BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Gezi Davası ve akıldaki sorular; Tek sorumlu Kavala mı ve karar adil mi?

Önce adını koyalım, sonra esasa geliriz.

Gezi Olayları, Türkiye’ye yönelik bir darbe girişimiydi.

Planlanmış, dizayn edilmiş, önceden provaları yapılmış, devlet kurumlarında yuvalanmış FETÖ’cülerin provoke etmesiyle AK Parti iktidarını ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ı devirmek için başlatılmış bir kalkışmaydı.

Mesele ağaç değildi, kalkışmanın düzenleyicilerinden Firari Mehmet Ali Alabora’nın dediği gibi...

 

ÜÇ SEBEBİ VARDI

 

1-Türkiye’nin, PKK kozunu ABD ve Batı’nın elinden alıp, çözüm süreciyle ülkenin terör belasından kurtarma girişiminde sona gelmesi.

2-Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki panelde eski İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e “One minute” çıkışı ve “Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” demesi.

3-Erdoğan’ın ABD’nin aparatı FETÖ’ye karşı mesafesini giderek artırması...

Türkiye ekonomisinin, borçluluk oranı hayli artmış olmasına rağmen, faizlerin ve enflasyonun çok düştüğü, kişi başına gelirin 13 bin dolara tırmandığı bir dönemde başlatıldı bu kalkışma.

Gezi vandalizminin ülkemizde yol açtığı tahribat, kiralık muhalefet çetesi için bulunmaz bir “nimet”ti. Çünkü Türkiye’ye 100 milyar dolar zarar ettirmiş, ekonomi bozulmaya başlamıştı.

ABD ve AB’nin ekonomik ve siyasi operasyonları, 15 Temmuz dâhil ondan sonra da hep devam etti.

Osman Kavala ile birlikte pek çok kişinin içinde yer aldığı Gezi Davası bu geçmiş konuşmadan ele alınamaz.

 

DAVADA SORGULANMASI GEREKEN HUSUSLAR

 

Çok kısa bir hatırlatma.

15 Temmuz ve Gezi Olaylarında “hükûmeti ve anayasal düzeni devirmeye teşebbüs” suçlamalarıyla, Casusluktan, Gezi’deki Çarşı Davasıyla irtibatı nedeniyle, Henry Barkey ile görüşmesinden dolayı ve pek çok suçlamayla birlikte Osman Kavala hakkında çeşitli davalar açıldı. Bazılarından tahliye edildi, serbest bırakıldı, tekrar tutuklandı, Başsavcılık itiraz etti, istinafa gitti… Çok uzun hikâye ama tutarsızlıklar davanın sorgulanmasına neden oldu.

Benim de birkaç yönden itirazım vardı.

Birincisi iddianamenin hazırlanmasının çok vakit alması ve tutukluluk hâlinin çok uzaması.

Delil diye sunulan belgelerin yetersiz olması.

Ve son olarak da Kavala’nın Gezi’nin üzerinden neredeyse 7 yıl geçtikten sonra Gezi soruşturmasına dâhil edilmesi.

Bunları davanın açıldığı tarihten başlayarak yazdım.(*)

Hatta “Bu davada verilecek kararın maliyetine Türkiye hazır mı?” diye de sordum.(**)

Şimdi de soruyorum.

 

OSMAN KAVALA YALNIZ MIYDI?

 

Gezi’nin gerçek sorumlusu ABD ve AB’nin bu işi taşere ettiği George Soros denen turuncu renkli aşağılık. Osman Kavala ise şüphesiz Soros’un bu işi havale ettiği Türkiye’deki yerli iş birlikçisi ve temsilcisi. Kavala, Soros’un Açık Toplum Vakfı’nın Türkiye’deki kurucusu malum.

Diğer ceza alan sanıklar ise tetikçiydi yalnızca ama onlar gibi onlarca daha vardı. Bazıları firari biliyorsunuz. Hangi birini sayalım.

İyi de Osman Kavala yalnız mıydı bu kalkışma organize edilip uygulamaya konulurken.

Kimi anlı şanlı holding patronları bu işin içinde değil miydi?

Bazıları otellerini, binalarını, AVM’lerini açmadı mı onlara? Hastane olarak kullandırtmadı mı? Her türlü maddi ve ayni yardımı yapmadılar mı?

Onları yargılayabilir misiniz?

Hayır.

 

“TÜRKİYE’DEKİ ADAMLARIMIZ”

 

Yukarıda da belirttim, Kavala ABD-AB ve Soros’un adamı. Çünkü onların Türkiye’de çeşitli adamları var. ABD derin devletinin yayın organı Foreigne Affairs hatırlayacaksınız AK Parti’yi ele geçiremeden hükûmetten sepetlenince Ahmet Davutoğlu için “ABD, Ankara’daki adamını kaybetti” başlığını atmıştı.

Şimdi “Türkiye’deki adamları” üzerinden bizimle bilek güreşi yapıp güç gösterisinde bulunuyorlar.

Bunun için de talimat veriyorlar, “Derhâl serbest bırakın” diye.

Ramazan gününde zorla ağzını bozduruyorlar insana.

Türkiye’de içinde hâlâ kripto FETÖ’cüler olsa da bağımsız yargı var. Biz eleştiririz, gereğini yaparız ama sonuçta ABD ve AB’ye bir “şey” yemek düşer...

 

TÜRK YARGISINA TALİMAT VERME DENSİZLİĞİ

 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın dediği gibi herkes kendi hukuk sistemine ve yargısına baksın.

AB’den ve ABD’den yalnızca iki örnek sunalım size.

1- Neo-Nazi davaları diye bildiğiniz, Almanya’nın aşağılık medyasının sırf çarpıtmak için “Dönerci cinayetleri” diye sunduğu NSU davasına bakın. Dava sürecinde Neo Nazilerin Alman İstihbarat Teşkilatı ile ilişkisi ispatlandı ama bu konuda konuşacak olan 7 tanığın (yedi tanık) hepsi evlerinde “doğal” nedenlerle ölü bulundu. Geriye yalnızca dış kapının mandalı tetikçi Beate Schape kaldı. Katledilen 11 Türk’ün kanı da yerde kaldı tabii.

2- ABD’nin tek başına Halkbank davasında FETÖ delilleriyle yargılama yaptığına bakın yeter. Rıza Zarrab’ı Türkiye aleyhine ifade vermeyi kabul ettikten sonra nasıl serbest bıraktıklarını da. ABD’nin kendi içindeki hukuk skandalları için Sabah gazetesi bir derleme(***) yapmış, merak eden okusun.

 

VE SON SÖZ: BU KARAR ADİL Mİ?

 

Osman Kavala kararına dönersek.

Yargının ağırlaştırılmış müebbet kararı bana göre ağır oldu.

Sadece şu soruyu yöneltmek istiyorum:

PKK elebaşı Murat Karayılan, ola ki Türkiye’ye getirildi ve yargılandı.

Alacağı maksimum ceza ne?

Ağırlaştırılmış müebbet.

Bin kere ağırlaştırılmış müebbet olsa ne yazar.

Kavala da ağırlaştırılmış müebbet aldı.

Eğer sizin için aynı şey ise, diyecek bir şeyim yok.

…..

 (*)https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/605167.aspx

(**)https://m.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/621133.aspx

(***)https://www.sabah.com.tr/galeri/dunya/iste-abdnin-hukuk-skandallari/7

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626325 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/626325.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT