BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

NATO’nun görev alanında Suriye var mı?

Diplomatik Muhakeme
Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) görevi ve görev alanı örgütü kuran antlaşmanın 5. ve 6. maddelerinde düzenlenmiş, 1999’dan başlayarak güncellenen Stratejik Konsept belgeleriyle de söz konusu alanda daraltıcı değil, genişletici birtakım değişiklikler yapılmıştır. Bu düzenlemelerle NATO salt bir savunma örgütü olmanın ötesine geçmiş, bir güvenlik örgütüne dönüşmüştür. Aynı düzenlemelerle İttifak’ın görev yapacağı coğrafi alan da genişletilmiştir. Nitekim bu yenilenmeye istinaden NATO Afganistan’da ve Somali açıklarında askerî harekât sürdürmektedir.

NATO Antlaşması’nın klasik müşterek savunma mekanizmasını oluşturan 5. Maddeye göre, İttifak üyelerinden herhangi birine “Avrupa ve Kuzey Amerika’da” yapılan saldırılara hep beraber karşı konulacaktır. Bu maddede geçen “Avrupa”nın sınırlarının nerede başlayıp, nerede bittiği konusunda ortaya çıkabilecek bir şüpheyi gidermek için, Türkiye’nin NATO’ya üye olduğu 1952’de, aynı Antlaşma’nın 6. Maddesine yapılan bir eklemeyle “Türkiye ülkesi” Trakya ve Anadolu topraklarının tamamını ihtiva edecek şekilde NATO’nun müşterek savunma alanı içine dahil edilmiştir. Diğer bir deyişle, Türkiye’ye Suriye’den gelebilecek her türlü saldırıya karşı ortak savunma mekanizmasının çalıştırılması NATO’nun yükümlülüğüdür.

Burada altı çizilmesi gereken bir husus, Antlaşmanın hiçbir yerinde “düşman” olarak herhangi bir devletin adının zikredilmemiş oluşudur. NATO’nun eyleme geçmesini gerektiren durum, tıpkı BM Antlaşması’nın 51. Maddesinde düzenlendiği şekliyle, üyelerinden herhangi birine yapılacak silahlı saldırı halidir.

Saldırının kimden geleceği NATO’nun harekete geçmesi için bir tercih sebebi oluşturamaz.

Çoğu zaman 5. Maddenin gölgesinde kaldığı için gözden kaçan çok önemli bir coğrafi alan düzenlemesi de NATO Antlaşması’nın 6. Maddesinde yapılmıştır.

Buna göre, “Akdeniz'de, ya da Yengeç Dönencesi'nin kuzeyindeki Kuzey Atlantik bölgesinde bulunan "Tarafların herhangi birine ait kuvvetlere, gemilere, ya da uçaklara yapılan silahlı saldırı” İttifak’ın savunma mekanizmasını çalıştırmasını gerektirir. Bu maddeyi dikkatlice okuyan herkes, Türkiye’ye ait bir askerî uçağın Akdeniz üzerinde Suriye tarafından düşürülmesi olayında, NATO’nun neden 5. Maddeyi işletmediğine ya da hiçbir NATO üyesinin bu maddenin işletilmesi için ısrarcı olmadığına kafa yormalıdır. Şayet 22 Haziran 2012’de Suriye Türk uçağını düşürdüğünde Esad yönetimine NATO tarafından gerekli askerî tepki gösterilmiş olsaydı, bugün Türkiye’nin başını ağrıtan olayların hiçbiri gerçekleşmeyecekti. O tarihte NATO sadece 4. Madde kapsamında tedbirler almakla yetinmiş, Türkiye’ye -sonradan bir bölümü kaldırılan- hava savunma sistemlerinin  yerleştirilmesinin ötesine geçmemişti. Türkiye de, olayın 6. Maddede tanımlandığı şekliyle “Akdeniz’de bir müttefikin uçağına yapılan saldırı” olduğu için mutlaka 5. Maddeye göre Suriye’ye askerî karşılık verilmesi yönünde ısrarcı olmamıştı.

Öte yandan, NATO’nun son 15 yılda geçirdiği transformasyon çerçevesinde sadece bir savunma örgütü olmaktan çıktığı göz önünde bulundurulur ve terörizmden, etnik-dinsel çatışmalara kadar müttefiklerinin güvenliğini tehdit eden birçok konuda harekete geçtiği hatırlanırsa, Suriye’de NATO’nun atabileceği adımlar olduğu da “teorik olarak” düşünülebilir. Mesela, Türkiye’nin yüz yüze kaldığı büyük mülteci dalgası karşısında pekâlâ NATO devreye sokulabilir ve Suriye sınırları içinde bir güvenli bölge oluşturulması için gerekli adımlar NATO liderliğinde atılabilir. Ya da, dış ülkelerden beslenen Türkiye’yi hedef alan terör saldırılarına karşı, yine NATO’nun devreye sokulduğu askerî karşılıklar verilebilir.

Tüm bu adımların atılması “teorik” olarak mümkün olmakla birlikte, pratikte Suriye konusunda NATO’nun dişe dokunur bir aksiyon almamasının en temel sebebi, İttifak üyelerinin büyük bölümünün bu konudaki isteksizliğidir. NATO’da kararlar oy birliği esasıyla alındığından, bir üye bile Suriye’de NATO’nun devreye girmesine karşı çıksa herhangi bir adım atılması söz konusu olamaz...

Sonuç olarak, NATO’nun Suriye krizinde aktif görev alabilmesinin önünde, İttifakın görev alanı ve görev tanımı açılarından hiçbir engel bulunmamakla birlikte, ABD başta olmak üzere ayak direyen devletler oldukça, Suriye’de NATO operasyonu yapıldığını görmeyeceğiz...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
590141 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/590141.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT