BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Plan derin; halkın direncini pahalılık ve açlıkla kıracaklar

Eğer yeterince hızlı hareket edilmezse istenen hedefe ulaşacaklar ve millete pes dedirtip iktidarı ve Erdoğan’ı devirecekler.

Venezuela’yı ne hâle getirdilerse aynını yapmak niyetindeler. Misal Devlet Başkanı Nicolas Maduro asgari ücrete yüzde 200 zam yapıyor, sonra bir bakıyorsun hiçbir gerekçe olmadan gıda fiyatları yüzde 400 yükseliyor.

Türkiye’nin 1990’lı yıllardaki enflasyon-ücret artışı sarmalına onları da düşürmüşler. Şimdi Türkiye’de tekrar etmenin peşindeler.

Evet, Venezuela’da uzun zamandır uygulanan bu gıda enflasyonu konsepti şu anda Türkiye’de de denenmeye başladı. ABD aparatı tekelleşen marketler zinciri ile CHP’lilerden PKK’lılara dek tüm kesimlerin etkili olduğu hallerde, kamyonlarca ürünü “çürük” diye dökmek dâhil, sistematik olarak her türlü fiyat yükseltme politikası ahlaksızca uygulanıyor.

Devlet ihracat kotası koymadığı için üretilen tarım ürünleri ülke içi talebe yetecek miktar bırakılmadan ihraç ediliyor. Arz-talep dengesi bozulunca da fiyat artıyor.

Tepkiler yükselince Ticaret Bakanlığı harekete geçip gübre fabrikalarına ihracat sınırlaması getirdiğini açıkladı. Ne kadar denetleniyor, iç piyasaya sürülen gübrede ucuzlama sağlanıyor mu henüz bu konuda bilgi sahibi değiliz.

Gıda enflasyonunun tek amacı var:

Erdoğan’ı ve Cumhur İttifakı’nı devirmek.

Eğer bu oyuna gelinirse sorumlu, ekonomi ve maliye politikalarını yürüten kadroları belirleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olacaktır.

Kimse o bakanları eleştirmez, hedefe Erdoğan’ı koyar.

Bakanlık bürokrasileri ağır hareket etmemeli. Bunlar çok daha önce tespit edilip acil koduyla Cumhurbaşkanı ile paylaşılmalı.

Bir zamanlar IMF’nin bize dayattığı neo-liberal ekonomi politikalarının ayak izlerini artık görmemeliyiz ekonomi yönetiminde.  

Gıda enflasyonunu önlemenin temel kuralı tarladan sofraya uzanan zincirdeki halkalarda GIDA ÜRETİM MALİYETİNİ DÜŞÜRMEK, ZİNCİRİ KISALTMAK ve DENETİM olmalı.

Marketlerin denetlendiği söyleniyor. Ama misal marketlerin tedarikçi firmalara HİZMET BEDELİ, FİYAT FARKI ya da PRİM FATURALARI adıyla kestikleri faturaların önüne geçilebiliyor mu? Bu yapılırsa ne olacağını hep birlikte görürüz.  Bakın o vakit marketler fiyatlarla bugünkü gibi kolaylıkla oynayabiliyorlar mı? Bu tür faturaların ne olduğunu uzun uzun anlatmayacağım. Ticaret Bakanlığı yetkilileri biliyor zaten.

Tarım Kredi Kooperatifleri Marketlerinin sayısı geçen dün Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde yapılan açılışla birlikte 471’e çıktı. Ama bu kooperatif marketlerle tekelleşen zincir marketler arasında evinden kalkıp 5-10 kilometrelik yolu tepmeyi gerektirecek dramatik bir fiyat farklılığı yok. Evine yürüme mesafesinde olursa bir haftalık alışveriş için 30-40 lira civarında kârlı çıkabilirsin. Oysa sloganı tarladan sofraya olan bu marketlerdeki fiyatlar, büyük marketlerin domine ettiği piyasayı caydırıcı etkiye sahip olabilmeli. Şu andaki 400 market bile etkili olur bu konuda.

Hal Yasası neden bekletilir anlamak mümkün değil. Kimin işine yarıyor? Hükûmet tehdit mi ediliyor halciler tarafından? Bilelim yani.

Peki, Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde kurulan Sera AŞ bu arada neden işlevsiz hâle getirildi, bilen var mı?

İktidarın esaslı iki önemli hedefi üreticiyi ve tüketiciyi korumaktır.

Danışmanların, Osmanlı’nın uyguladığı, Provizyonizm ve Fiskalizm olarak bilinen iktisadi sistemler hakkında brifing vermesi gerekir. 

PROVİZYONİZM:

Osmanlı iktisadında kapitalizm öncesi var olan bu sisteme göre amaç tüketicinin huzuru ve refahıdır. Ticareti bir araç olarak gören Osmanlı, bir yandan üretim imkânları eğrisini mümkün olduğunca genişletirken bir yandan da ülke içindeki ürün arzını bol ve dengede tutarakönce ülkeye yetecek miktarı ayırıp, kalanını dışarıya satarak bu düzeni sağlamıştı. Yani vatandaş kıtlıkla ve pahalılıkla karşı karşıya bırakılmamakta. Tanzimat’a kadar bu gayet güzel gitti. Daha sonra ise bu denge bozuldu. Sebepleri sıralayalım, tanıdık gelecektir:

1-Masrafların geliri aşması,

2-Ganimetlerin ve gelirlerin hazineye girmemesi

3-Savaşların ekonomi üzerindeki tahribatı

4-Çeşitli devletlere verilen ekonomik ayrıcalıklar.

FİSKALİZM:

Osmanlı’nın devletin gelirlerini artırmayı ve giderlerini daraltmayı amaç edindiği, bu çerçevede vergi kaçağını sıkı bir denetimle önlemeye çalıştığı sistemin adı. Gelircilik de deniyor buna.

Osmanlı iktisat tarihine dönük yaptığı çalışmalarıyla tanınan Tarihçi ve Araştırmacı Yazar Mehmet Genç’in Devlet ve Ekonomi adlı eserinde (208. Sayfasında başlayan bölüm) bu konuda önemli bilgiler mevcut zaten. Bilmeyenler için söyleyelim. 2001’de Aydın Doğan Vakfı özel ödülünü, Türkiye Yazarlar Birliği Fikrî ödülünü, 2015 yılında Cumhurbaşkanlığı Sosyal Bilimler ve Tarih Ödülü’nü kazanan Mehmet Genç’i geçen 18 Mart tarihinde 87 yaşındayken kaybettik.

Kısacası denetim mekanizması öyle dostlar alışverişte görsün niyetiyle değil, çok etkin biçimde uygulanmalı.

Hatta bazı ürünlerde devlet üretim zincirine bile katılmalı.

Kısaca plan çok derin ve asla vazgeçmeyecekler.

Vatandaşın artık “Başlarım yollara tünellere, Doğu Akdeniz’e Suriye’ye” diye söylendiği andır gidişatın başladığı an.

Bu da artık başladı, haberiniz olsun.

Daha ne kadar uyaralım bilmiyorum ki...

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620660 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/620660.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT