Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Adamlık…
0:00 0:00
1x
a- | +A

Zamanımızın en büyük problemlerinden biri; erkeklerin kadın, kadınların erkek gibi davranması.

Tesadüfen olmuyor tabii bunlar, hepsi uzun yıllara sari projelerin eseri.

LGBT pisliği de bunun parçası.

***

Epstein vahşetinin patlamasıyla dehşete düştüğümüz akıl, işte bu küresel projenin de sahibi.

Yıllardır gazetelerden, televizyonlardan ve son olarak sosyal medyadan, ‘insanlığı’ fıtratının aksine yönlendiriyorlar.

Diziler, filmler başat güç…

Sadece medya mı?

Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, akademi… Ellerindeki tüm imkânları seferber ettiler.

Yazmıştım; HDP, CHP, İyi Parti gibi siyasi yapıların, hatta TÜSİAD gibi bir patronlar kulübünün İstanbul Sözleşmesi, LGBT savunuculuğu ile ne işi olur? Pek çok ülkedeki gibi, Türkiye’de de oldu.

Rezillikleri ifşa olan CHP’li belediyelerin, belediye başkanlarının yıllardır toplumu aynı çukura sürüklemek için canhıraş biçimde çalışması tesadüf olabilir miydi?

Türk milletini götürmek istedikleri yer, kendi hayatlarındaki iğrençliklerin ortaya dökülmesi ile net biçimde açığa çıktı.

En son Uşak örneğinde görüldüğü gibi.

Atatürkçü Düşünce Derneğinde yetiştirdikleri 21 yaşındaki ‘çağdaş’ kızımız, yıllar sonra kendinden 36 yaş büyük CHP’li başkanla otelde basıldı.

Bir CHP’li başkanın, yine kendisinden çokça küçük birden fazla sevgilisinin hiç çalışmadan aldıkları maaş, başkanın pavyonunda çalışan personelin belediye personeli gösterilerek tüm giderlerinin millete ödetilmesi de cabası.

Şimdi asıl konumuza dönelim.

***

Almanya’da doğup büyümüş kıymetli bir dostumuz, “Burada en büyük suç LGBT karşıtlığı ve kadınla kendimizi eşit görmek. Erkek, artık Batı’da en alt tabakada. Bakış açıları böyle” demişti seneler evvel.

Bu, Türkiye’ye de dayatılınca anlamış olduk ne demek istediğini.

Şundan iki-üç sene evveline kadar LGBT ile ilgili ağzını açan olursa linç ediliyordu sosyal medyada.

Kadın cinayetleri üzerinden körüklenen feminizm ise bugün de aralıksız çalışmaya devam ediyor.

Genç kızların gözünde, bütün Türk erkekleri potansiyel katil âdeta.

Peki gerçek öyle mi?

Öncelikle şunu vurgulayalım;

‘En medeni’ geçinen Avrupa Birliği ülkelerinde, 6 Şubat 2024’te yayınlanan bir rapora göre her yıl 2 bin 300 kadın öldürülüyor.

Başı çeken ülkeler de en sakin bildiğimiz Letonya ve Litvanya.

Bizim medeniyetimizde ise bir cana bile kıyılmasını fazla görürüz…

Aynı zaman dilimini baz alırsak, Türkiye’de 2023 yılında maalesef 308 kadın cinayete kurban gitti.

Bu vahşi cinayetleri en çok kimler işliyor diye baktığınız zaman, çoğunun alkol yahut uyuşturucu bağımlısı, psikopat, ipsiz-sapsız tipler olduğunu görüyoruz.

Peki, Türkiye’de alkol gibi kötü alışkanlıkları ‘özgürlük’ diye pazarlayanlar kim ya da kimler?

En başa dönüyoruz; LGBT gibi sapkınlıklara kimler ön ayak oluyor ise yine onlar.

***

Kadını ‘özgürlük’ ayağına kendilerine meze yaptılar, yetmedi erkek çocuklarını ‘özgürlük’ aldatmacasıyla en rezil iğrençliklere sürüklemeye çalıştılar.

En uç seviye sapıklıklarını, küçücük çocukları eğlence için öldürmeye kadar vardıran Epstein vahşetinin kurgulayıcısı ‘küresel lobi’ye hizmet eden bu aparatların toplumumuza vadettiği işte bunlardı.

Toplumu hem bataklığa sürüklüyor hem de bu bataklığın müsebbibi onlar değilmiş gibi, suçu başkalarına yıkmaya kalkışıyorlar.

Oysa bugün siyasette ortaya çıkan tablo bile herkesin durduğu yeri de vadettiği toplumu da gayet net özetliyor.

Bu yüzdendir ki, biz bunların yaptıklarını veya yapmak istediklerini her zaman yazdık, yazmaya da devam ediyoruz.

Bir kadına kıymak, bu rezillikleri yapanların dil uzattığı yüce dinimiz İslamiyet’in emir ve yasaklarının tam karşısındadır.

Yani, birisi bunu yapıyorsa İslam’a ve dinimizin sahibi Cenab-ı Hakk’a ve bu dinin emir ve yasaklarını bildiren yüce Peygamberimizin aktardıklarına muhalefet etmiş olur.

Hâl böyle olunca, İslam’la yoğrulmuş Türk medeniyetinin buna cevaz vereceği düşünülebilir mi? Asla.

***

Küresel çete, ayarlarımızı bozmadan önce, bizde ‘baba’ yahut ‘erkek’ neydi?

Değil kendi karısına-kızına; mahallesindeki kadınlara bile yan bakmayan, hatta sahip çıkan Türk erkeği.

Aksini yapan ayıplanır, toplumdan dışlanırdı.

‘Adam’ diye bir ifade yerleşmiş dilimize… Nedir ‘adam’?

Harama el uzatmaz, kimseye zulmetmez, kimse ondan incinmez…

Ailesine ve çevresinde güzellikle, iyilikle muamele eder…

Herkes ondan emindir; ne yalan söyler, ne yalana, kötülüğe aracı olur…

Değil ailesinden birinin canına kıymak, ailesi için kendi canını feda etmekte bir an bile tereddüt etmez ‘adam’…

Birinin zayıflığından istifade etmek şöyle dursun, aksine zayıfa sahip çıkar, korur-kollar…

Değil birinin zayıflığından istifa etmek, aksine zayıfa sahip çıkar, korur-kollar…

Hain değildir; ne milletine, ne devletine ihanet eder… Bozgunculuk, fitnebazlık yapmaz.

Laf taşımaz, ara bozmaz; aksine insanların iyiliğini ister, aralarını bulmaya çalışır.

‘Adam’ olmak, çok para-mal sahibi olmakla ele geçecek bir şey değildir; karakterle olunur…

‘Adam’ gibi adamlar vakurdur, heybetli görünür; az güler, az konuşur… Lakin asık suratlı da değildir, ciddiyeti asabiyetinden değil, asaletinden gelir.

Yüreği pamuk gibi yumuşacıktır oysa… Ve bir o kadar da geniş ve affedici.

Öfkesi az görülür… Bilgedir, az konuşur, öz konuşur.

***

İçip içip taşkınlık yapana, sağa-sola sataşana, ailesine ve çevresine zulmedene, haramı helali umursamayana, çok para biriktirerek itibar göreceğini zannedene değil, böyle tipleri hizaya getirmek için uğraşana ‘adam’ denir.

Toplum bugün artan kötülüklerle boğuşuyorsa, birileri bu organize kötülükleri meşrulaştırmaya, sahiplenmeye cüret edebiliyorsa, toplumdaki ‘adam’ sayımız azalmış demektir.

O zaman bu toplumda adam gibi yaşamak için yapılacak şey bellidir; zırtapozların, hırsızların, arsızların değil, ‘adam’ların sayısını artırmak.

Yücel Koç'un önceki yazıları...