Kaydet
a- | +A

"Büyük bir vâiz efendi gelmiş. Herkese; 'Bursa, Bursa olalı böyle bir âlim görmemiştir' deyin. Çekinmeyin sakın!.."

BURSA’DA İLK GÜNLER...

Bursa Ulucâmi dolaylarında kalın taş duvarlı bir handa hareketlerinden ve giyimlerinden tüccar olduğu belli olan üç kişi, zayıf çelimsiz, yırtık, pırtık eski elbiseli iki kişiyle sohbet ediyordu. Nazik görünümlü tüccar şeytanî bakışlar altında ellerini dilenci görünümlü adamın çıplak yerlerine dokundurmağa çalışarak ona acıdığını gösteriyor, ipek bir keseden çıkardığı akçeleri de kimseye göstermeden cebine koyuyordu. Tüccarlardan göbekli olan diğer fukarayla alâkadar oluyor, el, kol hareketleriyle bir şeyler anlatıyordu.

- Büyük bir vâiz efendi gelmiş. Herkese; “Bursa, Bursa olalı böyle bir âlim görmemiştir” deyin. Çekinmeyin sakın! Zemine, zamana göre bunun gibi laflarla gelen zatı övün, göklere çıkarın! Bu muhterem zatı, etrafınızda gördüğünüz herkese anlatın.

Talimatını verip, ilaveten de;

- Efendi hazretlerine Keşiş Dağı eteğindeki Kızıl Köşkü hazırladım. Gerekli emniyet tedbirlerini de aldım. Onu merak etmeyin. Siz denilenleri harfiyen yerine getirmeye çalışın, deyip, diğer tüccara döndü.

O da beklenen açıklamalarını, dersini ezberlemiş ideal bir talebe edasıyla sıralamaya başladı;

- Bulunduğum yerde mutlaka beş vakit câmiye gidiyorum. Herkesle selamlaşıyor, fakir, düşkün ve garibanların hâl hatırını soruyorum. Böylece sevgilerini ve itimatlarını kazanmak kolaylaşıyor. Kadın, çocuk ve ihtiyarlara herkesin görebileceği şekilde lakin gösterişten uzak yardım ediyorum. Şimdiden adım hayırsever taşralıya çıktı bile.

Cümlesini tamamlamasını beklemeden bir başkası atıldı;

- Mesih’in havarileri gibi olduğumuzu da unutmayalım ha!

- Merak etmeyin, vazifemizi biliyoruz!

- !!!

Diğer tüccarlar, memnuniyetlerini baş hareketleri ile gösterdi, tasdik ettiler. Dilenci kılığındakilere döndüler. Sıranın kendilerine geleceğini bekleyen adamlar anlatmaya çoktan hazırdı;

- Bizden kimse şüphelenmiyor. Rahatlıkla en kalabalık yerlere girip çıkabiliyoruz.

- Bu Müslümanlar da amma saf oluyormuş! Biraz daha boynumu büksem bütün kazandıklarını alacağım.

- Bunlar güzel haberler, dedi, lider konumundaki tüccar. Etrafını bir daha kontrol etti. Abdest ibriğini alarak yakındaki çeşmeden su doldurdu. “Allah… Allah…” diyerek gelip eski yerine geçti. “Bismillah…” çekerek kuruldu.

- Sözlerimi iyi dinleyin. “Gelen molla aynı zamanda seyyiddir. Bağdat, Şam, Kahire medreselerinde okumuş ilim deryası büyük bir âlimdir. Farisi’yi, Arabi’yi mükemmel bilir. Osmanlının payitahtı şimdiye kadar böyle âlim görmemiştir” diyeceğiz, önümüze çıkan her insana. Bu hususiyetlerini ısrarla anlatacağız gördüklerimize. Herkes bunu tam olarak duymalı, merak etmeli. Duâsını almaya heveslendirilmelidir. Maksat Yıldırım’a ulaşmak ve onun hüsnü kabulünü sağlamaktır, diyerek biraz önce çeşmeden getirdiği sudan bir maşrapaya doldurdu, kafasına dikti. Lıkır lıkır içti.

Göbekli olan arkadaşının kulağına eğildi:

- Sen şimdiden çam üstüne çam deviriyorsun! Hani dikkatli olacaktık, demiştin.

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...