Avcılar Yenibosna arasında daha sık şahit olduğum bir durumu paylaşacağım... Metrobüslerin yoğunluğu ayrı bir konu, yolcuların durakları doldurması ayrı bir konu. Ancak metrobüs şoförlerinin araç kullanırken yaptıkları belki onlara göre çaresizlik ve mecburiyet ama bize göre olabildiğince tehlike ve risk içeren hâl ve hareketlerini sizin aracılığınızla bildirmek istiyorum. Tabii ki bazı şoför arkadaşların yaptıklarına dikkat çekmek istiyorum. Bazen durakta yolcu almadan geçmek gerektiğinde sanki durak yokmuş gibi yolcunun önünden “vuuv!” diye geçip gidiyorlar. Bir yolcu duracak zannederek adım atsa kesinlikle altına alır, durma şansı yok. Bazı şoför arkadaşlar dalgınlıktan mı yorgunluktan mı bıkkınlıktan mı bilemiyorum geliyor geliyor durakta öyle bir sert fren yapıyor ki neredeyse yere kapaklanacak durumda kalıyoruz. Bazı şoför arkadaşlar dikkatsizlikten mi, umursamazlıktan mı acelecilikten mi bilemiyorum yolcu henüz binerken kapıyı kapatıp hareket ediyor. Birlikte olan iki yolcudan biri biniyor diğeri binemeden kapı kapanıyor. Bağırış çağırış fayda vermiyor. Biri metrobüste gitmeye başlıyor diğeri durakta kalakalıyor. Sonra nerede tekrar buluşurlarsa artık...
Bir keresinde yine Yenibosna’da şahit olduğum bir olay. Burada elbette ki yolcunun da büyük hatası vardı ama kapı kapanmadan yetişeyim diye içeri zorlarken kapanmakta olan kapı tekrar açılınca umulmadık bir açılma oldu, yolcunun dengesi sarsıldı ve sırtüstü araçla kaldırım arasına yuvarlandı. Bu arada beli de açık kapının eşiğine denk gelince adamcağızın galiba beli kırıldı. Kenara çektiler. Ambulans çağrıldı. Elbette ki yol tıkanmaması lazımdı ve metrobüs amirin izniyle yoluna devam etti. Ama biraz da şoförün erken kapatıp hareket etmek mecburiyeti vardı galiba...
Bu şoför arkadaşlar neyle yarışıyor bilemiyorum ama zamanla yarıştıkları belli. Onların saatleri mi kısıtlı, süreleri mi var, beklememeleri mi lazım bilemiyorum... Burada konuyu şoför arkadaşların sırtına yüklemek istemiyorum. Çünkü gerçekten çoğunluğunun büyük bir fedakârlıkla çalıştıklarına şahidim. Bireysel ihtiyaçlarını gidermeye bile vakit bulamadıkları oluyor bazen. Ama sonuçta hem onlar mağdur hem yolcu mağdur hem de normal sürecin dışına zorlandığında böylesi kaza riskleri, agresif sürüşler ve duruşlar, yolcuların memnuniyetsizlikleri gündem oluyor... Daha enteresan bir şey söyleyeyim binbir emek verilerek bir sürü masraf edilerek yapılan beton yollar çok çabuk parçalandı ve metrobüste sarsıntının önemine dikkat çekmek açısından söylüyorum, oturduğunuz koltukta kitap okumanız sarsıntıdan neredeyse mümkün değil. Hele bazı yerler var ki teker parçalanmış zemine öyle bir vuruyor ki adaleleriniz hırpalanıyor. Yazık bu araçların montaj yerleri bu sarsıntılarla laçkalaşmaya maruz kalıyor...
Daha enteresan bir şey söyleyeyim bir keresinde ön kısmında ayakta seyahat ederken Zincirlikuyu’da iken dikkatimi çekti. Şoförün ekranında motor lambası sarı arıza veriyordu. Galiba kırmızı yanana kadar sorun çıkarmıyor diyerek olsa gerek sefer yapmaya devam ediyordu araç. O hâlde Boğaz Köprüsüne doğru süzüldük. Şoföre bir şey desem mi diye düşünmedim değil ama adamcağızın gözü önünde yanıyordu. Düğme aç kapa yaparken ekrana baktığı için görmemesi mümkün değildi. Demek ki o da farkındaydı bu arıza lambasının... Yani diyeceğim toplu taşımada çok önemli bir görevi olan kendilerine teşekkür ettiğimiz şoför arkadaşlarımızın da kim bilir ne haklı sebepleri olduğunu da düşünerek sizin aracılığınızla büyük şehrin büyük sorunlarından biri olan ulaşıma çözüm olarak sunulan ve gerçekten büyük şehrin en önemli can damarlarından biri olan metrobüs ulaşımına yetkililerimizin, mühendislerimizin; şehir planlamacılarının; şoförlerimize binlerce insanla muhatap olduklarını düşünerek destek vermesi gereken psikologlarımızın, araçlarımızın ve yollarımızın tamir ve bakımını üstlenecek teknik adamlarımızın vb. şöyle yeniden bir kafa yorması lazım diye düşünüyorum.
Şoförler de insan... Yolcular da insan... Bu yollar bu şehrin yolları, bu araçlar bu milletin araçları... Kalabalık şehir son haddine kadar devreye sokulmuş sistem herkesi zorluyor... Hata yaptırıyor... Strese sebep oluyor, sorun yaşatıyor... Buna çözüm yine yetkililerin bu konuya bu açılardan bakmasıyla mümkün olacak gibi gözüküyor... Saygılarımla.
Bir metrobüs yolcusu
Temiz şehirlere temiz kabristanlar
Geçtiğimiz hafta sabah namazı sonrası bir değerli ağabeyimle Eyüp Sultan’a yakınlarımızın ve büyüklerimizin kabirlerini ziyarete gittik. Kabristanda kabirler arasından geçerken gördük ki bazı tarihî mezar taşları kırılmış, yan yatmış; kabirleri yabani otlar kaplamış hatta temizlik gerekecek şekilde bazı atıklar da kabirler arasında birikmiş. Birçok insan işsiz geziyor diyoruz. Belediyelerimiz halka hizmet diyorlar. Belediye araçlarının en görünür yerine 'Temiz kent' yazıları yazıyorlar. Oysa gidip bakın kabirlerimizin çoğunluğu böyle bir temizlenmeye, atıkların toplatılmasına ihtiyacı var. Şehirleri sokakları temizlemek için gayret gösteren belediyelerimizin mezarlıklara da benzer hassasiyeti göstermesi imkânsız bir şey mi?
Mehmet Altunkeser

