BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ortaya karışık...

Bugün Ankara’nın denizi gibiyim; öylesine dalgalı, öylesine deli, öylesine serseri…

Şaka şaka, bir haftadır hastanede refakatçiyim, sanırım biraz bunaldım. Biraz derken öyle bir bunaldım ki; erkek olsam tecili bozup askere gitmiştim bu kafayla!

Neyse, stres yapmıyoruz ortaya karışık devam ediyoruz;
-Mesaj attıktan sonra ‘aniden çevrim dışı olanlar’, ne oluyor? Çatıdaki okçular tarafından vuruluyor musunuz?

 

-“Canım istemiyor” cümlesine saygı duyulmalı ve normalleştirilmeli. Nezaket için bahane bulmak kişinin kendine yaptığı bir haksızlık. Net…
 

-Kadın kocasına sormuş: “Evlenirken beni sana kim tavsiye etti?” Adam cevap vermiş: “Ne bileyim hatun, düşman çok!..”
 

-Nevresim takımını değiştirmek için gereken süre; 10 dakika, nevresim takımını değiştirmeye psikolojik olarak hazırlanmak için gereken süre; üç gün…
 

-Allah aşkına Antep fıstığını salamın içine saplamak kimin fikri? Ne alaka yav ne alaka?
 

-Memlekette onuruyla kilo alan tek bir insan yok, ya antidepresandan ya da Kortizondan falan… Biri de çıkıp demiyor ki; “Bol sumaklı lahmacunu iç ettim, tatlıya yumuldum, Adana dürümü parçaladım...”
 

-İki tane erkek yeğeniniz olunca, kadınların erkeklerden daha zeki olduğunu uygulamalı olarak öğreniyorsunuz. Suyu masaya döküp, yalamak nedir ya?!.
 

-Metrodan inerken, insanlar çıkmamızı beklemeden binmeye çalışınca "Tane tane, önce biz ineceğiz; sonra siz bineceksiniz!” diye bağırma âdetim var. Bir gün bıçağı takacaklar ve tarihe 'İlk görgü kuralları kurbanı’ olarak geçeceğim.
 

-Bu yırtıcı hayvanlar avlarını kaçırınca nasıl üzüntüden ölmüyorlar ya? Benim yemeye hazırlandığım pizza bir anda koşup benden kaçsa kahrolurum…
 

-Konu komşu görmesin diye perdeyi kapatan adamlar gitti, karısını oynatıp bir de ‘canım karım’ diye paylaşan adamlar geldi!..
 

-Papatya çayının sinirlerimi yatıştırması için, papatya çayına silahla üç el ateş etmem lazım…
 

-Çay demişken çayı 10 TL’ye içtiğim kafede garson “tatlı olarak ne alırdınız?” deyince “ kesme şeker!..” dedim. Dönsün dünya… Umarsızca…
 

- İnternetten alışveriş sitelerini gezerken 1650 liraya fondöten gördüm; ‘ben bu paraya evi boyatırım!’ dedim ve kapattım!
 

-Diyete başladım, diyetisyenim diyor ki: “Kalorili gıdalardan uzak dur. Acıkırsan marul, salata, havuç falan ye, onlarda kalori olmadığı için kilo almazsın.” Ya benim küçükken 8 kilo olan bir tavşanım vardı. Genetik bu kilolar, genetik! Hep anne tarafım yüzünden.
 

-Birilerine bir şeyler anlatırken olayın en heyecanlı yerinde 'Haksızsam haksızsın deyin' diyerek kimsenin ‘haksızsın’ diyemeyeceği bir ortam sağlayıp konuya devam edenler, size de selam olsun…
 

-Mahallede bi deli var. Her gün önüme çıkıp bir şey söylüyor… Dün, “Tırnaklarımızı keseceksek neden uzuyor?” diye sordu. “Koli bandının başını bulmak için” dedim. “Sende de var bi şeyler…” diyor.
 

-Uyumak için koyun sayıyordum, 32’nci koyun çite takıldı, atlayamadı; sinirlendim uykum kaçtı!
 

-Neyse ki herkes delirdi de dikkat çekmiyoruz…
 

-Çayı taşırken bakmayınca dökülmüyor, bakınca dökülüyor. Fazla ilgi çayı bile şımartıyor!..


Ninem diyor ki; Âlim kocar koç olur, cahil kocar hiç olur...

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622406 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/halime-gurbuz/622406.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT