BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Krampon...

Ömer Söztutan
Facebook

GELENEKSEL “Lider puan kaybederse 2. ve 3. de kaybeder” festivali köpük partisiyle noktalandı...

∆∆∆

ESKİ Doğan Medya’da Lucescu sesleri…

∆∆∆

“RİSK alacağız” diye Abdullah Avcı’nın, Arda Turan’ı kadroya alacağı öğrenildi…

Bizim pano

SERDAR: Nee?... Hayri Amca öldü mü?... 
ARKADAŞI: He yaa, hastaydı zaten, dün gece vefat etmiş...
SERDAR: Allah rahmet eylesin, siz nerdesiniz şimdi?... 
ARKADAŞI: Aliler beni evden aldı, Hayri Amcalara doğru gidiyoruz işte...
SERDAR: Tamam, selam söyleyin... 

TERS AÇI

“-Hatırlatma!..” (...Uğur Arslan'dan)

Ana Kumanda

(...ATV / Tatlı Sert)

MÜGE ANLI: Sizin hakkınızda bir istihbarat var... Huzursuz biriymişsiniz...
STÜDYODAKİ AMCA: Siz beni mi takip ediyorsunuz, nereden biliyorsunuz?.. 

∆∆∆

(...TEVE2 / Kelime Oyunu)

İHSAN VAROL: Bizi nereden arıyorsunuz?...
TELEFON KONUĞU: Eskişehir’den arıyorum... 
İHSAN VAROL: Bilmem biliyor musunuz; ben sizin damadınızım?...
TELEFON KONUĞU: Aaa!.. Siz de mi Eskişehirlisiniz?...

Temel'in yeri...

İdris, Dursun ve Temel, infaz edilmeyi bekliyormuş...
İlk önce İdris elektrikli sandalyeye oturtulmuş...
“Söylemek istediğin son bir şey var mı” demiş cellat...
İdris “Hayır, yok...” diye cevaplamış...
Cellat elektrik düğmesine basmış, ama hiçbir şey olmamış...
Yasalara göre eğer infaz teşebbüsü başarısız olursa, mahkûm serbest bırakılıyormuş...
Bu sebeple İdris bırakılmış...
Sonra Temel’i getirip giyotinin altına sokmuşlar...
-Söylemek istediğin son bir şey var mı?...
“-Hayır, bitir şu işi...”
Cellat düğmeye basmış, ama giyotin de tutukluk yapmış...
Dolayısıyla Temel de serbest bırakılmış...
Dursun’u getirirlerken koridorda Temel’le karşılaşmışlar, Temel arkasından bağırmaya başlamış;
“-Dursun giyotinle sandalye bozuk... İpi tercih et ipi...”

Öğrendim ki;

“-Herkesi memnun etmenin bedeli, kimseyi mutlu edememektir…”

Mutluluk...

“-Doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz...
Bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir…
Çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye imkân verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız...
İşte bu yüzden bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi, yani hayal kırıklığını görmek mümkündür…”
 
(…Arthur Schopenhauer)
 
Yıldız Abla Günlüğü

-Beraber gülmüştük, neden yalnız ağladık?

-Ben sana inanabilmek için kendime yalanlar söyledim.

-Kim bilir ne güzeldir aralıksız sevilmek.

-Yanlış yoldasın diyenlerle hep aynı yolda karşılaştık…

-Kırdığın her duygu ayaklarına batacak.

-Vicdanını kaybeden huzur aramasın.

-Bazılarının karakteri, benim psikolojimden daha bozuk.

-Pes etmeyi sevmiyorum ama savaşmaya değmiyorsun.

Ayaküstü...

“Ilımlı İslam”ı pazarlayanlar da, palazlandıranlar da hep dışarıdan.
Reklamla mallarını kazıklayan kötü imalatçılar gibi.
Müslümanlar mı? Onlar da işin maliyetini karşılıyorlar.
Kazık yiyen müşteri gibi.
Radikal akımların modası geçince. Ilımlı sürüme geçtiler.
Olan budur.

(...Mustafa Koç/Okur-Yazar)

İtirafım var...

(...isim mert ...şehir: istanbul ...
yaş: yirmi)

Hem sınava çalıştığım, hem kopya hazırladığım olay, en son bombam oldu...
Sınıfa girdim, belki çekerim diyerek kopyaları sıranın altına koydum...
Soruları görünce “Kolaymış, kopyaya gerek yok” deyip sorulara daldım ve kopyaları orda unuttum...
Sınavın bitmesine az bir süre kala kopyaları yakalatıp, kopya çekmediğim hâlde ceza aldım... İyi mi?...

(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...)

Yeni Kadınca Sözlük

“-Sen takıl canım arkadaşlarınla...” 
(...Bunu feci bir şekilde ödeteceğim) 
...
“-Hayır canım, benim için masraf etme...” 
(...Al onu bana çabuk, istiyorum) 
...
“-Sen aslında çok iyi bir insansın?...” 
(...Seni terk etmek üzereyim, hazır ol) 
...
“-Şimdi seninle uğraşamam...” 
(...Hepsini biriktiriyorum, birden kızacağım) 
...
“-Bana en çok ne zaman kızmıştın?...” 
(...Sıra bana gelince çok büyük bir koz var elimde) 
...
“-Doğruyu söyle bana...” 
(...Doğruyu söylersen canına okurum, inanabileceğim bir yalan söyle bana) 
...
“-Şu anda ne düşünüyorsun?...” 
(...Bana güzel bir şeyler söyle, kendimi şu anda güvensiz hissettim) 
...
“-Çok ani oldu, bunu düşünmem lazım...” 
(...Kabul edeceğim ama hemen atlamış olmayayım) 

 

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601367 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/omer-soztutan/601367.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT