BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Çin’in yeni hamleleri ve Türkiye’nin seçimi; İran mı İsrail mi?

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi’nin Türkiye’den ayrıldıktan sonra Tahran’a gitmesi ve İran’la ucuz petrol karşılığında 400 milyar dolarlık yatırım anlaşması imzalaması son yılların en önemli olaylarından biri.
Çin, bu anlaşma uyarınca İran’a ilk 5 yılda 280 milyar dolarlık şu yatırımları yapacak:
-Petrol ve doğalgaz sahalarında yeni üretim alanları açmak.
-Petrokimya endüstrisine yatırım.
-Ulaştırma ve imalat sanayi sektörlerine de 120 milyar dolar yatırım.
-Tahran-Tebriz arasında doğalgaz boru hattı ve yüksek hızlı tren hattı...
Anlaşmada TAKAS yöntemi kullanılacak ve ticaret Çin parası Yuan ile yapılacak.
 
DOLAR BYPASS EDİLİYOR
 
Dolar dünya parası olduğu için istediği kadar borçlanıp, rahat rahat bastığı parayla borçlarını ödeyen ABD’yi çıldırtan bir gelişme bu. Doların dünya ticaretinde, özellikle de Petrol alıp satımında kullanılır olmaktan çıkması onların en büyük korkusu.
Çin böyle bir anlaşmayı bizimle yapmadı çünkü ülkemizin Çin’e satabileceği yer altı kaynakları yok malum. Ama Türkiye Çin’i Avrupa’ya bağlayan İpek Demiryolu hattının tam üzerinde, en kritik noktada. Zaten bu tren hattı çalışmaya başladı ve Çin’in Tebriz-Tahran hattını inşa etmesiyle birlikte İran üzerinden de işlemeye başlayacak.
Şimdi ilginç olan noktaya geldi sıra.
 
ÇİN’İN İSRAİL’E 20 MİLYAR DOLARLIK STRATEJİK YATIRIMI
 
Malum, İran’ın İsrail ile bir düşmanlığı var.
Çin, İran’la anlaştı diye İsrail ile ilişkilerini kesti mi?
Tam tersine. Kesmediği gibi bu ülkeyle de bomba bir anlaşma imzaladı.
Yazar Mustafa Güldağı’nın aktardığı bilgiye göre İsrail, Mısır’dan geçen Süveyş Kanalı’nı bypass etmek üzere Akdeniz kıyısındaki Ashdod limanından Kızıldeniz’deki Eliat limanı arasında 163 km’lik bir ‘ticaret koridoru’ açıyor.
İsrail Akdeniz’de çıkarmaya başladığı doğalgazı bu koridoru kullanarak Hindistan ve Çin’e satacak. Maliyeti 20 milyar dolar olan bu ticaret yolunun finansmanını Çin Kalkınma Bankası sağlayacak. Yapımını da Çinli firmalar üstelenecek.
Ve İsrail bunun karşılığında Hayfa Limanı'nın işletmesini verdi.
 
BİZ NE YAPACAĞIZ?
 
Yakın geçmişte ideolojik yönelimlerimizin, iç siyasete dönük iktidar mücadelelerinin belirlediği dış politika çizgisinin epey zararını gördük. Ölçüsü kaçırılmış dış politik hamleler nedeniyle Suriye ve Mısır örneğinde olduğu gibi epey bedel ödedik.
Şimdi Çin’in İran ve İsrail ile yaptığı anlaşmalardan sonra Türkiye ne yapacak?
Misal, Türkiye, “dostu” İran ve arasının bir hayli bozuk olduğu İsrail ile ilişkilerini, bu iki ülkenin kayıkçı kavgalarına bakarak ve muğlak dostluk kavramlarını esas alarak mı belirleyecek?
Yine gözden kaçtı ama geçtiğimiz hafta İsrail’in etkili ve büyük gazetelerinden biri olan Haaretz, İsrailli siyasetçilere "Artık Türk-İsrail dostluğunu yeniden kurmanın vakti geldi" çağrısında bulundu.
Onların hedefi belli.
Çıkardıkları Akdeniz doğalgazının Türkiye üzerinden Batı’ya ulaşmasının önü açılabilir, İran ile ilişkilerinde de Türkiye onlar için bir paratoner vazifesi görebilir.
Ya bizim hedefimiz belli mi?
 
İSRAİL’İN KARŞISINA FİLİSTİN LİSTESİ İLE Mİ ÇIKACAĞIZ?
 
Örneğin, İsrail’den gelecek “barışma” önerisi olursa, karşılarına uzuun bir Filistin listesiyle mi çıkacağız? Yani Türkiye ve Libya arasında yapılan deniz yetki anlaşmasına karşı yapılan Akdeniz Asamblesi'nde bizim aleyhimize oy veren Filistin Devleti’nin çıkarlarını mı önceleyeceğiz?
Kısaca ülkemizin Doğu Akdeniz gibi kendi menfaatlerini öne alan bir dış politika rotası çizmesi görmezden gelinemez bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.
Tabii ki söylediklerimden İsrail’le ilişkileri en üst seviyeye çıkarıp içli dışlı olalım, İran’ı da artık tamamen reddedelim anlamı çıkmıyor. Dediğim gibi, Türkiye artık hiçbir bölge ülkesini dışlamadan dengeli bir dış politika çizgisi izlemek zorunda.
PKK’ya ve Kandil’i gizlice desteklemelerine ve Şam rejimini güçlendirip silahlandırdıkları Hizbullah ve Suriye’ye gönderdikleri devrim muhafızlarıyla birlikte bir milyona yakın Suriyeliyi katletmelerine, milyonlarcasını Türkiye dâhil olmak üzere çeşitli ülkelerde mülteci durumunda bırakmalarına rağmen İran ile “dostluk” ilişkilerimizi sürdürmedik mi?
Üstelik İran tüm bunları Türkiye, ABD ambargosu sırasında bu ülkeyi desteklediği, BM Güvenlik Konseyi’nde ambargo kararını reddettiği ve bu nedenle başına gelmeyen kalmadığı hâlde yaptı.
Aynını İsrail ile neden beceremedik?
Evet, İsrail gibi son derece tehlikeli bir ülke. İçişlerimize müdahale potansiyeli taşıyor. Ama Türkiye de geldiği noktada bu ilişkileri dengede tutmayı becerebilecek güçte bir ülkeye dönüştü. Örneğin bugün MİT içinde cirit atan bir MOSSAD ve CIA yok.
 
MISIR-İSRAİL ARASINDAKİ GERGİNLİK
 
Bakın Mısır şimdi İsrail’e bu yeni proje nedeniyle çok kızgın. Üstelik İsrail Süveyş’in rolünü ortadan kaldırabilecek yeni ticaret yolu konusunda BAE ile de iş birliği yaptı. Mısır da bunun karşılığında İsrail’in Kızıldeniz kıyısındaki Eliat limanının hemen dibindeki mülkiyeti tartışmalı Tiran ve Sanafir adalarını Suudi Arabistan’a devretti.
Moment(an), Mısır ile ilişkileri de işaret ediyor kısaca.
İran’ın Hazar Denizi'ni Basra Körfezi'ne bağlayacak olan 700 kilometrelik kanal projesi ise ayrı bir olay. Uzun sürer anlatması...
Evet, siz bu arada Kanal İstanbul’u mu soruyordunuz?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618241 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/618241.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT