BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİZİM SAYFA
Hayat hayaldir. Asıl gaye; insanların duâsını almak ve Allahü tealânın rızasını kazanmaktır. Enver Ören “Rahmetullahi aleyh”

GÜNÜN KONUSU

“Ne hepsiniz, ne de hiçsiniz!..”

"Siz, ne hepsiniz, ne de hiçsiniz, ikisi arası bir şeysiniz..."
 
Sual: İnsanın yaptığı işlerde tercih, seçme hakkı yok mudur?
Cevap: Bu konuda Seyyid Abdülhakim efendi, bir üniversiteliye verdiği cevapta buyuruyor ki:
“Etrafın, arzu ve emellerine uyduğu zaman, her şeyi, aklınla, ilminle, gücünle yaratarak yaptığına, bütün başarıları icat ettiğine inanıyorsun. Hakkın sana verdiği vazifeyi unutuyor, o yüksek memurluktan istifa ediyor ve emanete sahip çıkmaya kalkıyorsun. Kendini malik, hâkim tanımak ve tanıttırmak istiyorsun. Öte taraftan, etrafın, arzularına uymaz, dış kuvvetler seni mağlup etmeye başlarsa, o zaman da, kendinde ümitsizlikten başka bir şey görmüyorsun. Hiçbir seçme hakkına sahip olmadığını iddia ediyorsun. Kaderi bir İlm-i mütekaddim değil, bir cebr-i mütehakkim manasında anlıyorsun.
Sofrana, sevdiğin yemekler gelmediği zaman eline geçirebileceğin kuru ekmeği yemekle, yemeyip açlıktan ölmek arasında serbest bulunduğun ve kuru lokmalar, ağzına zorla tıkılmadığı hâlde, onları yersin. Hem yersin, hem de bir şey yapmadığına hükmedersin. Düşünmezsin ki, elin ve ağzın, yine arzunla oynamış ve bu bir sıtma, bir titreme olmamıştır. İradene malik olduğun hâlde, seni aciz bırakan dış kuvvetler karşısında kendini mecbur, hasılı bir hiç bilirsin.
İşin yolunda olunca hep, işlerin ters olduğu zamanında ise, kaderin baskısı altında oyuncak bir hiç diye iddia ettiğin o sen, bunlardan hangisisin? Hep misin, hiç misin?
Siz, ne hepsiniz, ne de hiçsiniz, ikisi arası bir şeysiniz. Evet siz, icat etmekten, her şeye hâkim olmaktan, şüphesiz uzaksınız. Fakat, inkâr olunamayan bir seçme, tercih hakkınız vardır. Siz, eşi ortağı bulunmayan bir hâkim ve mutlak, başlı başına bir malik olan, Hakk teâlânın emri altında, ayrı ayrı ve müşterek vazifeler alan, birer memursunuz! Onun koyduğu hüküm ve nizam ile, Onun tayin ettiği mevkileriniz ve yaratıp emanet olarak verdiği salahiyet ve vasıtalarınız nisbetinde vazife yaparsınız. Amir, hâkim, malik Odur. Kazandığınız başarılar, Onun için olmadıkça, hep yalan, hep boştur. O hâlde kalplerinizde, niçin yalana yer veriyorsunuz? Niçin, Hakk teâlâyı mabud tanımıyorsunuz da, binlerce, hayal olan, mabudlar arkasında koşuyor, hepiniz sıkıntılar içinde boğuluyorsunuz? Niçin o emeli Haktan başkasında arıyorsunuz?”


GÜNÜN TAKVİMİ




 
Hicrî Kamerî : 14 REBÎ'UL-ÂHIR 1442
Hicrî Şemsî :1399  Rûmî :  16 Teşrîn-i Sânî 1436   Hızır :  Kasım : 22
29
2020

Kasım

Pazar

 

Ülker Doğumu Fırtınası - Filistin Halkı ile Dayanışma Günü

Hayat hayaldir. Asıl gaye; insanların duâsını almak ve Allahü tealânın rızasını kazanmaktır. Enver Ören “Rahmetullahi aleyh”
   Türkiye Takvimi   

Abdüllatif Uyan
Menkıbeler
Osman Ünlü
Gönül Pınarı
Ragıp Karadayı
Salim Köklü
Vehbi Tülek
YOLUMUZU AYDINLATANLAR

GÜNÜN MENKIBESİ

Emr-i mâruf yapılmayan belde!..

Bir gün hırsızın biri, büyük âlim Muhammed bin İsmâil hazretlerinin arkasından sessizce yaklaşıp, cebinden bir miktar para aldı.
Ânında cezâsını gördü.
Elinin parmakları kilitlendi.
Çok uğraştı, açamadı.
Düşününce, anladı hatâsını.
Yanlış kapı çalmıştı.
Bin pişmân oldu yaptığına.
Huzûruna geldi ve;
“Çok pişmânım affedin” dedi.
Mübârek zât sordu:
“Hayrola, neye pişmânsın?”
“Cebinizden gizlice para çaldım, ama parmaklarım kilitlendi. Duâ edin de elim açılsın” dedi.
Hayrünnessâc duâ etti.
O anda açıldı parmakları.
Aldığı paraları iâde etti.
Ancak, büyük velî almadı.
“Sende kalsın, ama bir daha yapmayacağına söz ver” buyurdu.
Adam, ellerine yapışıp;
“Size söz veriyorum” dedi.
“Bir daha yapmayacağım.”
● ● ●
Bir gün de bâzı dostlarına;
“Emr-i mâruf yapmak kime nasip olursa, çok sevinsin” buyurdu.
Sordular ki:
“Bu, çok mu sevaptır efendim?”
Cevâbında;
“Elbette, bir beldede küfre karşı emr-i mâruf yapılırsa, Allahü teâlâ o beldenin hak ettiği azâbı tehir eder. Emr-i mâruf yapılmayan beldeye ise azâb-ı İlâhî gelir” buyurdu.



Kapat
KAPAT