BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kahraman şehidimizin muhteşem vasiyeti

Şehit Astsubay Musa Özalkan, önceden içine doğmuş olan şehadet mertebesine ulaştı. O yüksek derece ile birlikte, bize emanet ettiği vasiyetteki muhteşem ideal, herkesi ama herkesi hayran bıraktı…
 
Zeytin Dalı Harekâtı’nın ilk şehidi, Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan, arzu ettiği en yüksek mertebeye kavuştu. Şehitlik derecesinin ne kadar şuurunda olduğunu da, hayatta iken verdiği mesajlardan öğreniyoruz. “Biz aşkı vatanı için canını verenlerden öğrendik…” diyen Şehit Astsubayımız, Çanakkale’deki Seyit Onbaşı’nın, 15 Temmuz ihanet kalkışmasında canını feda ederek; ülkeyi âdeta uçurumun kenarından döndüren Astsubay Ömer Halisdemir’in, bu vatan için yaptıklarını hep anıyordu. Aynı şekilde İzmir’de, teröristlerle göğüs göğüse çarpışıp şehit düşen kahraman polis memuru Fethi Sekin’i, Trabzon’da; henüz hayatının baharında iken, hainler tarafından kalleşçe vurulan Eren Bülbül’ün vatan ve millet sevgisini ve bunun için canlarını feda etmesini daima göz önünde tutuyordu… Şehit Musa Astsubayımız, vatan ve millet için o kadar yüce idealler besliyordu ki, bunların kendi vefatından sonra da sürdürebilmesi için, bizlere muhteşem ve bir o kadar da sorumluluk ihtiva eden vasiyet bıraktı. Bakınız şehidimiz arkadaşına neler yazmış, hep beraber okuyalım: “Vasiyetimdir. Şehit olursam Kurt – Ar Derneği aracılığı ile Telafer’deki Türkmen balalar için anaokulu-kreş veya kültür merkezi. Devletin bana vereceği paradan yaptırılması ve ismimin konması… Aileme iletirsin, telefonumdan gelen mesaj kayıtlı dursun, şahit olsun…” Şu asalete, şu gönül zenginliğine, şu insanlık için adanmışlığa, şu yüce millet ve vatan sevgisine hayran olmamak ve imrenmemek mümkün müdür? Bu vasiyetin sahibi, geride gözü yaşlı bir eş ve henüz beş aylık olan bir kız çocuğunu bırakan 30 yaşındaki kahramandır. Emin olunuz, her bir şehidimizin istisnasız olarak, mutlaka böyle yüksek idealleri vardı. Ve zaten o millî ve manevi değerleri korumak uğruna da, nihayetinde canlarını feda ettiler. Hepsini rahmetle ve minnetle anıyoruz. Afrin’de şehit düşen Musa Astsubay’ı, Oğuz Kaan Üsteğmen’i, Uzman Çavuş Mehmet Muratdağı’yı ve başka yerlerde şehadet şerbetini içmiş olan diğerlerini… Hepsinin hatırası, milletçe daima gönlümüzde olacak.
Şehit Musa Astsubay’ımızın vasiyeti de, hiç şüphesiz yerine getirilecek. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı da, cenaze töreninde bu hususu dile getirdi; “Yavrumuz attığı tweetlerde, şehadetten kendisine gelecek olan paranın bile nereye yatırılması gerektiğini bildirdi. Evladımızın bu vasiyetini zaten Türk milleti olarak en güzeliyle hallederiz” dedi. Diğer taraftan MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli de, şahsen bu vasiyeti yerine getirmeyi üstlendiğini açıkladı. Bütün bu güzellikler, bizim millî şuurumuzun bir tezahürüdür. Millet olma vasfımızın bütün dünyaya örnek olacak şekilde, en çarpıcı biçimde hayata yansımasıdır. Evet, kesinlikle milletimiz, Şehit Musa’nın bu herkes için ibret dolu isteğine gerekli alakayı gösterecek, onun ismini ve hatırasını pek çok yere şeref levhası olarak asacaktır. Zira Türk milleti, asırlar boyu böyle kahramanların fedakârlıkları sayesinde her türlü zorluğun üstesinden gelmeyi başardı… O sebeple şehit ve gazilerine karşı nasıl hareket edeceğini gayet iyi bilir. Bu arada, ikide bir insanlık konusunda bize öğüt vermeye kalkışan kimi çevrelerin de, Şehit Musa’nın yukarıdaki vasiyetinden alacakları pek çok dersler var. Değil mi ki masum ve savunmasız insanların kanını dökmekten sakınmayan sözüm ona bazı ‘medeni’ devletler, işledikleri insanlık suçunun hesabını vermeye yanaşmadan, hep başkalarını hesaba çekmeye kalkışıyorlar. İşte onların Şehit Musa gibi kahramanlarımızın böylesine asil, insani, vicdani ve medeni yaklaşımlarını iyi anlamaya çalışması gerek.
Gittiği her yere öncelikle barış ve huzur götüren, insanlara korku ve dehşet yerine ümit ve güven telkin eden, muhtaçlara, acizlere hizmet eden Mehmetçik, daima ve her yerde iyilik sembolü olmuştur. Buna başkaları ister inanır ister inanmaz, kabul eder veya etmez, hiç önemli değil. Zira hakikat ortadadır. Birileri bunu görmüyorsa gözleri kör demektir. Aman dileyen her kim olursa olsun, şefkat ve merhamet gösteren, kendisine kurşun sıkan terörist teslim olduktan sonra üşümesin diye parkasını çıkarıp giydiren Mehmetçiğin asaletine, vicdanına milletçe her vakit kefiliz. O yüzdendir ki, Zeytin Dalı Harekâtı’nın neticesinde de daha önce başka yerlerde olduğu üzere, huzur ve güven ortamı tesis edilecektir. Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Yemen’i ve daha pek çok yeri karıştırarak, halkı birbiriyle çatıştırarak o ülkelerin kaynaklarını sömürmeye çalışan küresel güçlerin, Afrin için endişeliyiz demeleri, timsahın gözyaşlarından başka bir şey değildir. Hiçbir kıymeti de yoktur. Türkiye hariçten okunan bu gazellere elbette kulak asmayıp doğru bildiğini yapmaya devam edecektir. Temennimiz mümkün olan en kısa zamanda ve ordumuzun kayıp vermeden bu harekâtı da zaferle tamamlamasıdır. Türk milletinin ve İslâm Dünyasının duaları bunun içindir. Ve inşallah bu dualar hürmetine zafer kat’idir… 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600355 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/600355.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT