Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
"Doğal insanı kurtaracakken yapay zekâya yenilmek"...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Feridun Ağabey, yıllar önce medyada okumuştum. İtalya terk edilmeye başlanmış veya terk edilme potansiyeli bulunan köylerini yeniden canlandırmak için bir proje oluşturmuş ve pilot uygulama için seçtiği 21 köy için köy başına ortalama 20 milyon avro bütçe oluşturmuş.

“Ulusal Yeniden Yapılanma ve Dayanıklılık Planı” adı altında yürütülen program başarılı olursa ülke genelinde proje için toplam 1 milyar avro bütçe açıklamış... Hâlbuki o köyler zamanında korunabilseydi destek için belki de üç dört milyon dolara bu iş çözülemez miydi?

Aynı tehlikeye karşı bizim de iş işten geçmeden tedbir alabilmemiz çok isabetli olacaktır. Bizim de ülkemizde otuz, otuz beş bine yakın köy var iken şehirlere yakın birçok merkez köy, 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile kırsal mahalleler hâline getirilince köylerin sayısı azaldı. Şimdi köylerimiz on sekiz-yirmi bine kadar düştü... Köy olduğunda ekip biçilebilecek birçok tarla, bağ bahçe köy statüsüne göre değil mahalle statüsüne göre değerlendirilir oldu.

Yıllardan beri söylerim hep, teknoloji ve dijital süreç eğer düzgün ve insan faydasına değil de kendi gelişimine göre yayılırsa bu insanlığa fayda yerine zarar verir. Bu ilk başta anlaşılmayıp kolaylık zannedilerek insanlık kendini kandırır.

ZENGİNLER KÖYE FAKİRLER ŞEHRE YÖNELDİ

Zaman içinde üretimden kazanamayan, ürettiğini satamayan ve sonuçta artık köyde geçinemeyen aileler şehre göç etmeye başlayınca köyler de nüfus da azalmaya başladı. Bir süre sonra şehre gelenler iş bulamamaya veya ucuz işlerde çalışmaya; karın doyurma derdine düşmeye başlarken şehirlerde yaşayan nice büyük holding CEO’su emekli olduktan sonra, şehir hayatının mekanik sıkıcılığından kendini kurtarmak için köylere yakın yerlerden toprak alıp hobi şeklinde tavuk beslemeye, bağ bahçede bitki yetiştirmeye filan yöneldi...

Oysa bir yanlışlık vardı bu işte... Örnek olarak köylü köyde ürettiği yoğurdunu getirip şehir pazarında semt şarküterinde ihtiyaç sahiplerine sunuyordu. Alanlar, sağlıklı yoğurt tereyağı vb. yerken nereden nasıl bir sistem gelişti ise teknolojiyle birlikte büyük büyük firmalar büyük büyük marketlerde türlü çeşit ve marka yoğurtlar, tereyağları peynirler vb. üretip satmaya başladı. Hemen hepsi hijyen şartlarında ve albenili cazip hâldeydi. Herkes zevkle güvenle ve kolayca erişebiliyordu. Ama zavallı köylünün yoğurdu elinde kalınca tereyağı elinde kalınca köylü üretemez oldu. Sonrasında köylü durduğu yerde ekmek yiyemez olunca bir umut şehirlere taşınmaya ve orada bir umut iş aramaya başladı. Bu uzunca bir süreçti elbette... Yine “okusun da bizim gibi sürünmesin” diye çocuklarını okutmaya şehirlere gönderenlerin çocukları da köylere bir daha dönmez oldu... Belki yarım asırdan fazla süren bu değişim dönüşümde kimse farkında oldu veya olmadı ama gelinen noktada şehirlerde, şehirlere gelen nice köylü bir lokmanın derdine düşerken şehirlerin stresli ortamından bunalan varlıklı niceleri de emeklilik günlerinde köy hayatını şehirden uzakta mini çiftliklerinde vb. yaşamak ister oldu.

Öte yandan yüksek teknoloji bütün dünyaya kolaylık sunmak isterken ileride kimleri ne hâle getireceğini düşünüyor muydu bilinmez. Birkaç absürt örnekle açıklayabilirsem şöyle ki soğan doğramaya makine çıkınca evde hanım soğan doğramayı bıraktı. Hamur karma makinesi çıkınca hamur karmayı bıraktı. Bugün kahve yapmayı bile makinelere bıraktığımız gibi... Aslında bu gerçekten kolaylık değil mi? Tabii ki kolaylık ama bu tür eylemleri yapabilen durumda iken hayatı yaşıyorduk. Şimdi hepimiz yavaş yavaş başkasının yaptığını beklemeye başladık. Üretenimiz de bir bakıma tüketen olmaya başladı.

***

YÜKSEK TEKNOLOJİYE TUŞ OLMAK

Yüksek teknoloji o hâle geldi ki kendi kendini bile demode eder oldu... Teknik cihazlar ve programlar sürekli kendini yeniler kendini günceller hâle gelince farklı nesiller değil aynı nesiller bile yeniliklerin peşinde koşar hâle geldi. Şartlarını zorlayıp taksitle aldığı yüksek fiyatlı cep telefonu veya bilgisayarı veya mutfak robotu vb. son taksitini ödeyene kadar elindeki demode olup yenisi piyasaya çıkmaya başladı. Kazançlar teknolojiye gitmeye ve yenilik peşinde koşar olmaya çağrıldı insanlar. Buna direnenler direnmesiyle bir kenarda kaldı.

Dijital dünyanın kolaylığına alışan insanımız bilerek bilmeyerek üreten kim varsa kenarda bırakmaya kendisi de dâhil hemen herkesi tüketici olmaya sürükledi... “Falan sitede filan ürün şu kadar ucuz” derken ve “tıkla gelsin” “sepete ekle” vb. yaparken kendi mahallesinden ekip biçip üretip hazırladığı el emeği göz nuru ürünleri üretip getirene kimsenin bakmadığı bir sürece gelindi. İşin garibi bu tür yerli teknolojiyi üretecek bilgi birikim olmayınca o teknolojiye bağlı kalmak mukadder oluyordu...

Şimdilerde gele gele iş yapay zekâya geldi. Yapay zekâ normal zekâyı şaşırtır oldu.

Doğrusunu söylemek gerekirse yapay zekâ karşısında herkesin ağzı açık kaldı. Hepimizin zekâsı aklı fikri şurada kaldı... Derken insanlar yapay zekâ geliştikçe ve mesleklerde yer edinmeye başlayınca insanlar iş ve ekmek derdine düştü... Yapay zekâ ile insanların mesleği de elinden gitmeye başladı... Doktordan daha hassas ameliyat eden robotlar üretildi. Ressamdan daha müthiş resim çizen programlar, şarkıcıdan daha iyi sesi çıkan, oturup yarım saatte senaryo yazan programlar insana parmak ısırttı. Birbirini taklit etmeye başlasa da şimdilik kolaycılık daha hoşa gidiyordu... Aklımızı bıraktık yapay aklın peşine takıldık. Aklımızı başımıza almazsak galiba aklımızdan da olacağız...

İsmail Dedeoğlu- Konya


Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.