BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sevgi…

Söz Market
Ömer Söztutan
Facebook
Ayaküstü...
 
Vapurla karşıya geçecekken iftara yetişemeyenler için masum bir şekilde başlatılmıştı iftar çadırları.
Sonra el kesesinden beylik yapılır hâle geldi.
İftar veren bütün belediyeler kimin parası ile iftar verdiklerini ve bunların üçüncü derece akrabalarına varana kadar belediye ile olan ilişkilerini de açıklamalılar.
Bir söz de iş dünyamıza;
Hayır yapacaksanız, önce kendi çalışanlarınızın maaşını artırın.
İftar verecekseniz de kendiniz verin.
Belediyelerin arkasına saklanmayın...
 
(...Mustafa Koç-Okur/Yazar)
 
 
 
 
ÖĞRENDİM Kİ;
 
“-Kendini bulmadan, başkasına kavuşamıyorsun…”
 
 
 
 
Krampon...
 
MUSTAFA Pektemek, sezonu kapatırken sezonu kapattı…
F.BAHÇE, tasarruf amacıyla futbol şubesini basketbol şubesi ile birleştirme kararı aldı...
BİR süre PFDK’ya sevk edilemeyecek Aziz Yıldırım’ın moralli olduğu gözlendi…
BÜTÜN kupaları finalde kaçıran Başakşehir, E-Spor takımına ağırlık vermeyi planlıyor.
 
 
 
 
Bizim pano
 
(...Gökhan’ın okul hatıralarından)
 
“-Bir gün hiç unutmam perşembe yazılı imtihan var...
Ben de derse hiç çalışmamışım...
O zamanlar çok yapıyorduk; hemen salı gününden tanıdık falan bulup bir rapor uydurdum...
Birkaç kez hastaneye gittim, 10 kere telefon falan ettim...
Neyse perşembe günü için raporu aldım...
Teslim ederken sınavın aslında cuma günü yapılacağını öğrenmiştim...
Ama fena geçmedi yine de...”
 
 
 
Tuzaktan Kumanda
 
(...BEYAZ TV – Beyaz Futbol)
 
ERTEM ŞENER: Hocam kavgalı, dövüşlü, küfürlü bir sezonu daha geride bıraktık...
AHMET ÇAKAR: Küfür bizde artık benimsenmiş bir şey Ertem... Biz çocuğumuzu sevmek için bile deriz...
ERTEM ŞENER: Hocam yapma... Tamam geçelim bunu...
 
Xxx
 
SİNAN ENGİN: Bugün neyi tartışacağız?...
ERTEM ŞENER: Arkadaşlarla program öncesi neden bahsedeceğimizi konuşmuyoruz... Gazı kaçmasın diye...
 
Xxx
 
AHMET ÇAKAR: Sevgili Rasim, Galatasaray’ın gerçekleri bunlar değil...
RASİM OZAN: Televizyon tarihinde bir ilk... Ahmet hoca bana ilk defa 'Sevgili Rasim’ dedi...
ABDÜLKERİM DURMAZ: Daha önce bana tam 4 kez 'Sevgili Abdülkerim’ demişti...
 
 
 
Temel'in yeri...
 
İngiltere'ye giden Temel'le Dursun bir araç kiralamış...
Temel sola, Dursun da sağa oturduktan sonra yola koyulmuşlar...
Yolda birkaç çarpmadan sonra Temel uyarmış;
“-Dursun biraz dikkat et, arabayı parçalayacaksın...”
Temel, "Uy anam" demiş telaşla;
"-La arabayı sen kullanmıyor musun?!."
 
 
Sevgi…
 
Her şeyde bir risk vardır.
Her gülümseyişinizi paylaştığınızda,
Her döktüğünüz gözyaşında,
Kendinizi yaralanmaya, incinmeye açarsınız...
...
Sevmek için hiçbir zaman kolay yol yoktur.
Ona dikkatle, tedbirle yaklaşamazsınız.
Sizin silahlarınızı kuşanmanızı beklemeyecektir.
Yüzünüzü çevirmenize aldırmaz,
O her yerdedir, o her şeydir...
...
Sevgi risklerin en büyüğüdür.
Dikkatli değildir, güvenilir değildir.
Ön yargısızdır ve acımasızdır.
Zihni tüm gücüyle vurur,
Ve dizleri üzerine çöktürür.
...
En güzel zamanlarında bile, sevgi acıtabilir.
İhtiyaç duymak acıtır, ait olmak acıtır,
Bir başkasının diğer parçası olmak acıtır.
Hem de hiç rızanız olmadan.
Ama sizi ele geçirdiği andan itibaren,
Tamamen yalnız olmak daha da çok acıtır...
...
Sonuç ne olursa olsun,
Sevgiyi hissettiğinizde,
Asla aynı kalmayacaksınız.
Kalbinizde ve ruhunuzda iz bırakabilir,
Ve sizi anılarla sonsuza dek baş başa bırakabilir..
Veya, sanki yarına hiç ihtiyacınız yokmuş gibi hissetmenize yol açabilir..
Ama sevgi buna değer...
                                      (...Kris Hydmore)
 
 
 
 
itirafım var...
 
(...isim: behiye ...şehir: istanbul ...yaş: on dokuz)
 
Bahar aylarından bir gündü ve biz çocuktuk... Dört kardeş izin alamayınca dokuztaş oynamak için evden kaçmıştık...
Akşama kadar oyun oynadık... Annem bizi arayıp durmuş ve çok sinirlenmişti...
Nihayet bulup, dördümüzü de kovalayarak eve getirdi...
İki büyük kardeşimiz birer sopa yemişti, benimle yaşıt olan iki sopa, ben ise hiç yememiştim...
Çünkü ikiz kardeşimi de ben sanmıştı...
 
(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...)
 
 
 
 
*İğnelik(*)
 
AT GÖZLÜĞÜ
 
Entelektüel sözde,
Vatanı toprağı yok!
Yabancılara gözde,
Milletiyle bağı yok!
...
Benzemiyor hiç bize,
Kopuk millî kültürden!
Kurt girmiş içimize,
Zombi denilen türden!
 ...
Diyotları yakılmış,
Kalmış bakışı fersiz!
At gözlüğü takılmış,
Hakîkatten habersiz!
 
(*)Rahmetli Sefa Koyuncu
ağabeyi anarken...
 
 
 
...gündemin
kırıntıları...
 
"Düşman 200 bin askerle üzerimize geliyor" denilince,
"Biz de onların üzerine gidiyoruz" demişti Sultan Alp Arslan.
-Kendi helikopterimizi ve kendi uçağımızı yapmanın vakti çoktan geldi de geçti.
Sadece milletin kalbi değil. Vecihi Hürkuş'un, Nuri Demirağ'ın da kabirlerinde kemikleri sızlıyordur şimdi…
-Ramazan Bayramı için kredi reklamları.
Bu ne perhiz bu ne hıyar turşusu.
-Bizimkiler içerideki silahları temizledikçe, daha fazlasını hem de göstere göstere dibimize yığıyorlar.
Mevlam görelim neyler.
-YPG/PYD'ye verilen silahlar etkisini göstermiş demek ki.
Şırnak'ta bir helikopterimiz düşmüş. Ya devlet başa ya kuzgun leşe.
İş oraya gidiyor…
 
 
 
 
 
Ters açı...
“-Baba yorgun!..”
 
(…Hakkı Ergin’den)
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
597053 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/omer-soztutan/597053.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT