BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Rahmi ve Ömer Beyler, Vehbi Koç’un o ünlü sözünü unutmuş görünüyor

 
Aslında bu yazıyı 15-20 gün önce yayınlamayı planlıyordum ama aniden önüme Koç ailesinin en büyüğü Rahmi Koç’un Covid-19’a yakalandığı haberi düşünce kendisinin iyileşmesini bekledim.
Öğrendik ki 24 Ekim’de taburcu olmuş ve aldığım bilgilere göre de durumu iyiymiş. Geçmiş olsun.
O hâlde her akşamüzeri saat 16.00 gibi siyah üzüm yemeye, yüzmeye devam. Rahmi Bey'in sağlığına ne denli düşkün olduğunu yakın çevresi çok iyi biliyor ve onu virüsten kurtaran da büyük bir ihtimalle bu özelliği.
Şimdi artık tekrar vatanını düşünme vakti.
Hem Rahmi Bey'e hem de Ömer Koç’a yönelik bu seslenişim aslında.
Koç Holding bu ülkenin millî sermayesi olarak doğdu, büyüdü, devlet tarafından hep desteklendi ve dünya çapında bir şirketler grubuna dönüştü.
Ülkede, epey süredir ilişkilerinin limoni olduğu bir iktidar ve onun lideri Tayyip Erdoğan var. Erdoğan hakkındaki fikirlerini protokol gereği söylemeseler de hayatın pratiğine bakıp ne düşündüklerini anlamak çok zor değil.
Nasılını sorarsanız söyleyeyim.
Koç grubu artık Türkiye’de katma değeri yüksek ürünler üretecek yatırımlar yapmayı, istihdam geliştirici projelere imza atmayı terk etmiş görünüyor. Üstelik bu uzun zamandır böyle. Yurt dışındaki partnerleriyle Türkiye’ye yabancı yatırımı çeken, sermaye girişi sağlayan bir Koç ailesi görmek istiyor insan ama ne yazık ki karşımızda tüm bunlardan elini ayağını çekmiş, yalnızca mevcudu götüren bir Koç Grubu var.
Rahmi Bey yatırımdan yalnızca yurt dışında otel alıp satmayı anlıyor hâle gelmiş sanki. Miami’de 150 milyon dolara otel alıp onu sonra 450 milyon dolara satmanın cazibesi belki de.
Neden?
Küresel güçlerin de sevmediği AK Parti iktidarı ve onun lideri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ekonomik olarak daha fazla köşeye sıkışsın, ülkede daha fazla ekonomik sıkıntı yaşansın diye mi? Türkiye karşıtı güçlerin ekonomik kıskacının bir enstrümanı olmak mı amaç?
Ben böyle olmadığını düşünmek istiyorum ama tüm göstergeler ne yazık ki bu durumu işaret etmekte.
Koç Holding’in son yıllarda Türkiye’yi hoplatacak, yüzlerce işçinin istihdam edildiği, yabancı sermaye ortaklı, dünya çapında bir yatırım yaptığını işiten oldu mu?
Hayır.
Biliyorum şu Ethem Sancak’a verilen iş benzeri meselelerde epey uzaklaştılar ama artık karşımızda koskoca bir sermaye grubu var. Devletten destek almadan, kendi öz gücüyle, dış bağlantılarıyla sermaye çekebilecek biçimde yatırım yapabilecek durumdalar.
Ama belli ki bunu istemiyor Sayın Rahmi Koç ve Ömer Koç.
İyi de ülke batarsa sen daha iyi durumda olur musun?
“Erdoğan gitsin, iktidar yıkılsın da ülke batarsa batsın” anlayışı onlarda da mı var?
Oysa tutumluluğuyla ünlü rahmetli Vehbi Koç’un şu sözünü unutmasalardı bu tutumlarının tam tersine davranırlardı.
Ne demişti Vehbi Koç?
 
ÜLKEM VARSA BEN DE VARIM!
 
Biliyorsunuz sırf Gezi olaylarının Türkiye’ye verdiği zarar on milyar dolarlarla ölçülüyor. Rahmi Bey'in mahdumu Ali Bey'in olaylara dolaylı sponsorluk yapmasını bile Tayyip Erdoğan görmezden geldi.
Koç Grubuna verdiği önem nedeniyle.
Rahmetli Mustafa Koç’un bu müspet ilişkinin kurulmasındaki rolü büyüktü. Unutulmasın diye söylüyorum.
Çünkü Tayyip Erdoğan da Vehbi Koç gibi bakar VATAN meselesine:
“Ülkenin millî sermayesi olmadan Türkiye düşünülemez.”
Kredi ihtiyacınız yok elinizde bankalarınız var. Yatırım yapmak için elinizi tutan yok kısaca. Yani devlet desteğine ihtiyacınız da yok.
Niyetiniz 2000’e kadar olduğu gibi hep devlet destekli bir sermaye grubu olarak kalmak değildi sanırım.
Neyse ben bu noktada Rahmi Koç ve Ömer Koç’a yine Vehbi Bey'in o ünlü “Ülkem varsa ben de varım” sözünü hatırlatarak konuyu DÜNYA HIRSI başlıklı şu kıssayla bitireyim.
Ceviz kurdunu bilirsiniz. Önce gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer. Başlar onu yemeye. Yedikçe şişmanlar. Şiştikçe şişer. Büyüdükçe büyür.
Yeterince yükünü tutup doyunca gitmek ister ama girdiği delikten çıkamaz.
Daha da kötü olanı; içi yenilen ceviz de kurumuş, çürümüş ve sertleşmiştir. O deliği genişletmek artık imkânsızdır.
Kurtçuk delikten çıkmak ister ama başaramaz. Geriye yiyecek bir şey de kalmadığı için açlıktan zayıflamaya başlar. Bir süre sonra da eski cılız hâline döner.
Ve bir gün o girdiği delikten çıkar.
Ama çıktığında bir bakar ki mevsim bitmiş, ortada ne ceviz var ne de içine girip semirebileceği başka bir meyve...
Bu seslenişim aslında yalnızca Koç Grubu’na değil. Onların şahsında Türkiye’deki tüm büyük sermaye gruplarına yönelik:
Paranızı yurt dışından Türkiye’ye getirin ve ülkenize yatırım yapın.
Ülke battığında hâliniz ne yazık ki bu kurtçuktan farksız olmayacak.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616200 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/616200.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT