BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Kara kıta"nın, kara kuru ancak huzurlu çocukları...

"İşte böyle bir ilim adamı, siyahî bir kabileyi araştırmaya, incelemeye alıyor..."
 
 
Öğrenciler, öğretmenlerini pürdikkat dinliyorlardı: 
-Antropologlar da eski devir insan hayatları hakkında araştırmalar yapan, yorumlarda bulunan, bugünün meselelerinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olan ilim adamları demektir çocuklar. Yani antropolojiyle uğraşan insan...
-!!!
-İşte böyle bir ilim adamı, siyahî bir kabileyi araştırmaya, incelemeye alıyor. Onlarla iyi irtibat kurabilmesi için de çocuklarına hediyeler götürüyor, çeşitli oyunlar oynayarak onları kazanmaya, muhabbetini artırmaya çalışıyor hâliyle. Bu niyetle, beraber oynayabilecekleri bir oyun tarif ediyor onlara. Belki de o ortama göre kendi uyduruyor. Oyun kısaca şöyle: Bulundukları yere sopayla düz bir çizgi çiziyor. Top sahası büyüklüğündeki düzlüğün öbür ucunda yükselen en büyük ağacın yanına gidiyor. Daha önce aldığı çeşitli meyve sepetlerini dallarından asıyor. Fukara çocukları için çok kıymetli bir ziyafet anlayacağınız. Sepetteki nefis yiyecekleri gören çocukların ağzının suyu akıyor âdeta. Yanlarına geliyor, başlıyor izahata:
“Çocuklar, karşıdaki büyük ağacı görüyorsunuz, dallarına astığım meyve dolu sepetleri de, değil mi? “Evet” cevabını aldıktan sonra, başlıyor oyunun kural ve kaidelerini anlatmaya.
“Şimdi siz bu çizdiğim çizgiye sıralanacaksınız. Hepiniz aynı hat üzerinde; birbirinizden ne ileri, ne de geri olmamak şartıyla hizalanacaksınız. Tamam mı? Anlaşıldı mı?”
Kara kıtanın kara kuru çocukları “anladık” manasında başlarını sallayınca, konuşmasına şöyle devam ediyor antropolog: “Ben tekrar meyve sepetlerinin yakınına gideceğim. Oradan ıslık çalacağım. Sesi duyan yaydan fırlamış ok gibi bütün kuvvetini kullanarak koşacak. En hızlı koşup meyvelerin bulunduğu yere kim önce gelirse, bu meyveler mükâfat olarak onun olacak. Oturup afiyetle yiyecek. Biz de bu çocukların en hızlısını seçmiş olacağız.”
Çocukların başlama çizgisinde istediği gibi sıralandığını görünce "başla" manasında ıslık çalarak işaretini veriyor. O an beklemediği bir durumla karşılaşıyor antropolog; bütün çocuklar birbirlerini geçmeye çalışacakları yerde el ele tutuşup koşuyorlar. Meyve sepetlerinin asılı bulunduğu ağacın altına birlikte varıyor ve sepetteki meyveleri birlikte yemeye başlıyorlar.
Antropolog, bu olup bitenlere pek şaşırmış... Niçin yarışmadıklarını, böyle yaptıklarını sormuş, Afrikalı çocuklar: “Ubuntu yaptık" diye cevaplayınca; “o da ne demek?” diye izahat istemiş haklı olarak. Aldığı cevaba daha çok şaşırmış tabii.
“Birbirimizle yarışa girseydik, yarışı sadece birimiz kazanmış, diğerlerimiz kaybetmiş olacaktık. Yani bir kişinin dışındakiler üzülecekti. Bu kadar kederli, kalbi kırık çocuğun karşısında yarışı kazanan bir kişi nasıl huzurlu olabilir, mükâfat olarak hediye meyveleri yiyebilirdi?" deyip kendini gelişmiş, medenî zanneden ilim adamına unutamayacağı bir ders vermişler.
DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619731 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/619731.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT