BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Fransa ve terörün finansmanı

TRT, başarılı bir habercilik örneği sergileyerek Fransa’nın Suriye sahasında terör örgütleri DEAŞ ve YPG ile nasıl iş birliği, ticaret ve koordinasyon içerisinde hareket ettiğini ortaya döktü.

Yüz binlerce belge ve dokümanın incelenmesi ile ortaya koyulan hakikat âdeta kan dondurucu…

Fransız şirketi La FargeDubai’de 2014 yılının ağustos ayında Firas Tlas isimli bir ara bulucunun koordinasyonunda DEAŞ ve PKK ile bir anlaşma gerçekleştirdi. Her iki terör örgütünün de temsilcileri La Farge firmasının temsilcileri ile Dubai’de aynı masa etrafındaydı. Bu anlaşmaya göre La Farge firması DEAŞ ve PKK’yı finanse edecek, karşılığında ise Suriye’deki fabrikası açık kalacaktı. Her iki terör örgütü de bu sayede satılan her ton çimentodan ayrıca pay alacaktı.

Aldılar da…

 

Fransa’da mızrak çuvala sığmıyor!

 

2014 yılının yazında Ürdün’deki Fransız elçiliğinden şu anda Fransa Devlet Başkanı olan Emmanuel Macron’un koltuğunda oturduğu Ekonomi Bakanlığı’na, Maliye Bakanlığı’na ve Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen notta, La Farge firması ile terör örgütleri arasındaki ilişkinin çerçevesi izah edilmekteydi.

Bu yazışmalar ve haberler bize çok açıkça gösteriyor ki Fransız şirketi La Farge, Fransız istihbaratının ve kurumlarının gözetiminde DEAŞ ve PKK terör örgütleri ile Suriye sahasında birlikte hareket etmişler.

Bununla kalsa iyi…

La Farge firması aynı zamanda Avrupa Kalkınma Bankasından kredi çekerek buradaki faaliyetlerini finanse etmiş. Bu da demek oluyor ki DEAŞ’ın Suriye ve Irak coğrafyasında gerçekleştirdiği her türden katliamın finansmanına Avrupa Kalkınma Bankasını da bulaştırmış.

Sadece Orta Doğu’daki katliamların mı?

Elbette hayır, Paris katliamında hayatlarını yitirenlerin de katledilmesinde bu kirli ilişkinin doğrudan ya da dolaylı payı var.

DEAŞ, incelenen yüz binlerce evrak ile de sabit ki, buradan milyonlarca dolar para kazanmış. Yani, Fransız istihbaratının gözetiminde DEAŞ gibi eli kanlı bir terör örgütü finanse edilmiş.

DEAŞ Kobani’yi kuşatıp fabrikayı ele geçirdiğinde anti DEAŞ koalisyonu güçlere ait uçaklar her yeri bombardıman ederken, her nasılsa sadece La Farge firmasına ait fabrikayı hedef almamışlar.

Koalisyon güçleri ile Fransız istihbaratı arasında nasıl bir koordinasyon kuruldu da bu kolaylık DEAŞ terör örgütü ve La Farge firmasına gösterildi acaba?

Daha sonra fabrika el değiştirip YPG’nin kontrolüne geçince, Fransız istihbaratının yakından gözetim altında tuttuğu bir terörist ‘Fransa’yı patlatın’ talimatı veriyor ve hepimizin malumu olan 13 Kasım 2015 tarihindeki Paris saldırıları gerçekleştiriliyor.

Bu da demek oluyor ki Fransa sadece terörü finanse etmekle kalmıyor, aynı zamanda Paris’in sokaklarında katledilen her bir Fransız vatandaşının vücuduna saplanan mermilerin de finansmanını yapmış oluyor. Bu yüzden konu Türkiye’de çok tartışılmasa da Fransa’daki kurbanların yakınları tarafından hassasiyetle takip ediliyor. İlerleyen aylarda bu konunun Fransa’da nasıl bir yöne savrulacağını hep birlikte takip edeceğiz.

 

Ne ile suçluyorlarsa kendileri yaptığı içindir

 

Peki, Fransa kurum ve örgütleri ile terörün finanse edilmesine katkı sunarken Türkiye’de olan biten ne idi?

2014 yılında Suriye sahasında bunlar yaşanırken, 1 Ocak 2014 tarihinde Türkiye’de tarihe "MİT Tırları vakası" diye geçen bir ihanet süreci yaşanıyor ve ısrarla Türkiye’nin DEAŞ’a silah yardımı gönderdiği yalanı üzerinden dünya kamuoyuna mesaj verilmeye çalışılıyordu.

PKK yanlısı gazeteler DEAŞ’ın gerçekte halifesinin Erdoğan olduğuna dair hayâsız iftiralar atarken, BAE destekli medya bu olayları köpürterek tüm dünyaya mesaj veriyordu. Şimdi anlıyoruz ki Fransız firması ile DEAŞ ve PKK temsilcileri Dubai’de teröre finans sağlama toplantıları icra ederken, Türkiye’ye yönelik kendi pisliklerini örtme maksatlı operasyon çekiyorlarmış.

 

Anahtar teslim ülke projesi ve mümessilleri var mı?

 

Yine 22 Ekim 2015 tarihinde CHP Milletvekili Eren Erdem ‘Suriye’nin Guta bölgesinde kullanılan sarin gazının Türkiye üzerinden Suriye’ye gönderildiğini, Türk istihbaratının bu konuda kolaylık sağladığını’ iddia ediyordu.

Aynı iddialarını Rus devletinin söylemlerini dile getiren Sputnik haber sitesinde tekrar eden Eren Erdem, mezkûr haber sitesinin 14 Aralık 2015 tarihindeki haberine(*) göre ‘IŞİD teröristlerinin öldürücü kimyasal sarin gazı bileşenlerini Türkiye’den edindiğini’ tekrarlıyordu.

Oysa şimdilerde öğreniyoruz ki hokkabaz büyük bir gözbağcılığı içinde art arda şapkasından renkli tavşanlarını çıkarıp içerideki unsurlarına görevler dağıtırken, meğerse Suriye coğrafyasında kelle kesen DEAŞ terör örgütü ve YPG ile Fransız devleti sarmaş dolaş bir hâldelermiş.

Şimdilerde de hokkabaz tavşanları farklı renklerde çıkarmaya devam ediyor.

CHP eski milletvekili ve parti meclisi üyesi Gökmen Öğüt, ‘NATO’nun demokrasi diye bir derdi olsaydı 10 yıldır Türkiye’ye müdahale ederdi’ diyerek, NATO’yu âdeta Türkiye’ye müdahale için davet ediyor, Kuva-i Milliyeci gelenekten gelme iddiasındaki Genel Başkanları da olanı biteni izlemekle yetiniyor.

Keşke zavallı Gökmen Öğüt’ün müdahale etmesi gerekenlerin 15 Temmuz’da müdahil olduklarını, Genel Başkanı emniyetli evlerde kahvesini höpürdetirken milletin bu müdahaleyi elleri ile bastırdığını anlayabilecek feraseti olsaydı…

Maalesef dönüp dolaşıp rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun şu sözüne geliyoruz: ‘Bu ülkenin tarlaları çoktan sürülmüş...’

Rahmet ile yâd ediyoruz…

             ***

Sevgilisine münacatta bulunmuştu: ‘Uzatma dünya sürgünümü’ diyerek.

Sezai Karakoç dünya sürgününü ‘Ey Sevgili, En Sevgili’ diyerek tamamladı.

Vuslatı mübarek olsun inşallah.

.....

(*) https://tr.sputniknews.com/20151214/eren-erdem-isid-sarin-gazi-turkiye-suriye-1019650760.html

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621527 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yusuf-alabarda/621527.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT