BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Taliban kötü de Esad, PKK/YPG iyi mi?

Daha geçen hafta izledim o korkunç videoyu.
Suriye rejimi, Dera’da El-Musamiya bölgesinde sivil muhalifleri kamyonetten çukura atıp, sonra diri diri yakıyordu.
Olay eski ama görüntüsü yeni çıktı ortaya.
Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde bu vahşeti protesto edeni gördünüz, duydunuz mu?
Ya sarin gazıyla çırpına çırpına ölen çocuklar kimin umurunda oldu?
***
Suriye iç savaşı 10 yıl önce başladı.
Tarihin gördüğü-göreceği en dehşetli vahşetlerden biri yaşandı hemen dibimizde.
Halep’te, İdlib’de, Şam’da… Ülkenin hemen her yerinde, yıllarca süren görülmemiş işkence ve zulüm yapıldı insanlığa.
Tepelerine düşen bombalarla yahut kimyasal gazla ölen çocuklar, kadınlar, hele hele yetişkin erkekler şanslıydı belki de…
Öyle ya, rejimin zombilerinin eline canlı düşüp işkenceyle ölmek de vardı (!)
Veya açlıktan gün gün eriyerek.
***
Tüylerim ürpererek dinlemiştim Suriye’de olanları.
Evladının vurularak öldüğünü duyan analar, hiç değilse işkence görmeden kurtuldu diye seviniyordu arkasından!
Daha beterine şahit olmuşlardı çünkü.
Pancar fabrikasında toplanan köylü kadınların bebelerinin ellerinden alındığını, sonra devasa pancar makinelerine atılarak, cesetlerinin kibrit kutusu büyüklüğünde ellerine verildiğini görmüşlerdi.
Bu acıyı yaşadıktan sonra, kendileri de o makinelerde parçalanarak can vermişlerdi.
Böylesine hunhar yaratıkların eline düşmektense, bomba ya da kurşunla ölmek nedir ki!
***
Hiç unutmam; Suriyeli yazar Hüsnü Mahalli, iç karışıklığın çıktığı dönem “Suriye rejimi tarihin en büyük katliamlarına imza atar, yine de iktidarı bırakmaz” demişti.
Dediği gibi de oldu.
O gün olduğu gibi, bugün de ‘muhaliflik’ kisvesi altında Esad’ın Türkiye’de borazanlığını yapıyor.
Sadece o mu peki?
Türkiye’de kaç muhaliften Suriye’de yaşanan vahşetle ilgili insani bir duruş gördünüz?
Onların tam aksine Esad’ı aklamaya, katliamları örtbas etmeye, hatta bu vahşetten insanları kurtarmaya çalıştığı için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hedef aldıklarını görmüyor muyuz?
Türkiye’de yıllardır Suriyelilere dönük propagandanın arkasında da yine bu yüzlerin olduğunu fark etmiyor muyuz?
***
Evet, beş milyona yakın mültecinin yükü ağır.
Bunun bizi rahatsız ettiği de muhakkak.
Peki, aynı tiplerin, Türkiye’nin Suriye sınırında “güvenli bölge” oluşturmak için yaptığı operasyonlara da karşı çıkmalarını neyle izah edeceğiz?
Yıllarca Türkiye’ye “radikal örgütlerle iş birliği” suçlaması yaparken, asıl amaçları bu bölgelerin oluşmasını engellemek değil miydi?
El-Bab’da, Afrin’de ve en nihayetinde Fırat’ın doğusunda ve İdlib’de yaptığımız her operasyona karşı çıkan -başta CHP ve HDP olmak üzere- muhalif çevreler, Taliban’ın yaptıklarından daha beter katliamlara imza atan Suriye rejimine destek olmamışlar mıydı?
Bugün Kâbil Taliban’ın eline düştü diye ah vah edenlerin, rejimin Halep’i aldığında attıkları sevinç çığlıkları neydi?
Dahası, Suriye’de yüz binler kıyılırken insani hassasiyetleri neredeydi?
Söyleyeyim; duruşları mezhepçiydi.
İran nasıl bu saikle Esad’a destek yollamışsa, Türkiye’den bazı örgütler yine aynı maksatla Sünni katliamına desteğe gitmişse, bunlar da siyaset ve medya yoluyla aynı maksatla destek vermişti.
***
Ya aynı tiplerin, Suriye sınırımızda Batı destekli devlet kurma hayalleri güden terör örgütü PKK/YPG’ye verdiği desteğe ne demeli?
Çocuk kaçıran, tecavüz eden, kadın-çocuk ayırt etmeden sayısız katliama imza atan eli kanlı eşkıyalara “terörist” bile diyemeyip “Onlar daha seküler. Başkası olacağına, sınırımızda YPG olsun” diyenler, Taliban Kâbil’i ele geçirince birden kadın hakları savunucusu oldular ve insanlıkları akıllarına geldi.
Çarşaf çıkarma tiyatrosu sergileyen CHP’li kadınlara sözüm;
Haydi partinizdeki taciz-tecavüzleri geçtim…
Esad rejimi ve PKK/YPG onca yıldır kadınlara ve genç kızlara tecavüz ederken, akılalmaz işkencelerle insanlığı hunharca katlederken niye gıkınız çıkmadı?
 
**************
 
28 Şubat’ın hesabı
 
Çok yazdık, çok söyledik ama sivil ayağına dokunulmadı.
28 Şubat darbesinin 14 kudretli paşası, haklarında çıkan mahkûmiyet kararının ardından tutuklanmaya başlandı.
Şimdi birileri ortaya çıkmış; yaşı hayli ilerlemiş cuntacıların affedilmeleri gerektiğinden bahsediyor.
Neymiş, davayı başlatanlar FETÖ’cülermiş, o yüzden dava yeniden görülmeliymiş.
Peki, davayı karara bağlayanlar FETÖ’cü mü?
O davayı başlatan FETÖ’cüler, tam aksine davayı sulandırarak, yargılanan cuntacıların ceza almalarının önüne geçmeye çalışmamış mıydı?
Davada asıl mesafe, FETÖ’cülerin elinden alındıktan sonra katedilmedi mi?
Ve daha önemlisi;
Bu ülke 28 Şubat gibi bir zulmü yaşamadı mı?
Milleti inim inim inletirken, FETÖ’cüleri Genelkurmay Karargâhında ağırlayan ve yükselip güçlenmelerini sağlayan bunlar değil miydi?
CIA talimatıyla millete her zulmü yapıp “Nüfusun 35 milyonu olmasa ne olur?” tehdidini savuranlar bu cuntacı paşalar değil miydi?
Kadınlara zorla burka giydiren Taliban gibi, kadınların başörtüsünü zorla açtıran bunlar değil miydi?
28 Şubat’çıların affedilmesini 28 Şubat’ı destekleyenler söylüyorsa burada bir problem yok mu?
Bakın, daha ülkeye verdikleri 400 milyara dolara yakın ekonomik zararı, soyulan bankaları, batan şirketleri saymadım bile.
Ne olacaktı, yanlarına kâr mı kalsaydı?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620279 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/620279.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT