklar altında ele alınabilir:

 

Âyetler, Modernist İlahiyatçıları Yalanlıyor

 

       Deliller:

1. Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'mine kadın için (Allah’ın ve Peygamber’in hükmüne aykırı olarak) kendi işlerini seçme hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse (verdikleri hükme karşı çıkar, onu kabullenmezse), şüphesiz ki, o, apaçık bir dalâlete düşmüştür (Ahzâb, 36).

Âyette Hazret-i Peygamber’in dinî konuda hüküm verdiği ve verebileceği açıkça beyan ediliyor. Verilen hükmün kabul edilmesinin gerektiği, karşı çıkanların ise, dalâlete düşecekleri ifade buyruluyor. Kur’an’da “dalâlet” lâfzı ile hüküm verilmişse, o, küfürdür, diğer bir ifadeyle o veya onlar, kâfir olmuşlardır “Beydâvî, Ahzâb, 36”.

2. Peygamber (aleyhisselâm) size ne verdiyse (veya emrettiyse) onu alın, size neyi yasakladıysa, ondan vazgeçin (uzaklaşın) (Haşr, 7).

Ayette, Hazret-i Peygamber, emir veriyor ve yasak getiriyor.

3. Rabbin hakkı için, onlar, aralarında ihtilâf ettikleri şeylerde (Resûlüm) seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir darlık duymadan (onu) tam bir teslimiyetle kabullenmedikçe, îman etmiş olmazlar (Nisâ, 65).

Ayette, Hazret-i Peygamber’in verdiği hükmün kabul edilmemesi, imansızlık olarak açıklanıyor.

4. O (Resûl) onlara (akıl ve şeri’atin öngördüğü) iyiliği (söz ve davranış olarak) emreder, onları (akıl ve şeri’atin iyi görmediği) kötülükten (söz ve davranıştan) nehyeder (yasaklar), onlara iyi ve temiz olan şeyleri helâl, kötü ve pis olan şeyleri de haram kılar (A’raf, 157).

Âyette, Hazret-i Peygamber, iyiliği emrettiği gibi, kötülüğü de yasaklıyor. Haram ve helâli onlara açıklıyor.

5. Allah’ın (Kitapla) ve Resûlü’nün (sünnetle) haram kıldığını haram saymayanlarla ...savaşın (Tevbe, 29).

Ayette, Hazret-i Peygamber’in haram kıldığını reddedenlerle savaşılması emrediliyor.

6. Bir şey konusunda anlaşmazlığa düştüğünüzde, hemen onu Allah’a (Kur’an’a) ve Resûlü’ne (sünnet’e) arz ediniz (Nisâ, 59).

Müctehid Müfessirler bu âyetin tefsirinde şu açıklamayı yapıyorlar: İhtilâflı bir konunun çözümünü önce Kur’an-ı Hakîm’de arayın, şayet onda bulamazsanız, -sağlığında Resûlüllah’a müracaat edin. Vefatından sonra da-  onun sünnetine/hadislerine başvurun “Celâleyn, Beydâvî, Nesefî ve diğerleri.)

7. O (Hazret-i Peygamber), kendi arzusu ile konuşmaz.  (Size okuduğu) (Kur'ân), ancak kendisine (Allah tarafından) bildirilen bir vahiydir (Necm 3, 4).

Peygambere “aleyhi’s-selâm” vahiy ve ilham gelir. Vahiy ve ilham olmadığı zamanlarda ictihad eder. Eğer ictihadında bir hata olursa, hata, vahiyle derhal düzeltilir. Çünkü Peygamberlerin “aleyhimü’s-selâm”, hata üzere kalmaları caiz değildir.

Âyette görüldüğü gibi vahiy gelsin veya gelmesin, Hazret-i Peygamber, bâtıl ve lâgv/boş söz konuşmaz. Beşer olduğu için “hata” ettiğinde, o hata, vahiyle derhal düzeltilmektedir. Onun için âyet-i kerimelerde ona uyulması emrediliyor.

8. Allah’a ve Resulüne itâat edin (Al-i İmran, 32).

Resûle itâat eden, Allah’a itâat etmiş olur (Nisâ, 80).

(Gönderdiğim) Resûle uyun ki, hidayete ermiş olasınız (A’raf, 158).

(Resûlüm), şöyle de: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin ve günahlarınızı bağışlasın (Al-i İmrân, 31).

Âyet-i kerimelerde hidayette/imanda olmanın ve Allah’ın sevgisini kazanmanın tek yolu/şartı, Resûle tâbi olmaktan geçmektedir. Çünkü o, rehber (Ahzâb, 21) ve rahmet (Enbiyâ, 107) olarak gönderilmiştir.

 

Hadisler, Modernist İlahiyatçıları Tekzip Ediyor

 

Deliller:

Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor:

1. Şunu iyi biliniz ki, bana Kur'an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de (vahiy olarak) verildi. Dikkatli olun, koltuğuna kurulan tok (kibirli/şeytanî suratlı) bir adamın:

“Size sadece şu Kur'an lâzımdır, onda bulduğunuz helâli helâl, haramı da haram kabul ediniz, yeter (Peygamberin hadislerini dikkate almaya gerek yok)” diyeceği günler yakındır (Ebû Dâvud, Sünnet 6; Tirmizî, İlim 10).

O günler geldi. Modernist, Münkir ve Münafık İlahiyatçılar, “Bize Kur’an Yeter” diyerek Hazret-i Peygamber’in hadislerini kabul etmiyorlar. Bu itikatta olanlar, şu anda Üniversitelerimizde Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Siyer dersleri (!) veriyorlar.

Bu hadis, “Peygamber, gaybı bilmez” diyenlere bir hediyemizdir!

2. Sizden biriniz -koltuğuna yaslanarak- Allah'ın şu Kur'ân'daki yasakladığı şeylerden başka hiçbir şeyi yasaklamadığını mı zannediyor (böyle mi düşünüyor)? Şunu iyi bilin ki, vallahi ben (hem) öğüt verdim, (hem bazı şeyleri) emrettim, (hem de bazı şeyleri) yasakladım. (Benim emrettiğim ve yasakladığım) bu şeyler, Kur'ân(daki yasaklar) kadar vardır (Ebû Dâvud, İmâre 33). 

Hazret-i Peygamber’in Kur’an-ı Hakim’in dışında bizzat hadislerle emirleri/farz kıldıkları ve yasakladıkları/haram ettikleri vardır.

3. Ömer İbnu'l-Hattâb radıyallahü anh şöyle buyurdu:

İleride bazı insanlar çıkacak -Kur'an'ın müteşâbih âyetlerini karşınıza çıkararak- sizinle mücâdele edecek (ve muhkem âyetlerini de yanlış tefsir edecek)ler. O halde onlara sünnetle (hadislerle) cevap verin. Çünkü sünneti bilenler, Allah'ın Kitâbı'nı daha iyi bilir (ve tefsir eder)ler (Dârimî, Mukaddime 17).

Bu da Cennet ile müjdelenen Hazret-i Ömer’in bir kerametidir. Sünnî Müslümanlar, keramete inanırlar. Kaldı ki, bu “talimat”, Hadis Külliyatı içinde yer almış ve hadisin bir çeşidi olarak kabul görmüştür.

 

Modernist İlahiyatçılara Sorular

 

1. Namazı nasıl kılacaklar?

İki rekat namazda 16 adet vacip, 28 adet sünnet, 18 adet müstehap, 32 adet mekruh, 27 adet namazı bozan şeyler vardır. Bunların hepsi emir veya yasak olarak hadislere dayanmaktadır. Örnek hadis-i şerifler:

Benim (nasıl namaz kıldığımı) gördüğünüz gibi, siz de öylece namaz kılınız (Buhârî, Ezân 18).

Dön, yeni baştan namaz(ını) kıl, çünkü sen (ta’dil-i erkân’a uyarak) namaz kılmış olmadın (Buhârî, Ezân 122).

Kim …sarımsak yerse, sakın bizim mescidimize yaklaşmasın (Buhârî, Ezân 160).

Kur’an’da namazın nasıl kılınacağı dair bir âyet veya âyetler bulunmuyor. Hazret-i Peygamber’e tâbi olmayan, hadislerini kabul etmeyenler, eğer namaz kılmak isterlerse, bunu nasıl yapacaklardır?

 

2. Zekâtı nasıl verecekler?

Kur’an’da hangi mallardan, hangi oranda ve nasıl zekât verileceği beyan edilmemiştir. Bunların hepsi, hadislerle açıklanmıştır. Örnekler:

Kırkta bir, Ebû Dâvud, Zekât 2 ve 5; İbn Mâce Zekât 4’ de açıklanmıştır.

Hayvanlar âit zekât, Buhârî, Zekât, 34, 35, 37, 38, 39, 44’de açıklanmıştır.

 

3. Rakı içmeye cevaz mı verecekler?

Kur’ân’da içki yasağı, şarap lâfzıyla beyan edilmiştir. Fakat Hazret-i Peygamber, hangi içeceğin haram olduğunu hadisleriyle, ölçü vererek açıklamıştır:

Her sarhoşluk veren şey, haramdır (Buhârî, Edep 80).

Her sarhoşluk veren şaraptır ve her sarhoşluk veren haramdır (Ebû Dâvûd, Eşribe, 5).

Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır (Tirmizî, Eşribe, 3).

 

4. Cuma hutbesini okuyacaklar mı?

Kur’an’da “Cuma günü Cuma namazında hutbe okuyunuz”, şeklinde bir âyet mevcut değildir. Fakat bu konuda Hazret-i Peygamber’in hutbenin kapsamı ve zamanı ile ilgili farklı ravilerden gelen yüzlerce hadisi vardır. Buna göre:

Müslümanlar, Müctehid âlimlerin hadislere dayanarak tespit ettikleri kurallar çerçevesinde Cuma namazını kılmaktadırlar. Hazret-i Peygamber’e inanmayan birine Cuma namazı farz olmadığı gibi, hutbe ile ilgili şartları yerine getirmesi de söz konusu değildir.

 

5. Bayram namazları ne olacak?

Bayram günü ve namazı, hadis-i şeriflerle belirlenmiş ve ilân edilmiştir. Her konuyu Kur’an’da arayan Dinde Reformistler, acaba bu günlerde ne yapacaklar? Hadislere inanmadıklarına göre inanmış görünerek, Münafıklık yaparak, Müslümanların arasına katılıp bayram mı yapacaklar? Örnek Hadisler:

Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmamızdır. Ondan sonra (evlerimize) dönmemiz ve kurban kesmemizdir. Her kim böyle yaparsa, muhakkak bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur (Buhârî, Îdeyn 3).

Her kim ondan (namazdan) evvel hayvanını boğazlarsa, o ancak acele edip ailesine verdiği bir şey olmuş olur, kurbân ibâdeti ile hiçbir alâkası kalmaz (Buhârî, Îdeyn 17). 

Teşrik tekbirlerinin yapılacağı günler, yine hadislerle açıklanıyor (Buhârî, Îdeyn 11). 

Bir bayram gününde çocukların eğlenmelerine müdahale etmek isteyen Hazret-i Ebû Bekr’e Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: Ya Ebâ Bekr, (dokunma) her kavmin bir bayramı vardır; bu da bizim bayramımızdır, buyurdu (Buhârî, Îdeyn 3).

 

6. Ölülerini ne yapacaklar?

Müslümanlar, ölülerini yıkarlar, kefenler ve cenaze namazını kılarlar, tabutu omuzlarda taşırlar ve belli derinlikteki mezarda toprağa gömerler. Kabre konulan mevtaya iki meleğin gelip sorular soracağına, kabrin Mü’min için cennet bahçelerinden bir bahçe, kâfir için bir cehennem çukuru olduğuna inanırlar. Bunları hepsi, tek tek hadislerle çok ayrıntılı bir şekilde bildirilmektedir.

Hadislere inanmayan Müslüman görünümlü Münkir İlahiyatçılar, yine Münafıklık yaparak toprağa gömülmelerini mi isteyecekler? Toprağa gömülme konusunda açık bir âyet yoktur (DİA, Defin mad.). Her şeyi âyete bağlayan, “bana âyet getirin, âyet” diyen Bâtınî Münafıklar, gizledikleri küfrü açığa vurarak, “beni yakın veya suya atın, ben bu hadislere inanmıyorum” diyebilecek mi? İnsanlar, Müslüman veya kâfir olmakta serbesttirler.

Ancak Müslümanlar, dinleri olan İslam’ın tahrifine, tezyifine, tahkirine ve tebdiline asla ve asla bigâne kalamaz, müsaade edemezler. Çünkü her dönemde “İslam’da cihad” farzdır.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626121 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/dr-c-ahmet-akisik/626121.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT