Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Yardım
0:00 0:00
1x
a- | +A
Yardım
Başlık ResmiYardım

Bu bayram namazında yine cemaat camilerden sokaklara taşmıştı.

H H H

Gölyazı Camii imamı, hutbeyi şu cümle ile bitirdi:

“… İranlı kardeşlerimize dua etmeyi unutmayalım değerli müminler… elâ innâ ahsene’l-kelâm ve eblağa’n-nizâm…”

İmam efendi, tekbirler eşliğinde minberden inip, insanların omuzuna dokuna dokuna aralarından geçip mihraba doğru yürüdü.

H H H

Namaz bitmiş, imam camiden en son çıkmıştı.
Bahçe kapısından sola, caddeye doğru dönmüştü ki, önünde bir otomobil durdu.
Otomobilin arka camı yavaşça aşağı indi. Saçları arkaya taranmış, esmer ve dolgun yanaklı, bıyıklı bir adam imama tebessüm etti:
- Affedersiniz hocam.
- Estağfirullah, buyurun.
- Ben İranlı bir iş adamıyım. Mudanya’da beyaz eşya işi yapıyoruz. Az önce bu camide bayram namazı kıldım.
- Öyle mi? Allah kabul etsin.
- Ama içeride klima olmadığı için çok üşüdüm şahsen. Sizin de insanımıza gösterdiğiniz merhamet kalbime dokundu. Diyorum ki camiye klima hediye edeyim.
- Maşallah. Siz bilirsiniz. Çok makbule geçer tabii.
Hayırsever iş adamı, hafifçe öne doğru eğilerek şoförüne seslendi:
- Oğlum ara şirketi... Buraya iki tane ‘eko plus yirmi dört’ göndersinler.
Camdan dışarı döndüğünde, imam minnet içindeydi:
- Hay Allah razı olsun efendi.
İş adamı camı kapatırken yarıda durdurdu; arkasını dönüp gitmeye hazırlanan imama:
- Şey, senin çocuğun var mı hoca, diye sordu.
İmam, iyi bir şeyler olacağını hissetti:
- Ellerinizden öperler, iki oğlum var.
- Kaç yaşındalar?
- Biri on yedi, biri on beş efendim.
İş adamı biraz önceki hareketini tekrarladı; hafifçe öne doğru eğilerek şoförüne bir kere daha seslendi:
- Oğlum, tekrar ara, iki tane de laptop göndersinler.
Hoca ne yapacağını, nasıl mukabele edeceğini şaşırdı. Çünkü bu defa iyilik doğrudan kendisine yapılmıştı. Her derde deva o sade cümleyi bir kez daha tekrarladı:
- Allah razı olsun sizden.
İş adamı yine tam camı kapatırken ve hoca dönüp giderken, bir kez daha seslendi:
- Hocam...
İmam, iğne batmış gibi, ani bir hareketle döndü:
- Buyurun beyefendi!
- Şimdi şoförüm hatırlattı, bu hediyelerde KDV parası sizden alınıyormuş.
İmam biraz eğilerek önce şoföre, sonra iş adamına baktı:
- Olur efendim, kaç para?
O sırada şoför hesap makinesinde işlem yapmaya başlamıştı bile... Her ikisi de onun seri parmak hareketlerini izliyordu:
- Üç bin yetmiş lira, dedi şoför.
- Tamam, dedi imam, hemen geliyorum.

H H H

Biraz sonra imam parayı bulmuş olarak geldi.
Vedalaştılar.
İmam, Bursa Yolu Caddesi istikametinde ilerleyen arabaya minnetle baktı.
Otomobil ufukta kayboldu.
Bir daha da hiç görünmedi.

Sadık Söztutan'ın önceki yazıları...