BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Vatandaşın aradığı: İlle de samimiyet

Sosyal medyada bir vatandaşla yapılmış sokak röportajı viral oldu.

Konuşmacı, etkileyici tarzıyla Türkiye'nin dünya sathındaki başarısını yorumluyordu.

Sözleri inanılmaz etkileşim aldı.

Herkes bu kişinin kim olduğunu merak etti.

Neyse, kısa sürede kimliği ortaya çıktı.

İsminin İbrahim Ufuk Kaynak olduğu öğrenildi.

İlgi ve izzet, adamı şaşkına çevirmişti.

Biz aradığımızda, altı meslektaşımızın kendisiyle görüşmek için beklediğini öğrendik.

Hacettepe Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü mezunuymuş. İngiltere'de kalmış, Avustralya'da bulunmuş. Hem okumuş hem dünyayı gezmiş. Altmışa yakın ülkeye gitmiş.

Bir devrin önemli siyasetçilerinden Yasin Hatipoğlu'nun TBMM Başkan Vekili olduğu sırada danışmanlığını yapmış.

Konuşmasını paylaşanlar "Profesörlere taş çıkartan adam" ifadesini kullandılar. O ise "Duygularımı anlattım sadece. Gördüm ki bu, birçok kişinin ortak duygusuymuş" dedi.

Her gün siyasetçiler kamyonlar dolusu laflar ediyor, cümleler kürsülere sığmıyor, ekranlar analizcilerden geçilmiyor.

Ama konuştukları sokaktan geçen sade bir vatandaşın sözleri kadar ilgi görmüyor.

Pekiyi insanlar sokaktaki bu vatandaşa niye kulak kabarttı?

Çünkü adam; samimiydi, içtendi, inanmıştı, mantıklıydı, inandırıcıydı, örnekleri akla yatkındı, sade idi ve etkili konuşuyordu...

Bu samimiyet, milyon dolarlık bütçelerle hazırlanmış ama samimiyetten uzak reklam filmlerinden daha iyi iş görür.

En iyi tanıtım sade vatandaş ağzıyla yapılandır.

Onun için bazı liderler esnaf ziyaretlerinde çekilmiş videoları servis ediyor. Çalışılmış olanlar ellerinde patlıyor, o ayrı!..


Adam işi biliyor(!)

Önceki gün Balat'a yolum düştü.

Fatih Belediyesi, görüntüsü Haliç'e yakışmayan köhne evlere el atmış.

350 civarında ev rengârenk boyanmış, pırıl pırıl yapılmış.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi üç dört yapının etrafını çevirip "İBB burada restorasyon çalışması yürütüyor" pankartını asmış.

Tam da boyanan evlerin önüne.

Herkes çevre düzenlemesinin İBB tarafından yapıldığını sanıyormuş.

Esnaf pankart asıp Fatih Belediye Başkanına teşekkür etmiş.

Ekrem İmamoğlu yönetimi, bu işleri çok iyi beceriyor.

Geçmişte tramvay hattını ve kent ormanını yeniden açmışlığı vardır zira, biliriz.

Sanki metro çalışmalarını durduran, açılmış durağı toprak atıp kapatan kendisi değilmiş gibi, sanki ana hatları Ulaştırma Bakanlığı inşa etmemiş gibi "İstanbul dünyanın aynı anda en çok metro yapılan şehri oldu" pankartlarını asarak yapmadığı işlerden reklam apardığını biliriz.

Ekrem Bey'in arkasında enteresan bir akıl var, acayip çalışıyor.

Mesela şu taksi meselesi. İBB, beş bin plaka istedi. On defa reddedildi.

AK Parti, "her şeyi reddeden, hizmeti engelleyen taraf” görüntüsü veriyor.

Peki öyle mi?

Geçen günlerde AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ile sohbet ettik.

İmamoğlu'nun bini minibüs dönüşümlü iki bin taksiye onay verdiklerini söyledi. Sahada başarılı olursa diğerlerine de evet diyeceklerini ifade etti.

Başka şeyler de söyledi Kabaktepe.

Mesela sahanın nabzını tuttuklarını; İstanbul'un en önemli meselesinin ekonomik şartlar, işsizlik ve göçmen konusu olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede iş garantili projeler hazırlandığını, iş arayanlarla işverenin buluşturulacağını, esnafa işbaşı desteği verileceğini, pandemi sebebiyle aksayan kaçak göçmen meselesinin üzerine gidileceğini söyledi.

Araştırmalarda İmamoğlu'nun düşüşe geçtiğini gördüklerinden; AK Parti'nin İstanbul'da oy oranının yüzde 39, Cumhur İttifakı'nın 45-46 civarında olduğundan bahsetti...

Bir mahcubiyet belirtisi bile yok!

Daha önce yazdım.

Güncelliğine binaen hatırlatma ihtiyacı duyuyorum.

Muhsin Ertuğrul Sahnesi yeniden yapılmak üzere yıkıldı.

"Laik, demokratik Cumhuriyet'e sahip çık" diyerek ortalığı ayağa kaldırdılar.

Yenisi daha güzel oldu.

             ***

Emek Sineması yenilenmek üzere yıkıldı.

"Emeğime dokunma" diye İstiklâl'de davul çalıp eylem yaptılar.

Yenisi daha muhteşem oldu.

             ***

Atlas Sineması restorasyondan geçirildi, İstanbul Sinema Müzesi'yle birlikte âdeta yeniden inşa edildi.

Ona da itiraz ettiler.

             ***

Ve son olarak Atatürk Kültür Merkezi 29 Ekim günü açıldı.

Kendi ismiyle, ana tasarımına dokunulmadan...

Erdoğan, Gezi provokasyonu ile devrilmeye çalışıldığı meydana, terör örgütlerinin flamalarıyla donattığı binayı yıkıp yerine dünya çapında bir merkez dikti.

1 milyar 300 milyon liraya yapılan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gelince "itibar" hatırlatmasında bulunanların, AKM'ye harcanan 2 milyar lirayı görmediğini bir yana bırakıyorum.

             ***

Hepsine itiraz ettiler, hepsine dokundurmayız dediler, hepsine kutsal mabet muamelesi yaptılar.

Hepsi de birer kültür abidesi olarak açıldığında bırakın teşekkürü, peşin hükümlü açıklamalarından dolayı mahcubiyet belirtisi göstermediler, mecburiyet havasına büründüler.

"Açılışa her ne kadar davet edilmediysek de orası bizim zaten" dediler.

Kim mi?

Bir kısım sanatçılar, gazeteciler.

Zavallılar. Hem de akılsızlar! Sevmediği insanlar 'mabetlerini' inşa ederken bile itiraz ediyorlar.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621290 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/621290.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT