Geçenlerde TV kanallarına göz gezdirirken bir kanalın sabah kuşağı programında kızının önünde yalvaran bir babayı görünce durdum. Normalde sabah kuşağı programlarını pek seyretmem. Ancak tesadüfen rastladığım bu manzara dikkatimi çekti. Sanırım sizler de sonradan duymuşsunuzdur. Haberlerde ve sosyal medyada da yayınlandı. Stüdyoda bir baba kızına yalvarıyor: "Kızım! Ne olur o kişiye gitme. Gel evine dön” diyor.
Dedikleri genç kızdan sekiz on yaş büyük birçok suça karışmış, hapse girip çıkmış birisi.
Stüdyoda bulunan hukukçular anne baba seyirciler yalvarsa da genç kız her defasında herkesi reddedip “onunla evleneceğim” diyor.
Bu bence tam bir akıl tutulması değil mi? Bir genç kız kendinden onca yaş büyük evli ve çocukları olan hapse girip çıkmış ve suçlara karışmış işi gücü olmayan birisiyle evlenmekte bu kadar niçin ısrar eder ki?
Daha önce de haberlerde benzer olayları ve sonucunda mağdur olan bu uğurda can veren gençleri içimiz burkularak izlemiştik. Hepimizin çoluk çocuğu var. Rabbim evlatlarımızla imtihan etmesin. Evlat imtihanı hiçbir imtihana benzemiyor... Bu olay ve izlediğim diğer benzer haberler sonrasında şaşırarak gördüm ki gençler arasında tuhaf bir tercih var...
Nerede giyim kuşam olarak hâl ve davranış olarak toplum normlarının dışına ve aykırı tipler varsa hep onlarla beraber olmaya çalışıyorlar. Aksine sakin, huzurlu, mutlu bir aile kurmak isteyenleri tercih etmek isteyen pek az... Heyecan mı duymuyorlar, adrenalin patlaması mı yaşamak istiyorlar bu hayat bilerek bilmeyerek gençleri böyle bir ruh hâline getiriyor anlamak zor. Bu durumlara ve sonu hüsranla biten benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için aile içi bağların güçlendirilmesi, eğitim ve öğretimin buna göre yeniden gözden geçirilmesi, insanlarımıza manevi anlamda da bilgi verilmesi gelenek ve göreneklerimizin canlandırılması ve çocuklarımızı bu doğrultuda yetiştirebilmemiz gerekir. Derler ki: Gök kubbe iki şey üstünde durur. Biri büyüklerin gözyaşı diğeri çocukların tebessümü...
Abdulvasih Duran
Birkaç saniye içinde sesiniz kopyalanabiliyorsa
"Feridun Ağabey, son zamanlarda cep telefonuma bazı bilmediğim numaralar geliyor. Açıp 'alo' diyorum. 'Buyurun' diyorum ama bir türlü karşı taraftan cevap gelmiyor. Bir süre sonra da telefon kapanıyor. Kendim geri dönüp aradığım zaman da telefon çalıyor ama bir kurum ismi verdikten sonra otomatik olarak kesiliyor. Son zamanlarda telefonlar üzerinden insanları sıkıntıya sokan art niyetli kişiler olduğunu bunlara karşı tedbirli olmak lazım geldiğini biliyordum ama bu konuda ne yapmam lazım?” diyen değerli okuyucumuz sorunuzu ilettiğimiz bir sistem uzmanından aldığımız cevabı sizinle paylaşalım. Diyor ki:
“Tanımadığınız bir numara arıyor ve karşı taraf ses vermiyor. Siz ne yapıyorsunuz? İster istemez 'alo' veya 'buyurun' veya 'kimsiniz' gibi sözlerle cevap bekliyorsunuz. Eğer arayan numarayı yönlendirenler art niyetli iseler bu çok kısa ses kaydınız bile yapay zekâ ile kopyalanıp ses klonlaması yapılabiliyor. Bu art niyetli kişi veya kişiler bu sesle sizin sesiniz imiş gibi bir yakınınızı arayıp hiç ummadığınız yakınlarınızı siz aramış gibi arayabiliyorlar. Konuşma sizin sesiniz gibi olduğu için karşı tarafa sesinize inanıp ne istekleri varsa söyleyebiliyorlar. Bu bir şekilde senaryo dolandırıcılığı gibi oluyor...
Böyle durumlarda ne mi yapmamız isteniyor? Öncelikle bilmediğiniz numaraları gerek olmadıkça açmayın. Ola ki bir telefon beklerken arandı iseniz açtığınızda konuşan taraf ilk siz olmayın. Biraz beklediğiniz hâlde telefonunuza ses gelmiyorsa kapatın. Bilgisayarınızda isterseniz ayarlardan yalnızca rehberde kayıtlı olan numaraların aramasına izin verebilirsiniz. Bilinmeyen numaraları sessize alabilirsiniz... Bir de şöyle bir hatırlatmada bulunuyorlar. Aileniz içinde böylesi durumlar için önceden bir parola belirleyebiliyorsunuz. Sizi bilinmeyen numaradan arayan aile yakınınızın sesi de olsa ona parolanızı sorabilirsiniz. Örnek olarak 'elmayı mı seversin?' dediğinizde o 'hayır kayısı' der ise sizi bilinmeyen numaradan arayan yakınınız demektir. Veya başka özel sorularla da kişinin yakınınız olup olmadığını çıkarabilirsiniz. Hemen 'ses geldi öyleyse yakınımdır' diye paniklemenize gerek yok. Böylesi durumlarda en güvenli yolun panik yapmadan telefonu kapatıp gerekirse o kimseyi kendi telefonundan aramaktır...”
Umarım verilen bilgi faydalı olmuştur. F.A.
Amaç ceza kesmek değil bu insanlara çözüm üretmektir
"Benim derdim canlı hayvan satışı ve kesimi yapan yerler ile alakalı. İsmini size verdiğim yerde canlı hayvan satışı ve kesimi yapılmaktadır. 'Adaklık' tabir edilen yerlerdir...
Sağ olsunlar eskiden nüfus az iken, buralarda yerleşim yok iken böyle yerler insanların da ihtiyacını görüyordu. Ancak günümüzde aşırı şehirleşme ve yerleşik insan hayatının yayılması ile bu tür canlı hayvan satışı ve kesimi yapılan yerlerin şehrin kısmen daha tenha yerlerine taşınması daha uygun olacaktır. Şimdi buralar şehir içinde kaldı ve etrafa yayılan kokudan inanın nefes alamıyoruz. Ortalık ağır bir hayvan dışkısı kokuyor. Ayrıca hijyen kurallarına dikkat edilmesi de sağlık açısından çok önemlidir. Çekmeköy Belediyesi tarafından bu yerlere bir düzenleme getirilmesi bu yerlerin daha müsait ve temiz bölgelerde işlerine devam etmelerinin sağlanması konusunu arz ediyorum. Belki o insanlar da bunun farkındadır ama kendi imkânlarıyla bu taşınmayı sağlayamamaktadır. Belediye olarak o insanlara yardımcı olunca halka böylesine hizmet veren insanların dinî vecibelerini yerine getirmeleri için çalışan bu kimselere daha sağlıklı ve hijyenik mekânlar açarak orada görev yapmaları sağlansa hem vatandaş bu kokudan bu risklerden kurtulur hem bu yerlerde hizmet vermeye çalışan bu esnaf belediyenin desteğiyle daha sağlıklı ve hijyenik mekânlarda hizmet sunar... Şikâyet etmek, ceza kesmek cezalandırmak değil burada amaç. Amaç, sürdürülebilir bir hizmeti temiz ve hijyenik ortamda sağlayabilmek için bu hizmet sağlayan kişi ve kuruluşlara belediye olarak kurumsal destek olmaktır. Belediyemizden bu konuda destek bekliyoruz. Saygılarımla."
Bir vatandaş

