BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Küba'da çanlar değişim için çalıyor?

Melih Altınok
Facebook
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Orta Amerika ziyaretinde Colombiya'dan sonra ikinci durağı Küba oldu. Erdoğan ve aralarında kendisini izleyen gazetecilerin de olduğu heyet adaya gece yarısına doğru indi.   
Havaalanı ve otelimiz arasındaki Türkiye heyeti onuruna az da olsa aydınlatılmış yolda ilerlerken içimi garip bir hüzün kapladı.
Zira Havana, unutulmuş şöhretini hatırlatmak için ihtiyarlığına aldırmadan giyimiyle ve tavırlarıyla "gençliğini taklit eden" bir aktristen farksız.
Ülke nüfusunun üçte birinin yaşadığı Havana kırsalla kıyaslanamayacak kadar iyi durumda olsa da, kentteki binaların ve altyapının tamamına yakını 1959'daki devrimden öncesine ait. Kentte gezerken adım başı rastladığınız enkazlar da her gün bakımsızlıktan yıkılan binalardan sadece birkaçı. Sokaklardaki arabalar ve otobüslerse nostalji yapmak için bile çok eski.
Ancak devrimden hemen sonra başlayan ağır ABD ambargosunu ve Sovyet blokunun çözülmesiyle ülkeye yapılan yardımların kesildiğini düşününce insan buna da şükrediyor.
Orta-üst gelir sınıfına mensup bir doktorun bile 20 dolar civarında kazandığı, güzelliği dışında neredeyse doğal kaynağı olmayan ülkede halk hakikaten iyi idare ediyor, ayakta kalmayı başarıyor. 

Zamana inat sökmez

Ne var ki bu "direnişin" onurlu bir halkın kanaatkârlığı ve rejimin iletişim, seyahat, mülkiyet, siyaset gibi en temel alanlardaki katı baskılarıyla sürdürülmesi artık çok zor.
Çünkü Twitter gibi mecraların yasaklanmasına, ülkedeki resmî kanalların duvar kâğıdı yayını yapmasına ve siyasi dedikodunun bile suç olmasına rağmen sokak, daha da önemlisi gençlik dünyaya "bağlı."
Sokaklardaki binlerce turist yalnızca değerli para getirmiyor, evrensele öğüt veren kapalılığın, yerelliğin trajedisini de açık ediyor. Havana sokaklarını arşınlayan "gelecekten gelmiş yabancılar", ülkenin dünün romantizmindeki ısrarını karikatürleştiriyor.
Ancak bu durum sürdürülebilir görünmüyor. Eğitimli, entelektüel, neşeli ve mazbut Küba halkı bu muhteşem adanın üzerine bir dönem için el mecbur çekilen gri boyayı çok yakında kazıyacak.
Ne var ki asıl soru şu? Ortaya çıkacak zemin gökkuşağı gibi göz alıcı mı olacak? Yoksa kimi doğu bloku ülkelerinde şahit olduğumuz üzere Küba'da da karman çorman, uyumsuz ve rahatsız edici bir garabetle mi karşılaşacağız?
Bence Başkan Raul Castro bu dönüşüm sürecine eski reflekslerle direnip, çözümü yine eski dünyanın içe kapanmacı ittifaklarında arayarak inisiyatifi vahşi kapitalistlere bırakmamalı. Eli mutlaka o dağıtmalı. Vicdanlı, adil bir geçiş, beşten büyük dünya ile entegrasyon projesini kendisi başlatmalı.
Ve artık "özgürlük" deyince halkın haklarını değil, önce ve sadece "devletin bağımsızlığını" anlayan Ortodoks sol paradigmanın "imkânsızlığını" kabul etmeli.
Küba sokaklarında adı Atatürk ile birlikte müthiş popülariteye ve sempatiye sahip olan Erdoğan'ın Küba'ya yaptığı son ziyaret, sözünü ettiğim perspektif için çok önemli.
Yalnızca halk değil, Küba yönetimi de Türkiye'nin "farkında." Erdoğan'ın "one minute" çıkışı ve Türkiye'nin son dönemlerdeki mazlum halkların safında konumlanan dış politikası, Küba'da enternasyonalist bir ruhla sahipleniliyor.
Tıpkı Tsipras'lı Yunanistan için yazdıklarım gibi, Türkiye değişen Küba'nın da yanında olmalı; onu desteklemeli.

Bizim Batistalar

Cumhurbaşkanının Havana'daki San Francisco Meydanı'nda yaptığı konuşmanın şu bölümü bence bu noktada umut verici:
"İki ülke arasındaki ticaret hacmi 28 milyon dolar. Bu rakam çok düşük. Bu Küba'ya yönelik yaptırımların da önemli bir neticesidir. Bu konuları da (Castro) kendisiyle görüştük. Bu yaptırımları doğru bulmuyoruz. İnsani açıdan da vicdani açıdan da doğru bulmuyoruz."
Umarım iki ülke insanlığa ve vicdana yaraşır formüllerle daha iyi günler inşa edecek.
O güne dek sizlere tavsiyem Küba'yı, Türkiye'de tehdit, hakaret ve kabadayılık özgürlüğü talep edecek kadar maksimalistleşen ancak adadaki istibdada alkış tutan bizim müzmin muhalefetin potasında değerlendirmeyin.
Çünkü, Erdoğan'ın adaya cami projesini bile, "Havana'da her dinin ibadethanesi var, Müslümanların niçin olmasın" diyerek destekleyen Kübalılar hakikaten başka bir dünyada. Küba'ya zaman zaman tatil devrimciliğine gelen bizim deterjan reklamı artistlerinin, milyon dolarlık çapulcuların Havana sokaklarındaki transları ise turistik bir faaliyet. Neyse hiç olmazsa Küba'da bir işe yarıyorlar. Küba turizmi, sınıfsal olarak  Che'nin ve Castro'nun devirdiği Batista'nın muadili bizim huzursuzlar sayesinde hareketleniyor.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
584817 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/melih-altinok/584817.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT