BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Oruç ve dua

Süleyman Doğan
Facebook

Oruç; psikolojik ve ruhsal bozukluklardan korunma ve kurtarma konusunda etkin bir tedavi yöntemidir. Son yapılan araştırmalara göre depresyon hastalığı ve beyindeki aşırı hareket merkezlerini sakinleştirmenin en etkin tedavi yolu oruçtur. Hapların ve çeşitli kimyasal ilaçların tedavisinde yetersiz kaldığı müzmin ruhsal hastalıklarda, orucun her türlü acı ve stresi azaltmada etkili olduğunu yapılan araştırmalar ispatlamıştır. O halde bizim de bu eşsiz ibadetten nasibimizi almamız kaçınılmaz olmalıdır. Tababet şu gerçeği ortaya koymuştur ki; oruca ilk başlama anı ile birlikte, başta kan hücreleri olmak üzere hücreler kendini yenilenmeye başlar. Tembel hücreler bile daha üst düzeyde bir yetenekle çalıştırır. Vücut yepyeni bir sisteme girer. Bilim adamları orucun; vücut için sürekli bir bakım ve koruma vazifesi gördüğünü söylerler. Zira vücudun senede en az bir defa bakıma ihtiyacı vardır, o da mübarek ramazan ayıdır. Yine bilim adamları orucun en az yüz adet hastalığı tedavi ettiğini belirtmişlerdir.

Duada vücut ısısı yükselir, ürperti hissi ile uyarılma yaşanır, algı gücü keskinleşir, bilinç düzeyi ve farkındalık artar. Harwardlı Dr. Herbert Benson “Handbook of Religion and Health'' (Din ve sağlık el kitabı) isimli kitabında inanmanın hastalıklar üzerinde yüzde 60-90 iyileştirici etkisi olduğunu aktarmıştır. 1200 kişi üzerinde yapılan araştırma ve diğer birçok çalışma dindar insanların daha uzun ve sağlıklı yaşadığı gerçeğini ortaya çıkartmıştır.  

Benson, adı geçen kitabında; “İbadetine düşkün ve düzenli dua eden insanlar daha seyrek hasta oluyorlar, hastanede kalma süresini dindarlık azaltıyor, kalp ameliyatı sonrası ölüm riski hiçbir dinî aktivitesi olmayanlara göre 14 misli daha az” tespitlerini aktarıyor. Dr. Benson son 30 yılını duanın insan fizyolojisi üzerindeki etkilerine adamış bir araştırmacıdır. Dua ve ibadet öncesi zihinsel tasavvurda kulluk esprisi içerisinde, 'Rab'lık ve 'İlah'lık gerçeğine sığınacağını, O’ndan ilgi ve yardım talep edeceğini, O lütfetmedikçe mahrum olacağını itiraf gerekir. Böyle bir yöneliş olmayan dua ve ibadet huşu ve derinlikten yoksun kalır.

Dua hissi hayatın akışında gerekli ve faydalı bir histir. Ancak asıl kıymetli dua, insanın hasta, muhtaç olmadığı zaman yaptığı duadır. Hasta ve muhtaç iken yapılan dua ve ibadet mum ışığı ise genç ve güçlü iken yapılan dua ve ibadet güneş değerinde anlam taşır. Böyle bir insanın duası hayranlık ve saygı uyandırmalıdır. Çünkü bu kişi kulluk bilinci içindedir ve gelecek zorluklara da şimdiden manevi yatırım ve hazırlığını yapıyor demektir. Manevi yaşantıların ve duaların insan beyninde birtakım kimyasalları harekete geçirerek savunma sistemini güçlendirdiği ve hastalığın yenilmesine katkı sağladığı bilimsel araştırmalarla ortaya konmuştur.   

Kur’an ayı olan Ramazan’da bir taraftan orucumuzu layık veçhile tutarken diğer yandan başta İslam ümmeti olmak üzere bütün insanlığın ıslahı ve barışı için Rabbimize dua ve niyazda bulunalım...

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Erkan İbiş:Beyin göçü önlenmeli

Ankara Üniversitesi Türkiye’nin en eski ve en köklü eğitim ve öğretim kurumudur. Üniversite Rektörü Prof.Dr.Erkan İbiş çalışkan, sempatik ve girişimci bir profil çiziyor. Rektör İbiş rektör yardımcıları ve diğer akademik ve idare personel ile iyi bir ekip oluşturmuş. Kendisiyle yaptığım söyleşi ile baş baka bırakırken katkılarından dolayı rektörlük basın koordinatörü Aykan Çufaoğlu’na teşekkür ediyorum. 

Rektör olarak üniversiteyi nereden nereye getirdiniz?
Bu soruyu cevaplamadan önce altını çizmek isterim ki, kişi olarak ne kadar çalışırsanız çalışın; kaliteli bir ekibe sahip değilseniz yapabileceğiniz çok şey yoktur. Rektör yardımcılarımızdan, dekanlarımıza; akademik personelimizden, idari personelimize, elde ettiğimiz başarı hepimizindir. Yaklaşık 3 yıldır saydığım tüm paydaşların çabaları ile üniversitemizi çok daha iyi yerlere taşımaya çalışıyoruz. Daha kaliteli bir eğitim sunabilmek, üniversite sonrasında (iş hayatında) öğrencilerimizi yeni imkânlarla buluşturmak, üniversite-sanayi iş birliğini sağlamak ve yurt dışı imkânlarını/seçeneklerini arttırmak için bir çok çalışma yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Gerçek bir “halk üniversitesi” olmak için her türlü sosyal sorumluluk projesine dahil olmaya çalışıyoruz. Kadınlar, yaşlılar, çocuklar, engelliler, çevre ve sağlık gibi birçok alanda önemli projeler yürütüyoruz.

Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor ve Türk bilim alanına yaptığı katkılara kısaca değinir misiniz?
Cumhuriyetin ilk üniversitesi olmasını ve omuzlarında taşıdığı bu onurlu görevi yerine getirmesini çok önemsiyoruz. Hem sosyal bilimler alanında, hem de fen ve sağlık bilimleri alanında üniversitemiz Türkiye bilim hayatına büyük katkılar sunmaktadır. Üniversitemizden yetişen insanlar siyaset, bürokrasi, edebiyat, sanat ve bilim dünyasında ülkemizin en önemli isimleri olmuşlardır. Yetişmiş ve uzman kadromuzla diğer üniversitelerin istedikleri eğitim-öğretim desteklerini de sağlıyoruz.
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları neler olabilir?
Sorunların başında bütçe, kaynak ve kadro sorunları gelmektedir. Gerçekleştirmeyi amaçladığımız kimi projelerde, kaynak ve kadro eksikliğinden dolayı ilerlemekte zorlanıyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar altında ayrılabilen kaynağın maksimuma yakın seviyede olduğunu biliyoruz, ancak yine de bu konularda bir iyileştirilme olmasını bekliyoruz. 

Siz üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, üniversiteniz nerede duruyor ve hangi alanda iddialısınız?
Üniversitemiz Atatürk’ün, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” sözünün ışığında; evrensel bir bakışla bilim ve sanat alanlarında topluma yön verecek bireyler yetiştirmekte; yaptığı özgün ve nitelikli araştırmalarla bilim, teknoloji ve sanat üretimine katkı sağlamaktadır. Üniversitemiz tartışmasız şekilde Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisidir. Sosyal Bilimlerde, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi gibi tarihî fakülteleri ile ülkemizin gurur kaynağı olmuştur ve bugün de ülkemizin en iyi uzmanları bu fakültelerden yetişmektedir. Tıptan-Hukuka, Ziraatten-İlahiyata, Veterinerden-Dilbilimine ister sağlık, ister fen, isterse sosyal bilimler alanda olsun Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri olduğumuzu söylemek abartı olmayacaktır. Ayrıca özellikle vurgulamak istediğim alan temel bilimlerdir. Ülkemizde ne yazık ki yeterince önemsenmeyen ve üstünde durulmayan bir alan olan temel bilimler eğitiminde üniversitemiz hem akademik kadrosu hem de öğrencilere sağladığı imkânlarla önemli işler başarmaktadır. Yeni kurulan bölümlerimizle ve fakültelerimizle de bu ivmeyi arttırmayı planlıyoruz.
Üniversitenizin yakın ve uzak hedef olarak Türk bilimindeki vizyonunu ve yerini nerede görmek istiyorsunuz bu alandaki çalışmalarınız nelerdir?
Üniversitemiz uluslararası sıralamalarda kuruluşlara ve alanlara göre değişmekle birlikte 600-900 bandındadır. Bunu daha iyi sıralara, öncelikle 500’e daha sonra da 300-400 bandına çıkarmayı amaçlıyoruz. Bunun için nitelik, akreditasyon, uluslararasılaşma çalışmalarını önemsiyoruz. Türkçe programların benzerini ağırlıklı uluslararası öğrenciye yönelik olma koşuluyla diğer dillerde de açma seferberliğini başlattık. İki yıl içerisinde 14 program açtık. Fakültelerimize ulusal ve uluslararası akreditasyon çalışmalarını teşvik ediyoruz. Dört Fakültemiz ve pek çok bölüm bunu başardı. Bilimsel Proje sayılarımız yüzde 100’den fazla arttı. Bunun dışında bazı özel projelerde uygulamaya koyduk. Örneğin Üniversitemize Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından tahsisi sağlanan, Bağlıca’daki 2500 dönümlük arazide bir “Sağlıkta Mükemmeliyet Merkezi” kurmak, en önemli projelerimiz arasında. Bu arazide, tam teşekküllü hastanenin yanı sıra kök hücre, medikal teknopark, biomedikal, biyoteknoloji gibi ileri teknolojilerin kullanılacağı araştırmalar ve endüstri ile iş birliği yapacak birimler yer alacak. Buranın gerek eğitim ve araştırma alanlarında, gerekse tanı ve tedavi alanlarında uluslararası bir eğitim üssü ve araştırma merkezi olmasını hedefliyoruz.
Yükseköğretim kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır? 
Belki de en önemli nokta öğrencilerin çok okuması ve sorgulamasıdır. Üniversite insanlara belirli alanlarda öğrenim verilen bir kurumdur ancak temel görevi, bakış açısı kazandırması ve düşünmeyi/sorgulamayı öğretmesidir. Onlarda çağdaşlık, demokrasi bilinci ve ötekileştirme-ayrımcılık karşıtlığı olmasını, şiddetsiz-hakaretsiz ifade özgürlüğü iradesi oluşması insani erdemlerin daha üst seviyeye ulaşması en büyük arzularımızdan biri. Bizim amacımız sadece doktor, avukat, eczacı, bürokrat, mühendis yetiştirmek değildir. 
Türkiye’deki üniversitelerin bilim, teknik ve üretime katkı bakımından dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmeleri için neler yapılmalıdır? 
Teknokentler, araştırma laboratuvarları ve değerli beyinlerin ülkemizde kalmasını sağlamaya yönelik teşvik edici çalışmalar bu konuda çok önemli başlıklar. Bu bağlamda üniversitelerde idari- merkezi- akademik özerkliğin etkin bir şekilde uygulanmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Akademik unvanlardan özellikle doçentlik için mutlaka en az 1 yıl gelişmiş ülkelerde bilimsel çalışma ve dil teşvikinin olması gerekir. Ülkemizin en yetenekli gençlerini beyin göçü nedeniyle özellikle Avrupa ülkelerine gitmeleri ve daha sonra dönmemeleri ciddi bir sorun. Bu konuda hem üniversitelerin hem de devlet kurumlarının çalışmalar yapması ve gelecek vaat eden gençlerin ülkemize dönmeleri sağlanmalı. 
Üniversite Rektörü olmak nasıl bir duygu, hissiyatınızı paylaşır mısınız?
Rektör olmak, evvela çok büyük bir sorumluluk, ayrıca omuzlarınızda taşıdığınız büyük bir yük ama aynı zamanda gurur kaynağı. Hele Ankara Üniversitesi’nin rektörü olmak çok daha büyük bir gurur benim için. Zaman zaman üzülüyorsunuz, zaman zaman da mutlu oluyorsunuz. Bir tuğla da ben ilave ediyorsam büyük mutluluk. Öte yandan en büyük zorluk bir öğrencimizin burnunun bile kanaması durumu, en büyük kaygımız şiddet ortamında bir öğrencimizin mağdur olması. Bunların olmaması için çaba gösteriyoruz. Bizim geçmişimizde ülkemize olağanüstü katkılar sunmuş rektörlerimiz vardır. Ord. Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu ilk rektörümüz ve Ord. Prof. Dr. Enver Ziya Karal, Ord. Prof. Dr. Suut Kemal Yetkin, Prof. Dr. İhsan Doğramacı ve Türkiye’nin ilk kadın bakanı Prof. Dr. Türkan Akyol gibi çok önemli isimler bu görevi yürütmüştür. Biz de onlardan devraldığımız bu onurlu görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz.
Üniversitenizin müzeleri var mı? Varsa ne işlevi icra ediyorlar?
Üniversitemizin pek çok fakültesinde müzelerimiz bulunmaktadır. Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi, Ziraat Fakültesi Tarım Müzesi, Eczacılık Fakültesi İlaç Müzesi, Jeoloji Müzesi ve Veteriner Anatomi Müzesi gibi müzelerimiz var. Tabi ki bunlar yeterli değildir. Müzeler, hem kentlerin hem de üniversitelerin tarihlerini ortaya koyan önemli yapılardır. Bunu sadece kent tarihiyle de sınırlandırmamak gerekir aslında, insanlık tarihinin tanıklarıdır müzeler. Bir ülkede ne kadar çok müze varsa ve o müzeler ne kadar ilgiye mazharsa, o ülke o kadar gelişmiştir. 

Öğrenciler neden Ankara Üniversitesini tercih etsinler?
Öncelikle nitelikli ve donanımlı akademik kadromuz başlı başına bir tercih nedeni olmalıdır. Mezunlarımızın Türkiye’de kamu ve özel kurumlardaki konumları da öğrencilerimiz için iyi birer örnektir. Ayrıca eğitim hayatı boyunca, çift diploma imkanları, Erasmus ve Mevlana gibi programlarla yurtdışına gidebilme imkanları, sosyal ve sportif imkanları çok fazla olan bir üniversitedir. Üniversitemizde öğrencilerimiz hem öğrenim görüp hem de sosyal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Öğrenci topluluklarımızla sosyal sorumluluk projelerinde yer almaktadırlar. 
Ankara üniversitesi neden dünyadaki 500 üniversite arasında yok?
Dünya’nın en iyi 500 üniversitesi listesini çok farklı kuruluşlar, çok farklı kıstaslarla yapıyor. Geçtiğimiz sene yer aldığımız listelerde bu sene olamayabiliyoruz. Burada incelenen kriterlerin ne kadar sağlıklı olduğu, sıralamaların ne kadar saydam biçimde yapıldığı önemli.  Aslında global değerlendirmeden ziyade, alan değerlendirmesine bakmak gerek. Bir çok alanda üniversitemiz ilk 500 içerisinde. Üniversitemiz tüm bilim alanlarının yanı sıra 12 Meslek Yüksekokulu olması nedeniyle global değerlendirmede 600-900 bandına düşüyor. İnşallah yaptığımız-yapacağımız çalışmalarla global değerlendirmede ilk 500’e gireceğiz.
Üniversitenizi tercih eden yabancı öğrenci profili nedir, hangi bölge ve ülkelerden öğrencileriniz var?
Yaklaşık 2685 uluslararası öğrencimiz var. Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Sudan, Kore gibi dünyanın birçok ülkesinden. Asya ve Avrupa kıtasından öğrenciler üniversitemizi tercih ediyor. Ancak bununla yetinmiyoruz, hedefimiz ilk etapta bu sayıyı 2 katına çıkarmaktır. Öğrenci sayısının ve ülkelerin artması üniversiteye gerçekten “evrensel” bir anlam verecektir. Tüm çalışmalarımızda bunu biliyor ve bu uluslararasılaşma perspektifi ile hareket ediyoruz.

Kimdir? 
Prof.Dr.Erkan İbiş 1958’de Trabzon’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Trabzon’da tamamladı. 1982 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1982-1984 yılları arasında Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde hekimlik yaptı. 1985 yılında Nükleer Tıp dalında araştırma görevlisi olarak adım attığı Ankara Üniversitesi’nde 1989’da uzman, 1991’de doçent, 1997’de profesör oldu. Halen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim dalında Öğretim Üyesi ve Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmaktadır. Yaklaşık 3 yıl önce yapılan rektörlük seçimlerinde birinci oldu ve Cumhurbaşkanınca atandı.

Ankara Üniversitesi Künyesi
70 yıllık kurum
Kuruluş tarihi: 1946
Akademik birimler: 16 fakülte, 13 enstitü, 9 meslek yüksekokul, 2 yüksekokul ve 1 devlet konservatuvarı.
Toplam öğrenci sayısı: Ön Lisans: 6018, Lisans: 40193, Yüksek lisans: 13722, Doktora: 6141
Yabancı öğrenci sayısı: 2635
Öğretim elemanı sayısı: 1748
Yabancı akademisyen sayısı: 63
 Misyon: Nitelikli araştırmalar yapan, bilgi ve yeteneklerini insanlık ve ülke yararına kullanan ve evrensel düzeyde fark oluşturarak geleceğe yön veren yenilikçi üniversite olmaktır.
Vizyon: Eleştirel düşünebilen ve sorun çözebilen, kişisel ve mesleki alanda kendini sürekli yenileyen, doğaya duyarlı, farklılıklara saygı gösteren bireyler yetiştirmeyi, bilime ve sanata evrensel düzeyde katkı sağlayan, etik değerleri gözeten ve disiplinlerarası araştırmalar yapmayı görev edinmiştir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
586892 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-dogan/586892.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT