BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kriz, inanç ve adaletle aşılır

Son senelerde en çok kullanılan kelime hangisidir acaba; mesela son 10 senede? Böyle bir istatistik imkânı yok. Olsaydı "kriz" çıkardı, belli. Hepimiz aynı arabanın içindeydik. Kaza oldu, yolcuların her biri bir tarafa savruldu. Araba ağır hasar gördü. Yaralanalar, hatta ölenler bile var. Her kazada olduğu gibi ağlaşmalar, derin üzüntüler yaşanıyor. Bir kazada yolun kenarında öylece kalınır mı? Çare bulunmaya bakılır. Ekonomik krizi trafik kazasına, ama kasdî bir kazaya benzetebiliriz. Hayatta tesadüf yoktur. Kriz de tesadüfen olmadı. En beklenmedik zamanda inanılmaz bir insafsızlıkla vurdu. Evet; işin içinde yönetim beceriksizliklerinin olduğu bir vakıa; doğru, lakin kasıtları da unutmamak lazım. Muavenet gemisinin vurulması tesadüf değilse, Eşref Bitlis'in şahadeti tesadüf değilse bu iktisadî buhran veya ekonomik kriz de tesadüf değil. 27 Mayıs da tesadüf değildi... 21. asrın Türklerin asrı olacağını çok önceden ilân ettik. Hata mı ettik? Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Türk kuşağı dememeli miydik? Türkiye Bölge ülkesidir denmese miydi? 2010'da dünyanın en gelişmiş 10 memleketi arasına gireceğiz sözü yanlış mı oldu? Devlet adamlarımız, siyasetçiler, böyle konuşarak kötü mü yaptılar? Hayır. İyi ettiler. Bunlar, bir milletin zaman yolculuğundaki kilometre taşlarıdır. Başımıza gelenlerse yola çıkmış insanın kazaları. Yolcu her şeyle karşılaşabilir. Onlar, varılması gereken hedeflerdir, bu ülke insanın yeni zamanlardaki kızıl elması. Nasıl ki bir vakitler İstanbul ve dolayısıyla O'nun fethi kızıl elmaydı şimdi de bu hedefler vaz geçilmez, uğruna baş konulan kızıl elma olmalı Kızıl elmaya kurbansız, ziyansız varılamıyor.. Yeter artık bir birimizi yediğimiz. Millî alt şuurdaki büyük hedeflerden cayalım diye tuzak tuzak üstüne kuruluyor. Üstelik dost diye, müttefik diye kendini gösterenler tarafından. PKK meselesi durduruldu, hemen arkasından kriz çıkartıldı. İlk anki şaşkınlık artık kayboluyor. Şimdi nasıl oldu, niçin oldu sualleri araştırılacak. Hükümetler, baştakiler önemli değil. Hedef devlettir. Türkiye'dir. Bütünüyle bu ülkenin güzel insanlarıdır. Hatta Türk âlemi, hatta İslâm âlemidir. Şartlar oluşturuldu. O şartlardan faydalanarak krize sürüklendik. Ortada tesadüf yok. Bilerek istenerek geriletildik. Bu bir savaş. Savaşlar artık cephede olmuyor. Onlar mertçe savaş. Şimdilerde namertçe savaşılarak sömürülmektesiniz. Hele bir zamanların büyük devletlerindenseniz, lider olma potansiyeliniz varsa, önce bölge, sonra dünya devleti olma ihtimaliniz yüksekse, önünüze büyük hedefler koymuşsanız sizi kendilerine muhtaç hale getirmek için her yolu denerler. Hakikati böylece bilip esas mesele üzerine düşünelim. Ve azmedelim. Biz bu krizi yeneceğiz. Zaten başka çare de yok. Karar şu olmalı. Yamalı giyelim, yavan yiyelim. Yeter ki şerefimizden ve hedeflerimizden vaz geçmeyelim. Onlar hayat-memat meselemizdir. Bu millete bunları anlatınız. Bunları anlatınız ve bir dengeyi kurunuz. Adalet terazisi düzgün tartsın. Varlığı da yokluğu da herkes eşit yaşamalı. Bir tarafta keyif çatanlar diğer tarafta pazar artıklarından sebze toplayan manzaralarla bu olmaz. O zaman cephede ölenlerle harp zenginleri tezadı bir kere daha yaşanır, asıl kriz de o zaman başlar. Kriz sadece dış destekle aşılamaz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
110939 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/110939.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT