İSKİ ve doğalgaz patlamalarının altından İBB Kozmik Odası çıkar mı?

A -
A +
 
İstanbul’da geçen yerel seçimlerin sonucunun açıklanmasının ardından tarih 17 Nisan’ı gösterdiğinde Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı ve ilk iş 17-25 Aralık kumpaslarını hatırlatırcasına İBB’nin Kozmik Odası’ndan veri tabanının ve altyapının kopyalanması talimatını verdi. Bunun için iki müfettişle, kurum içi ve dışından üç “Uzman” görevlendirdi.
Bu tuhaf ve şüpheli talimat MİT ve TSK’nın hemen dikkatini çekti. Her iki kurumun dışında, özellikle Cumhurbaşkanlığı yerleşkeleri başta olmak üzere tüm diğer kritik kamu kurumlarına ait verilerin, bazı örgütlerle “duygusal bağı” sır olmayan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun önerdiği belirtilen “uzman”lar eliyle kopyalanmasının, güvenlik zaafına yol açacağı endişesi ortaya çıktı.
AK Partili Belediye meclis üyeleri Ömer Faruk Kalaycı ve Yüksel Akyol, işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açtı. Mahkeme başvuruyu kabul ederek yürütmeyi durdurdu ve İmamoğlu’na “Neden veri tabanını kopyalamaya ihtiyaç duydunuz?” sorusunu yöneltti.
İBB’deki Kozmik Oda veri tabanı ile e-Devlet altyapısının birbiriyle irtibatlı ve entegre olması, kaygıların bir diğer sebebiydi.
 
KOZMİK ODA VERİ TABANI TERÖR ÖRGÜTLERİNİN ELİNE GEÇER Mİ?
Asıl sorun Kozmik Oda veri tabanının terör örgütlerinin eline geçmesi tehlikesi. Devlet kurumları bu konuda ne denli endişelense yeridir.
Bilindiği üzere Kozmik Oda’ya gelen uzman kılıklı kişilere “Ölürüm de verileri kopyalatmam” diyerek şifreyi vermeyen İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Selim Karabulut 23 Haziran yenileme seçiminden sonra görevden alındı. Yerine Silivri İlçe Belediyesindeki görevinden atılan Şeref Can Ayata getirildi.
O tarihten başlayarak İBB Kozmik Odası’nın veri tabanı çarçur edilip gerekli “uzman kişiler”e ulaştırılmış mıdır bilmiyoruz. Misal Canan Kaftancıoğlu’nun elinde İstanbul’un veri tabanı kopyaları var mıdır? Bu kopyalara bakıp ilçe başkanlarına “Şu noktalara gidip inceleme yapın, fotoğraflayın ve bana gönderin” demeyeceği ne malum. Daha geçen hafta bunun somut örneğini yaşadık. Üsküdar İlçe Başkanı’na “Git Fahrettin Altun’un evini dikizle, fotoğraflarını çek, bana gönder” diye talimat verdiği ortaya çıktı.
 
KOZMİK ODA TALİMATININ ARKA PLANINDA 23 HAZİRAN SEÇİMLERİNİ KAZANAMAMA İHTİMALİ VAR MIYDI?
Gelelim Kozmik Oda skandalının arka planına.
Ekrem İmamoğlu 17 Nisan’da mazbatasını aldığında seçimlerin yenileneceği tahmin edilmekteydi. Kozmik Oda talimatının asıl sebebi, eğer yenilenirse ikinci seçimde İmamoğlu’nun kazanamaması ihtimaline odaklı olabilir miydi?
Birtakım karanlık güçlerin İmamoğlu’nun 23 Haziran seçimlerini kazanamaması durumunda bazı hesapları ve planları mı vardı?
Misal, İstanbul’un altını üstüne getirmek gibi. Gezi olaylarına rahmet okutacak, İstanbul’u cehenneme çevirecek bir kalkışma.
 
PKK’NIN AÇTIĞI HENDEKLERDEN DAHA SOFİSTİKE YER ALTI YOLLARI
İşte böylesi bir durumda kamu kurumu yerleşkelerinden, su ve doğalgaz borularına, tüm önemli isimlere ait bilgilerden isale hatlarına kadar her bilgiye ihtiyaç olacaktı.
PKK’lıların aylarca açtıkları hendeklerden yüzlerce kat daha sofistike ve komplike olan İstanbul’un yer altı haritası ellerinde olacaktı.
Gerisini varın siz hesaplayın.
Şimdi “Bu veri tabanı FETÖ, PKK, DHKP-C gibi çeşitli terör örgütlerinin eline geçmiş midir?” sorusu cevap bekliyor.
 
SU VE DOĞALGAZ BORULARININ PATLAMASI DOĞAL DEĞİL
Ama asıl mesele başlıkta da belirttiğim gibi son günlerde İstanbul’da İBB altyapı çalışmaları nedeniyle vahim hadiselerin patlak vermesi. Önce Kadıköy’deki İSKİ su boruları patladı. Tüm Kadıköy bu susuzlukta sular altında kaldı. Aradan birkaç gün geçti, geçmedi bu kez Beylikdüzü’nde İGDAŞ doğalgaz boruları patladı ve büyük bir yangın çıktı. İstanbul korkunç bir facianın eşiğinden döndü.
Artık “Ne oluyoruz?” demeye başladık. Doğru dürüst bir açıklama yok. Ekrem İmamoğlu kulağının üstüne yatmış, bekliyor sanki.
Gazeteci-Yazar Ersoy Dede, önceki günkü televizyon programında peş peşe yaşanan olayları hatırlattıktan sonra soruyor:
“Sizin bir yer altı haritanız yok mu? Kurumlar arası iletişiminiz yok mu? Bu beceriksizlikle İstanbul'u havaya mı uçuracaksınız?”
Aslında yer altı haritaları da var, kurumlar arası iletişimleri de. Hatta başka “kurum”larla iletişimleri de hayli güçlü.
Ve bu durum Kozmik Oda skandalını unutmadan çok daha ciddi biçimde sorgulanmalı.
İkinci soru:
Yer altı haritaları ellerinde olduğu hâlde son yaşadığımız tuhaf denecek biçimde şüpheli su ve doğalgaz patlamaları bir oyunun provası niteliğinde mi?
 
Haber bültenlerindeki birinciler siyaseti belirler mi?
 
FOX haber bülteni sunucusu Fatih Portakal, CHP ve müttefiki olan muhalif partilere oy veren seçmenin izlediği bir haber bülteni olarak tanınıyor.
Haber bültenleri arasında reyting sıralamasında diğerlerinin açık ara önünde.
Total izlenmeye bakıldığında Share’i ortalama yüzde 20.
Bu ne demek?
Yani, o zaman diliminde AÇIK OLAN 100 televizyondan 20’si onu izliyor demek.
Demek ki o zaman diliminde ekran başında olanların yüzde 80’i, ya başka kanallarda yayınlanan haber bültenlerini ya da diğer programları izlemekteler.
Peki, haber bültenlerinin yayınlandığı 19.00-19.45 arasındaki zaman diliminde AÇIK OLAN televizyonların oranı ne?
Yüzde 45.
Yani o saat diliminde 100 televizyondan 45’i açık. Buna reyting sisteminde TVR deniliyor.
Bu durumda 20 share alan Fatih Portakal’ın sunduğu FOX haber bülteni açık olan ya da olmayan her 100 televizyondan yalnızca 8-9’u tarafından izlenmekte.
Diğer haber bültenlerine bakıldığında ise sırasıyla Show Haber 10-12 share, Buket Aydın’la Kanal D haber 9-11 share, ATV haber 7-9 share, Star haber 5-6 share, Kanal 7 ana haber (ayrı bir saat diliminde) 4-6 share, Beyaz TV ana haber 2-3 share ile izlenmekte.
Görüleceği gibi açık olan televizyonlardaki seyircinin yüzde 47’si diğer kanallardaki haber bültenlerini tercih etmekte.
Haber bültenleri izleme tercihi aslında bir sosyolojiyi de tarif etmekte.
Muhalif kesim olumsuz, çarpıtılmış ve doğrusu sonra ortaya çıkan yalan haberlerle zehirlendiği için FOX Haber’i tercih ederken diğer kesimler siyasi, ekonomik, sosyo- kültürel eğilimleri ve beğenileri doğrultusunda seçimini yapmakta.
Ağırlıklı bir seyirci grubu ise iktidarı desteklese de fazla tarafgirliği tercih etmiyor. Bu yüzden, içinde haber olmayan ve bol bol gevezelik yapılan bültenler yerine muhalefetin ne dediğini de öğrenebildiği, haber odaklı olup iktidara karşı ön yargısız bültenleri izlemekte.
Sonuçta 19.00-19.45 saat diliminde her 100 televizyonun yalnızca ortalama 45’i açık olduğu için ana akım kanallardaki haber bültenlerini halkın ancak yüzde 30-32’si izlemekte. Bu oranı aslında haber bültenlerinin arkasına konulan Prime Time dizileri de ciddi şekilde belirlemekte.
Kalan seyirci nerede peki?
Söyleyeyim, telefonları başında sosyal medyadan ya da internet sitelerinden bilgi ve haber almakta.
Bu yüzden diyorum ki AK Parti’deki kara delik büyüyor.
İktidar yetkilileri kendilerini ekranda görünce halkın ve seçmenin tamamına ulaşabildikleri hayaline kapılmasın diye hatırlatıyorum bunu.
Kaldı ki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şu yaşadığımız vahim durumda bile söyleyeceklerini dört gözle beklemesi gereken bir kitle olması gerekirken, bu konuşmalar reyting sıralamasında ilk 10’a bile zor girdi.
Normal zamanlarda zaten alt sıralarda.
Ne oluyor?
Millet telefonundan bakarak her bilgiyi özet olarak alıyor.
Dolayısıyla mobil ulaşıma öncelik verilmeli, sosyal medya çalışmaları güçlendirilmeli.
 
FUAT UĞUR'UN DİĞER YAZISI İÇİN TIKLAYIN

Haber bültenlerindeki birinciler siyaseti belirler mi?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.