Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Kılıçdaroğlu: Kahraman mı hain mi?
0:00 0:00
1x
a- | +A

Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına geri dönmesi, bazı CHP çevrelerinde hayli sert tepkilere yol açtı. Özgür Özel’in genel başkan seçildiği, delegelerin oylarının İmamoğlu tarafından hukuka ve meşruiyete aykırı biçimde oluşturulan fonlarla satın alındığı şaibeli 2023 kurultayı mahkeme tarafından geçersiz sayıldı ve Kılıçdaroğlu eski görevine iade edildi. Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde ve çeşitli parti toplantılarında “Hain Kemal” sloganlarının atılması, Kılıçdaroğlu’nun kısa sürede kahramanlıktan hainliğe indirildiğini gösterdi.

Mahkeme kararının hukukiliği, siyasi saiklerle verilip verilmediği ve parti içi demokrasi üzerindeki etkileri elbette tartışılabilir. Ancak, Kılıçdaroğlu’nun bir kayyım gibi takdim edilmesi yanlış. Mahkeme, dışarıdan, yeni bir kişiyi CHP’nin başına atamamış; geçersiz saydığı kurultaydan önce görevde bulunan yönetimin geri dönmesine karar vermiştir. Kurultaydan önce CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu değil de başka biri olsaydı, aynı hukuki mantık gereğince, o kişi görevine dönecekti. Dolayısıyla, karar, bazı CHP mensuplarının ve hızlı CHP taraftarlarının tuhaf şekilde inandığı gibi, Kılıçdaroğlu’nun şahsına özel olarak verilmiş değil.

Bu tespiti yapmak, Kılıçdaroğlu’nun başarılı bir siyasetçi olduğunu söylemek anlamına gelmez. Tam tersine, Kılıçdaroğlu uzun genel başkanlık döneminde ciddi hatalar yaptı. AK Parti iktidarı karşısında tutarlı, inandırıcı ve fikrî bakımdan güçlü bir alternatif oluşturamadı. Muhalefeti çoğu zaman uygulanabilir politika teklifleri üzerinden değil; sert suçlamalar, tartışmalı iddialar ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden yürüttü. Yeni anayasa tartışmaları sırasında sarf ettiği “Ancak cesedimizi çiğneyerek bunu gerçekleştirebilirler” sözü, demokratik siyasetin uzlaşma ve müzakere mantığıyla bağdaşmayan talihsiz bir ifadeydi.

Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasındaki tavrı da kendisi açısından büyük bir siyasi tutarsızlık oluşturdu. Daha önce bir darbe girişimi hâlinde darbeye karşı tankın üzerine ilk kendisinin çıkacağını söylemişti. Buna rağmen, 15 Temmuz gecesi darbecilerin kontrol altında tuttuğu İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan kolayca ve herhangi bir problemle karşılaşmadan ayrılması, kendisine yöneltilen önemli eleştirilerden biri hâline geldi. Böyle bir siyasi geçmişe sahip olan Kılıçdaroğlu’nu büyük bir “demokrasi kahramanı” olarak görmek zaten isabetli değildi.

Ne var ki onu bugün “hain” ilan edenlerin önemli bir kısmı, daha birkaç yıl önce Kılıçdaroğlu’nu bir tür kahraman olarak görüyor ve Erdoğan iktidarına son verecek büyük lider olarak alkışlıyordu. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığı âdeta tartışılmaz bir tercih hâline getirilmişti. Kılıçdaroğlu’na yönelik her itiraz, muhalefete ihanet olarak sunuluyordu. Eski CHP’li Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin adaylığına verilen ölçüsüz tepki bunun çarpıcı örneğiydi. CHP’nin 2018’deki Cumhurbaşkanı adayı olan İnce, 2023’te Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıktığında ağır saldırılarla karşılaştı ve seçimden birkaç gün önce adaylıktan çekilmek zorunda kaldı. Bugün, aynı siyasi kültür, bu defa Kılıçdaroğlu’nu düşmanlaştırıyor. Dün Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek hainlikti; bugün Kılıçdaroğlu’nu savunmak hainlik sayılıyor.

Bu yaklaşım, CHP’de fikrî tutarlılığın ve demokratik hoşgörünün ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Ne var ki, parti içi ihtilafların program, ilke ve siyaset tartışmasıyla değil; kahramanlık ve hainlik yaftalarıyla yürütülmesi sadece CHP’ye zarar vermez. Ana muhalefet partisinin bu zihniyeti, Türkiye’de demokratik siyasetin gelişmesinin önünde de ciddi bir engel oluşturur. Demokrasinin ihtiyacı yeni kahramanlar veya hainler değil; kurallara, fikrî tutarlılığa ve siyasi çoğulculuk ilkesine bağlı aktörlerdir.

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.