BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bir “Musibet” bin nasihatten evladır Sayın Cumhurbaşkanım!

Sonunda ne oldu biliyor musunuz?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın adam edip önce Müsteşar, sonra Bakan, sonra da Başbakan yaptığı zat, görevinden azledilince ilk iş partiyi karıştırmak istedi, ardından istifa edip bir başka parti kurdu.
Şimdi de partisinin Genel Başkanı olarak Cumhurbaşkanı’na “Musibet” diyor.
Projeksiyon mekanizması tabii. Kendi sıfatını başkasına yansıtma diye izah edilen bir ruh hâli.
İçinden canavar mı çıkmıştı bu eski Başbakan’ın; yani Ahmet Davutoğlu’nun?
Baştan söyleyelim, canavar hep içindeydi. Bu yüzden partiyi ele geçirmek için her türlü fitneyi yaptı.
Cumhurbaşkanı, onun yaptıklarını çok geç de olsa, nihayet gördüğünde epey zarar vermişti.
Belki de o zamana dek Davutoğlu’nun görevdeyken söylediği şu sözler kalbini çalmıştı Cumhurbaşkanı’nın:
-Cumhurbaşkanımızla kurduğum vefa ilişkisini son nefesime kadar sürdüreceğim. Hiç kimse benim ağzımdan, benim dilimden, benim zihnimden Cumhurbaşkanımız aleyhine tek bir söz duymadı. Duymayacak...
-Eğer bir gün nefsî hesaplarımdan dolayı bana rüyamda dahi göremeyeceğim makamları altın tepside sunan adama ve o adamın davasına ve onunla yol yürüyenlerin sevgisine, muhabbetine ihanet edersem gelin yüzüme tükürün...
Şimdi Berat Albayrak’ın istifası ile daha da çılgın mesajlar vermeye başladılar. Kendisinin DEVA’daki kripto ekürisi Ali Babacan da baktım coşmuş, “İstifa değil, iflas bu iflas” diye yırtınıyor Fetullahçılara özgü o baby face façasıyla.
Bir de Abdüllatif Şener var, o ne yapıyor acaba? Keşke MİNSK üçlüsünü kursalar.
Çok merak ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanı bugün acaba “Ben bu adamlara nasıl da inanıp güvendim” diyor mudur?
Ve acaba artık yoğurdu üfleyerek yiyor mudur?
Umarım bundan sonra yeni Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve benzeri tuzluklar ortaya çıkmaz.
Şunu anlamamız gerek.
Emperyalistler siyasal partilerimize adam sokup içeriden değiştirir ve dönüştürürler.
Eğer değiştiremezlerse bunlara ayrı parti kurdurturlar.
Davutoğlu, Gül, Babacan vb. buna örnek.
MHP’de de aynını yapmak istediler. Meral Akşener ve ekibi MHP’yi ele geçirmek istedi. Başaramayınca İP’i kurdurdular.
CHP istisna.
Ne yazık ki bu parti, görevlendirdikleri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından adım adım dönüştürüldü ve bugün kimliğinden tamamen uzaklaştırılarak emperyalizme hizmet eder hâle getirildi.
O yüzden diyorum.
 

İçinden “Cennet Mahallesi” çıkan zarif hanımefendi; Deniz Ülke Arıboğan

 
Medipol Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Selman Öğüt aynı zamanda avukat ve çeşitli kurumlarda danışmanlık yapan, televizyon ekranlarından da tanıdığımız bir isim. Üniversitede haftada bir gün ders veriyor, zamanının çoğunu diğer işleri alıyor. Sözleşmesinin bitimine iki ay kala kural gereği uzatma konuşulduğunda teşekkür ediyor ve ayrılıyor. İşleri çok yoğundur ve başka bir üniversite ile de görüşmesi vardır çünkü.
Önceki gün birdenbire Twitter’dan “Selman Öğüt Medipol Üniversitesi’nden kovuldu” yalanı yayıldı.
FETÖ’cüler, Davutoğlu ve Babacan tayfası, ekranda rezil ettiği Canan Kaftancıoğlu taraftarları ve tabii PKK’lılarda bir bayram havası, “Berat Albayrak ile birlikte herkes gidiyor” rüzgârı esiyor.
Ama aralarından biri beni çok şaşırttı. Kendisi Üsküdar Üniversitesi öğretim üyelerinden, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’dı ve Selman Öğüt için aynen şunları yazmıştı:
Sosyal medyada dalga dalga yayılan kötücüllük rüzgârına bu gece biraz ben de kendimi kaptırabilir miyim? Bir müsaade ederseniz; “akademisyenim diye ortalarda dolaşan, akılsız, küstah ama merkeze yakın akrabaları olan çaylağın” akademiden kopması çok hoşuma gitti. Ferahladım!
Vallahi yaptığının kötülük olduğunu kabul etmesi de ayrı bir “meziyet” ama Deniz Hanımefendi’nin o sofistike cümlelerle cilalanmış söylemlerindeki makyajlı görüntüyü kazıyınca altından tam bir “Cennet Mahallesi kadını” çıktığını görmek çok enteresandı doğrusu. Hatta ABD başkanlık seçimlerinin sonuçları belli olmadan attığı azgın ve faşistçe tweet ile (sonradan sildi) herkese “Bunun içinde nasıl bir canavar vardı yahu?” diye sordurtan Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özgür Demirtaş da Deniz Hanım'a “Çak bir beşlik” emojisi gönderdi helecanla. Deniz hanımın cevabı tabii mutluluktan akan gözyaşları emojisiydi.
Selman Öğüt’e sordum, “Nedir Deniz Ülke Arıboğan ile aranızdaki mesele?” diye. Bana “Vallahi bilmiyorum abi” dedi. Aralarında şimdiye dek hiçbir sorun, tartışma da olmamış üstelik.
Twitter’dan tanıdığım Umut Mürare Deniz Hanım'ın bu sözleri üzerine Kırmızı Oda dizisindeki Doktor hanımın (Binnur Kaya’nın canlandırdığı rol) hastalarıyla terapi seanslarında konuşurken çok sık tekrarladığı ve artık dalgası geçilen “meğer” sözcüğünü kullanarak şöyle yazdı:
“Meğer ne çok öfke biriktirmişsiniz içinizde...”
Deniz hanımdaki neyin öfkesidir? Hani şu Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Canan Kaftancıoğlu, Özgür Özel gibilerde zuhur eden öfke krizleriyle benzerliği var mıdır bunun?
O vakit ben de ekliyorum:
“Meğer ne çok benziyorlarmış birbirlerine. Ve 15 Temmuz başarılı olsaydı meğer ne çabuk entegre olacaklarmış birbirlerine...”
 
 
FUAT UĞUR'UN DİĞER YAZISI İÇİN TIKLAYIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616171 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/616171.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT