BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

‘Terörist’ sanılan mağdurlar!

Süleyman Özışık
Facebook
Genel affın çıkıp çıkmayacağı binlerce ailenin merak ettiği bir konuydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül affın çıkacağına dair mesajlar verdi.
Erdoğan'ın yaptığı açıklamada dikkat çeken bir detay var. Cumhurbaşkanı haklı olarak vatana karşı terör suçu işleyen hainlerin aftan yararlanmayacağını söyledi. 
Buna CHP ve HDP dışında hiç kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum. Ancak af konusunda ciddi endişelerim var.
Bilindiği üzere FETÖ ile mücadele konusunda ciddi hatalar yapıldı. Tabiri caiz ise, iğne ile kazılması gereken yerlere kepçe ile dalındı. En az FETÖ'cüler kadar masum insanların da canı yandı.
Aylardır söyleyip duruyorum.
Bugün FETÖ'cü olmakla suçlanıp hapislere atılan ya da meslekten ihraç edilenlerin ciddi bir kısmı bizim kadar masum. Pek çoğu iftiraya maruz kalan bu insanlar maalesef bizim kadar masum...
Bakın size bugün sadece iki yargı kararından bahsedeceğim.
İstanbul Üsküdar'da görevli bir emniyet görevlisi geçtiğimiz günlerde tutuklu bulunduğu mahkemeden alınıp duruşmaya getirildi. Yaklaşık bir yıldır savunma hazırladığını söyleyen ismi bende saklı bu kişi, mahkeme heyetine "Size 5 dakika içinde masum olduğumu ve suçsuz yere hapiste tutulduğumu ispatlayacağım" dedi ve dediğini de yaptı.
"Savcılık, bir gizli tanığın ifadesine dayanarak benim İstanbul'da bunların sohbetlerine katıldığımı iddia ediyor. Ancak savcılığın belirttiği tarihlerde ben İstanbul'da hiç bulunmadım. Çünkü Diyarbakır'a polis memuru olarak görev yapıyordum. Kayıtlara bakıldığında o tarihlerde İstanbul'a ayak basmadığım ortaya çıkacaktır. 
Savcılık benim ByLock kullandığımı söylemiş. Ama bana ait hiçbir cihazda bırakın sohbet etmeyi, ByLock'un izine bile rastlanmadı. 
Savcılık bankalarına para yatırdığımı söylemiş, böyle bir hesap yok. Savcılık himmet verdiğimi söylemiş. Ben bunların emniyette güçlü olduğu dönemde himmet vermediğim için defalarca sürgün yedim ve bunların hepsi kayıtlı.
Sadece, kim olduğu belli olmayan gizli tanığın ifadesine dayanarak hapiste tutulmam hukuksuzluktur. Bu bir yıldır tutulduğum cezaevinden çıkışıma karar vereceğinize inanıyorum!"
Bu savunmadan sonra iddianameyi hazırlayan savcının ne dediğini tahmin edersiniz? İsnatta bulunduğu suç delillerini tek tek ortaya koymasını beklersiniz değil mi? 
Ama öyle yapmamış Savcı Bey!
"O zaman salıverilsin" demiş!
Bir emniyet mensubunun alnına haksız yere "Hain" damgası vuruyorsunuz, hukuksuz bir şekilde cezaevinde bir yıl tutuyorsunuz. Sonra hiçbir şey olmamış gibi davranıp "O zaman salıverilsin!" diyorsunuz! Bir insanın, bir babanın, bir ailenin hayatını alt üst etmek ne kadar kolay değil mi?
Bir örnek de Ankara'dan vereyim.
"Mahrem İmamlar" operasyonu çerçevesinde hapse atılan bir öğretmen. Bir yıla yakın süre hapiste tutulduktan sonra mahkemeye çıkarılıyor. Bir yıla yakın süren araştırma ve soruşturmalarda bu öğretmen hakkında tek bir suç delili bulunamıyor.
En sonunda ByLock kullanıp kullanmadığının araştırılması için bir bilirkişi ataması yapılıyor. Sözüm ona bu bilirkişi, öğretmenin ByLock kullanıp kullanmadığına karar verecek.
Bizim bilirkişi uzunca süren çalışmasından sonra mahkemeye nasıl bir rapor sunuyor dersiniz?
Aynen aktarıyorum:
"Kişinin telefonunda ByLock'a dair bir emare bulunmamıştır. Ancak, telefonda bulunun bazı kalıntılar, ByLock kullanmış olabileceğine işaret etmektedir!"
Nasıl yani?
Hem ByLock'a dair bir emare bulunmuyor, hem de rastlanan bazı kalıntılar üzerinden kişinin ByLock kullanmış olabileceğine dair tahminde bulunuyor bizim bilirkişimiz!
Ama durun, rezillik bununla sınırlı değil!
Bilirkişi olarak atanan zatın isminin altında uzmanlık alanının yazıyor olması gerekiyor değil mi? 
Resmî mahkeme kaydında yazılan o unvanı da aynen paylaşayım:
"Adliyede çalışır, bu işlerden anlar!"
Evet, evet, aynen böyle yazıyor.
Vallahi de billahi de aynen böyle yazıyor!
Yani kâtip mi mübaşir mi çaycı mı temizlikçi mi bilgisayarcı mı bilinmiyor ama bu işlerden anlıyor!
En acısı ne biliyor musunuz?
Bahsini ettiğim öğretmen, bu bilirkişinin verdiği saçma sapan rapor yüzünden 8 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.
Buna benzer yüzlerce dava, bahsini ettiğim kişilere benzer binlerce mağdur var. Binlercesi KHK mağduru olarak dışlanıyor. Mahkemede veya OHAL İşlemleri Komisyonunda aklananlar ise nedendir bilinmez, açığa alındıkları kurumlara geri iade edilmiyor.
Ve...
Böylesi mağdurlar varken, hakkında onlarca belge ve delil bulunan FETÖ'cüler itirafçılıktan ya da etkin pişmanlıktan yararlanarak dışarı çıkıyor.
Bakınız arkadaşlar!
Ahiret uzak görünebilir ama değil. Bir hesap günü var ve bu mağdurları haksız hapse atılanlar kadar bu haksızlığa sessiz kalanlar da hesap verecek. Hepimiz, FETÖ’cü hainlerin karşısında durduğumuz gibi, bu mağdurların yanında da durmalıyız diye düşünüyorum.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde yeni yargı reformunu açıkladı. Yargıda yapılan hataların minimuma indirileceğine dair teminat verdi. 
Eğer yargıda bir hata araştırması yapılacaksa, bence ilk iş bu mağdurların hayatını karartan kararların tekrar gözden geçirilmesi olmalı. Bu kişilerin yaptıkları veya yapacakları itirazlar en öne alınmalı ve bu hukuksuzluk ortadan kaldırılmalı...
Cumhurbaşkanı’mızdan istirhamım...
Zatıalileri bunun yapılacağına dair kısa, net ve kararlı bir mesaj verirlerse, bu mesaj mağdurlar ve aileleri için en güzel bayram hediyesi olur.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608328 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/608328.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT