BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

​İsveç-Finlandiya meselesinin çözüm yolu

Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook

Türkiye sözünün arkasında durmaya devam ediyor: “Teröre destek veren ülkelerin NATO’ya katılmasına izin vermeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki Türk hükûmetlerinin yanlışlarını tekrar etmeyeceklerinin de altını çiziyor. Buna rağmen İsveç ve Finlandiya üyelik müracaatlarını yaptılar. ABD Başkanı Biden ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Türkiye ile “bir şekilde” anlaşılacağını söylüyor ve iki ülkenin haziran sonundaki Madrid Zirvesi’nde İttifak’a üye olacaklarına kesin gözüyle bakıyorlar. Bundan sonrası için gerçekçi ihtimaller üzerinde tek tek duralım:

1-Türkiye, hiçbir geri adım atmaz. İsveç ve Finlandiya’dan talep ettiği teröristler iade edilmediği ve PKK’nın yandaş kuruluşlarının büroları kapatılmadığı sürece bu iki ülkeye vetosunu kaldırmaz. Bu durumda, İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olamaz. Zira bunlar Türkiye’nin söz konusu taleplerini yerine getirmeyeceklerini çoktan deklare ettiler.

Ankara’nın vetosu sebebiyle İskandinav genişlemesinin askıda kalması başta ABD, İngiltere ve Almanya olmak üzere bazı NATO üyelerini rahatsız eder. Eder etmesine ama bu ülkeler Türkiye gibi -hele Rusya bu kadar saldırganlaşmışken- son derece önemli bir müttefiki daha da yabancılaştıracak/ötekileştirecek adımlar atmaya kalkışamazlar. ABD ile zaten gergin devam eden ve önümüzdeki seçimlere kadar da iyileşmeyeceği aşikâr olan ilişkilerdeki olumsuz atmosfer devam eder.

2-ABD Başkanı Biden’ın devreye girmesiyle, İsveç ve Finlandiya’nın üyelikleri aralık ayında düzenlenecek bir başka zirveye ertelenir. Bu ülkelerin güvenlik endişeleri, şimdilik ABD ve İngiltere’nin verdikleri tek taraflı garantilerle karşılanır. Yıl sonuna kadar Türkiye ile bu ülkeler arasında müzakereler yürütülerek, terörizmle mücadele konusunda ortak bir zemin oluşturulmasına çalışılır. Mutabakat olması Stokholm ve Helsinki’nin terör sevicilikten uzaklaşmasına bağlıdır. En azından, 6 ay daha zaman kazanılmış olur.

3- NATO Madrid Zirvesi’nde 2030 Stratejik Planının yanı sıra, Müttefiklerle Dayanışma Bildirgesi adıyla bir belge daha kabul eder. Söz konusu belgede yer alması gereken hususlar şunlardır:

  1. Müttefikler birbirlerinin egemenliklerini, sınırlarını ve toprak bütünlüklerini tanırlar, bunlara saygı gösterirler ve bunları ortadan kaldırmaya yönelik her türlü oluşumun karşısında dururlar.

  2. Müttefikler savunma malzemeleri konusunda birbirlerine ambargo ve yaptırım uygulamazlar.

  3. Müttefikler terörizme karşı dayanışma içinde yer alırlar. Terör örgütlerinin ve bunların yan kuruluşlarının ülkelerinde faaliyet göstermelerini engelleyecek her türlü tedbiri alırlar.

  4. Müttefikler, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın ikinci maddesine tam bağlılık içinde birbirlerinin içişlerine karışmazlar.

4-Soğuk Savaş sonrasındaki tüm aday ülkeler için olduğu gibi İsveç ve Finlandiya için de NATO tarafından bir “Üyelik Eylem Planı” hazırlanır. Söz konusu planın ana çerçevesi 1999’da Washington’da düzenlenen NATO zirvesinde çizilmiştir. Plan adayların İttifak’a üye olabilmeleri için yerine getirecekleri siyasi, askerî, ekonomik, hukuki hususları ihtiva eder ve oy birliği ile kabul edileceği için Türkiye’nin tüm taleplerine yer verilmek zorundadır. Aday ülkelerin “ilerlemeleri” yapılacak olan periyodik incelemelerle gözlenir. Şayet tüm üyeler, adayların gösterdikleri ilerlemeler konusunda mutabık kalırlarsa, o zaman üyelik gerçekleşir.

Şahsen Ankara için en iyi seçeneğin sonuncusu olduğunu düşünüyorum. Türkiye, kendi taleplerin yer alacağı Üyelik Eylem Planının yürürlüğe sokulmasına izin verebilir. İleride yapılacak incelemelerde şayet İsveç ve Finlandiya’nın bu talepleri yerine getirdiğine Ankara kanaat getirirse bu ikisinin üyeliğine izin verebilir. Birçok basın organında yer alan Batılı uzmanların yorumlarında, Üyelik Eylem Planı’nın, eski Varşova Paktı ülkeleri için geliştirildiği, dolayısıyla demokrasiyi özümsemiş İsveç ve Finlandiya için uygulanmasının gereksiz olduğu yazıyor. Nedense benzeri basın organları 1993 Türkiye, “Kopenhag Kriterleri eski komünistler için geliştirildi. Ben 1949’dan beri Avrupa Konseyi üyesiyim” dediğinde, “Hayır. Sizin adaylık süreciniz de bu kriterler temelinde yürüyecek” demişlerdi. Dolayısıyla kural kuraldır. İsveç ve Finlandiya istisna değildir. Bu ikisi için de Üyelik Eylem Planı hazırlanmalı ve periyodik olarak “ilerleme raporları” hazırlanmalıdır.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
627396 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/627396.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT