BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bozuk itikat, küfür müdür?

İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe ve imâm-ı Şâfi'î, Ehl-i kıble olana kâfir denilmez, buyurdular.
 
Sual: İtikadı bozuk olan yetmişiki fırkada olanlar, itikatları bozuk olduğu hâlde yine Müslüman mıdırlar?
Cevap: Bu konuda Milel-nihâl kitabının tercümesinde deniyor ki:
“İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe ve imâm-ı Şâfi'î, Ehl-i kıble olana kâfir denilmez buyurdular. Bu sözün manası, Ehl-i kıble olan, günah işlemekle kâfir olmaz demektir. Yetmişiki fırka âlimleri ve bunların yollarında olanlar, Ehl-i kıbledirler. İctihâd yapılması caiz olan açıkça anlaşılamayan delillerin tevillerinde yanıldıkları için, bunlara kâfir denilmez. Fakat, zaruri olan ve tevâtür ile bildirilmiş olan din bilgilerinde ictihâd caiz olmadığı için, böyle bilgilere inanmayan, söz birliği ile kâfir olur. Çünkü, bunlara inanmayan, Resûlullaha (sallallahü aleyhi vesellem) inanmamış olur.
İman demek, Resûlullah sallallahü aleyhi vesellemin Allahü teâlâ tarafından getirdiği, zaruri olarak bilinen bilgilere inanmak demektir. Bu bilgilerden birine bile inanmamak küfür olur. İnanmamayı gösteren her söz ve her iş, ister şaka olarak, isterse gönülden olmayarak olsun, küfür olur. Zorlanarak veya yanılarak olursa, küfür olmaz.”
Sual: Üzerinde Kâbe, cami resmi bulunan seccadelerde namaz kılmak uygun mudur?
Cevap: konu ile alakalı olarak Hadîkada deniyor ki:
“Üzerinde yazı, hatta bir harf bulunan kâğıdı, örtüyü, seccadeyi yere koymak, yere sermek tahrimen mekruhtur. Bunları her ne için olursa olsun kullanmak ve yere sermek, hakaret etmek olur. Hakaret etmek için sermek veya kullanmak küfür olur. Duvara yazmak, yazıyı asmak caiz olur denildi.”
Buradan anlaşılıyor ki, üzerinde Kâbe, cami resmi veya yazı bulunan seccadeleri namaz kılmak için yere sermek caiz değildir. Bunları zinet, süs için duvara asmak caiz olur.
Sual: Vefat eden kimsenin kefenini kimin alması gerekmektedir?
Cevap: Sünnet miktarı kefen, meyyitin malından alınır. Borcundan, vasiyetinden ve mirasından önce, kefen parası ayrılır. Malı olmayan meyyitin kefenini, nafakasını vermek vacib olan akrabası, miras miktarları hesabı kadar ortaklaşa alır. Nitekim, diri iken nafakasını da miras miktarları nisbetinde verirler. Fakat, oğulları ve kızları varsa, bunlar müsavi, eşit miktarda verir. Çünkü, çocukların nafaka vermesi, mirasa göre olmayıp, müsavi, eşit miktardadır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621729 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu/621729.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT