BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Turgut Özal da gelmez başkası da...

".... gibi" benzetmeleri ile kast edilenler hiçbir zaman aslı gibi olamaz. Buna rağmen çaresizliğin insanları içine sürüklediği karamsarlık onlara birbirlerinden habersiz olarak hep aynı lafları ettiriyor. -Özal lazım... -Türkiye'ye Özal gibi bir adam gerekli. -Özal, olsaydı... -Ah şimdi Özal yaşasaydı... Bunlarla benzerlerini çevrenizden her gün işitiyor hatta siz de aynı temennileri dile getiriyorsunuz. Giden gelmez; bunun farkındasınız ama yine de aynı noktaya dönük hasret cümleleri ağzınızda. Bu başka milletlerde de var mısır acaba? Olsun veya olmasın; çok fark etmez. Bizde her devirde yoğun yaşanmıştır, el'an da yaşanmaya devam ediyor. Kolaycılıktan öte hükmedenden hükmedilene düşmenin kompleksi herhalde. Yoksa uzak dünya ülkelerinin kabileden bozma devletçiklerinin sıradan halkaları böylesine fantezilere uzaktır. Bizde sadece kişilere değil, dönemlere devirlere de özlemler duyulur. Herkes bilir ki ne ihtişamlı dönemi ile Osmanlı geri gelir.. Ne Turgut Özal... Veya zamanına damgasını vurmuş başka liderler. Olsun... yine de bir avuntu lazımdır. Bu avuntunun tesellisi ile yazılıp-çizilir, konuşulur. Kabul edilsin veya edilmesin, ki bu dahi iradeyi cüz'iyenin formüllerindendir, burada da kaderin, metafiziğin akıl üstü fonksiyonları devreye girer. Ezelde herkese zaman payı bölüştürülmüştür. Herkes, kendi zaman ve mekânında rolünü oynar ve çekilir. Bu iyidir yahut kötüdür. Eğer zamanında Turgut Özal İzmir'den seçilerek parlamentoya girseydi sonraki Turgut Özal tarih sahnesine çıkmazdı. Veya, Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Çankaya'dan inip parti kurarak akan suları tersine çevirmek beyhudeliğine kapılsaydı meclis dışı dahi kalabilirdi. Sözler yerinde güzel. İcraatlar zamanında. Gerçekçi olmakta fayda var. Bir kaza yapılmışsa yapılmıştır. Ondan sonra en kısa yoldan ne yapıp da normale dönülür bunun çaresine bakmak icap eder. Bu da yeni liderleri keşfetmekle mümkün. Bunu derken elbette önceki karizmalar reddedilsin, terk edilsin, unutulsun kasdedilmez. Bunun kabulü de mümkün değil. Hem önceki medeniyetlerden, kültürlerden, icraatlardan ders alınır hem de onların yapıcılarından. Ama güneş daima yeni günle doğar, vakti tersine de çeviremezsiniz.. Baba öldü... Çocuklar evde kendi başlarına ve yığınla problemle yüz yüzeler. Biri lider olacak; yükün altına girerek 70 milyonun dolu olduğu vagonları çekip götürecek. Başka çare yok. Ağlaşmak çare değil. Kötümserlik keza.. Hatta borç almak da çare değil. Boşuna beklenmesin ne Turgut Özal gelecektir, ne de başkası. Belki gelseler de bugün fazlaca bir şey yapamayabilirler. Mesele bu zamanın sahibini bulmakta... Turgut Özal gibi... değil, öncekileri aşan kişilere muhtacız. Bir de şunu unutmamalı... değişmez kaideler var. Zaman tramvayına koşulu küheylanlar kıyamete doğru koşuyor. Pencerelerde her şey bir belirli, bir belirsiz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
103963 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/103963.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT