BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Cuma sancısı

Bugün Cuma... Cuma günleri, insan gücümüzün bir kere daha heba olduğu kanaatindeyiz. Her Cuma binlerce camiye milyonlarca Müslüman toplanıyor. Namazdan sonra kapıda durarak içerden çıkanlara "Ne dinledin, aklında ne kaldı?" diye bir sorunuz bakalım. Alacağınız cevapla şaşıracaksınız; çünkü, cevap alabilme yüzdeniz çok düşüktür. Din adamı, ya kürsüde hükümetlere çatan çığırtkan bir politikacı veya hükümetlerin merkezi idare ile elini kolunu bağladığı zavallıdır. Din adamı, militan olmaz. Olursa din adamı olmaz. Haddizatında işleri de para-pul için yapılmaz. Zamanın getirdiği memurlaşma, anlayışta da memurlaşmaya yol açtı. İzinli günlerde namaz kılmayanlarını işittik. Millet aşağıda teravih kılarken yukarıda müezzin mahfilinde çay içenleri de duyduk. Hele şu cenaze kovalayan tipler. Onlar, hadiseyi tam bir şarlatanlığa dökmüşler. Hakikaten cami çok önemli ama; camiler iç burkacak halde. İmam-hatipler, ya Diyanetin çok kere "Yeşil güzeldir, güneş doğudan doğar"...vari beylik lafları ile hutbeyi geçiştirmekte veya fatihayı bilmeyen cemaatin kafasını en ağır mevzularla karıştırmaktalar. Sadece kapalı camilere değil, açık olanlara da acımak lazım. Onlar da sureta açıklar. Vakit namazlarından çoğunda kimsecikler olmuyor. Hele sabah ve yatsı namazlarında camilere iyice gariplik çökmekte. Peki din adamları cemaati çoğaltmak, gençleri çekmek için ne yapıyorlar? Kabahati hep başkalarında aramak kolay. N'olur din adamlarımız; müezzin, imam, vaiz, müftü, müfettiş, Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri ve Diyanet İşleri Başkanları bir de kendilerini nefs muhasebesine tutsalar, öz eleştiri yapsalar. Kendilerinin hiç mi suçu yok? Ne yazık ki partizanlıktan ayak kaydırmaya kadar toplumun diğer kesimlerinde yaşanan istenmedik olaylar, o camiada da oluyor. Halbuki din adamı, din camiası örnek zümredir. Öyle olması gerekir. İşte bu yok. Samimiyet kaybolmuş. İtimad ortadan kalkmış. Yine toplumun diğer zümrelerinde görülenler orada da mevcut. İmamla cemaat çekişmeli, müezzinle imam küs, cemaatten bazıları vaizi bir muhbir gibi dinleyip sonra şikâyet ediyor. Müftü yerinden korkuyor vs. Sipariş üzerine, nabza göre fetvalar veriliyor. Son engelleyici düzenlemelerle artık bu yurdun binlerce genci gusulden, namaz kılacak kadar bilgiden habersiz. Diyanet, vazifesine dönsün. İşte yaz geliyor. Okullar tatile girmekte. Milli Eğitimle anlaşarak okullarda yaz kursları düzenleyemez mi? Elbette olur. Yeter ki mesele anlatılabilsin.. Evet, bugün Cuma. Bir gün daha milyonların enerjisi uçup gidecek. Bu yalnızca Türkiye'de de yaşanmıyor. Bütün İslâm âlemi aynı kayıp içinde. Din adamı kendini sevdirerek dinini sevdirir. Kendini sevdirmek, bir üste yaranmak değildir. Din adamlığı tüccarlık mesleği de değildir. Tüccar olmak isteyen başka mesleğe yönelmeli. Birçok din adamının birinci işi dükkânı, ikinci işi cami olmuştur. Din adamı, çalışkan, araştırmacı, yorulmayan, alçak gönüllü, terbiyeli insandır. İyiler yok mu? Var, fakat eli öpülmeye layık o muhterem insanlar az. Din adamlarının iyisi insanların en iyisidir. Din adamlarının kötüsü de insanların en kötüsüdür. O iyiler çoğaldıkça cemiyette iyilikler artar. Kaç din adamımız kaç sokak çocuğuna ne öğretti? Acaba o çocukların varlığında, hapishanelerin dolmasında, ateistlerin zuhurunda, sapık cereyanların fitnesinde, ahlaksızlığın başını alıp gitmesinde...din adamının payı yok mu? Herhalde evet...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
113042 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/113042.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT