Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Kendime bile yalan söylemek zorunda mıyım?
0:00 0:00
1x
a- | +A

“Feridun Ağabeyciğim, sizi kendi saçma sapan duygularımla meşgul etmek istemezdim. Ama gönlüme söz geçiremedim. Belki de yine ondan söz etmek için bunu size yazıyorum. Abiciğim bir dönem arada bir görüştüğümüz biri vardı. Aramızda bir münasebet falan da olmadı ama birkaç göz ve söz teması yaşanmıştı. Sonra herkes kendi dünyasına daldı gitti. Aradan yıllar geçti ama ben istemesem de gönlüm o günleri ve onu unutamıyor. Unutmak istemek için elimden ne geldiyse yapıyorum. Ama kendimi zorladığım ve unutmaya karar verdiğimde sanki kararıma inat o gece rüyamda görüyorum. Öyle tatlı bir rüya yaşıyorum ki bu defa günlerce kendime gelemiyorum... Rüyalar bu kadar mı tatlı olur inanamıyorum. Uyandığımda gözlerimi kapatıp tekrar rüyaya dönmek için neler verilmez ama dünyaları versen de olmaz olmuyor... Sonra kendimi ayıplıyorum hâlimden. Yine kendime kendim cevap veriyorum utanarak. “Sevmek suç mu?”, “Kendime bile yalan söylemek zorunda mıyım?” Hiç kimsenin bilmediği ve hiç kimseye söz edemediğim bu sevgimden kurtulmaya mahkûm muyum? Kurtulmam gerekirse ne yapmalıyım?” diyen İstanbul’dan “İftihar” rumuzlu okuyucumuz, size cevabımız bir Anadolu ezgisinden olacak... “Ekin ektim çöllere” isimli ezgide şöyle iki mısra geçer: “Kime derdimi yansam da/ yana yana gez derler”

Sizin durumunuz da biraz böyle olmuş. Bu durumlarda hani bir söz vardır: “Önce iyi haberi mi söyleyeyim kötü haberi mi?” derler. Biz de sizin bu hâlinizle ilgili önce olumsuz durumunuza dikkat çekelim... Siz bu duygudan ne kadar isterseniz isteyin kurtulacak gibi gözükmüyorsunuz. Hayatta yaşadığınız sürece hemen her söz her ses her obje size onu hatırlatacaktır. “Unutmaya çalışıyorum” derken bile onunla meşgul olan bir beyinden söz ettiğinizin farkında mısınız? Konuya tasavvufi boyuttan yorum getirmek gerekirse sevgiliden bahsetmekten daha keyifli ne olabilir ki? Bu sevginin karşılıksız olduğunu belirtiyorsunuz. Zaten aşk kavuşulduğunda biten bir süreçtir aslında... Asırlar öncesinden de Fuzuli “Aşk imiş her ne var âlemde, / İlim bir kıyl ü kal imiş ancak” diyerek aşkın önemine ve etkisine dikkat çekmiştir... Olumlu olanı söylemek gerekirse gönlünüzün ferman dinlemeyen bu hâlinden siz sorumlu değilsiniz, elbette ki rüyalarınızdan da... Zaten “rüyalarla amel olunmaz” denilmiştir. Yani bu sebeple kendinizi ayıplamayın, gönlünüze gönül koymayın... Ama en güzel olanı hayalle değil gerçekle, duyguyla değil mantıkla yaşayabilmektir. Kendinizi, bugününüzü ve geleceğinizi bir hayalin peşinden sürüklemeyin. F.A.

***

Metrobüs yolu ambulans ve itfaiyeye de açılsa

“Feridun Ağabey, İstanbul’daki trafik sorunu herkesin bir çözüm önerdiği ama kimsenin çözüme kavuşturamadığı bir yoğunluk olarak devam ediyor. Şahidi olduğum bir durumu sizinle paylaşarak yetkililere bir öneri getirmek istiyorum. Şirinevler metrobüs durağında beklerken Bahçelievler istikametinden Avcılar yönüne doğru iki itfaiye aracının siren çalarak yol isteyerek gitmekte olduğunu gördüm. İtfaiye aracı Yenibosna’ya doğru ilerlerken ben de durağa yanaşan metrobüse bindim. Metrobüs Şirinevler’den kalkıp Yenibosna’ya gitti. Ardından Sefaköy’e tırmandığında Çobançeşme mevkiinde baktım itfaiye aracı hâlen E-5’te siren çalarak yol istiyordu. Yani metrobüs itfaiye aracını çoktan geçip gitmişti. Hatırıma geldi. İtfaiye aracı da metrobüs yolundan gitse varacağı istikamete daha çabuk gider. Ambulans ve itfaiye araçları de metrobüs yolundan yararlansa.”

Ferhat Tuğcu- İstanbul

***

Otomatik mi manuel mi?

“Feridun Ağabey kendi arkadaş çevremde ısrarla savunduğum bir konu idi manuel araç kullanmak. Otomatik vites kullanmaktan yana değildim. Ama ben bunu aracımı sürdüğümü hissetmek anlamında dile getiriyordum. Bir keresinde vitesli aracımı servise verdiğimde servis bana ikame araç verdi. Otomatik vitesti. Bu sürede araçta kendimi sürücü gibi değil de yolcu gibi hissettim. Hayli moralim bozuldu inanın. Manuel arabama kavuştuğumda var ya, nasıl sevindim bir bilseniz. Gece rüyalarıma girdi inanın. Şimdi bir paylaşımda gördüm ki Japon bilim adamları da bu konuya kafa yormuşlar. Onların yaptığı araştırmaya göre manuel araç kullanmak alzaymır riskini azaltıyormuş. Aksine otomatik araç kullananlar erken bunama riski ile karşı karşıyaymış. Siz bu konuda ne dersiniz?” diyen İstanbul’dan değerli okuyucumuz Faruk Kılıç kardeşimize, bilim insanlarının açıklamaları bilgimizin üzerindedir. Doğruluğunu yanlışlığını tartışmak da bize düşmez. Görüşünüze saygı duyuyoruz. Gönderdiğiniz bilgi paylaşımındaki bir yorum ise konuyu güzel özetlemiş: “Otomatik araç can ise manuel araç heyecandır” F.A.

Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.