Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Mezhep taklit etmek veya değiştirmek
İhtiyaç olunca, başka mezhebe geçmek veya birkaç şeyi başka mezhebe göre yapmak caizdir. Sual: Kendi mezhebindeki farzı yapmamak veya kendi mezhebinde...
Düşünmeden konuşan pişman olur. Konuşmadan önce düşünen selâmet bulur. Yahyâ bin Muâz-ı Râzî “Rahmetullahi aleyh”
- Anayasa’nın halk oyu ile kabûlü (1982) Hızır (Yaz) günleri sonu - Rusya’da Komünist ihtilâli (1917)
OSMANLI ONBAŞISI
Kudüslü bir tarihçi anlatıyor: “Osmanlı döneminde tek pırpırlı bir Onbaşı, 20 kişilik askerî gücüyle burayı huzur içinde yönetiyordu. İstanbul’dan gelen tâlimatları uygulayan Onbaşı, otur deyince otur...
OSMANLI ONBAŞISI
Kudüslü bir tarihçi anlatıyor: “Osmanlı döneminde tek pırpırlı bir Onbaşı, 20 kişilik askerî gücüyle burayı huzur içinde yönetiyordu. İstanbul’dan gelen tâlimatları uygulayan Onbaşı, otur deyince oturuluyor, kalk deyince kalkılıyordu. Osmanlı Onbaşısı o zaman, şimdi bölgede içinden çıkılamayan işlerin üstesinden rahatlıkla geliyordu.”
Demek ki, kan ve gözyaşının sebebi bölgeyi idare eden insanlardı... Osmanlıya niçin boyun eğiyorlardı? Çünkü biliyorlardı ki, Osmanlıdan kendilerine zarar gelmez. Yaptıkları herşey onların lehineydi. Osmanlı idare ettiği insanları, dini, ırkı ne olursa olsun sömürü vasıtası olarak görmüyordu. Her şeyden önce onları insan olarak görüyordu. Onların hak ve hukukunu, inançlarını, huzur ve sükûnu muhafazayı birinci iş addetmişlerdi kendilerine. Bütün insanların istediği de bu değil miydi zaten? Siz, önce sözde bağımsızlık verip sonra da inim inim inletirseniz, tabii ki isyan eder halk. Sözünüzü dinlemez.
Osmanlıda insanlara hizmet esastı. Bunlarda ise kendilerine hizmet, kölelik esas. Böyle bir niyetin, adâletsizliğin, zulmün olduğu yerde huzur olur mu? Osmanlılarda herkes; dini, ırkı ne olursa olsun adâlette eşitti. En üst düzeyde hakkını rahatlıkla arayabilirdi. Hak aramada hiçbir engel ile karşılaşmazdı. Adalet denilince akan sular dururdu.
Osmanlının merkezi olan Topkapı Sarayı’nın girişinde, sol tarafta bir levha var. Şöyle yazıyor: “Yâ Valiyete Külli Mazlûm” yânî, “Mazlumların, zulme uğrayanların sığınağı” Altı asırlık ömrün sırrı...
ZEKÂ BULMACASI.........İKİ MUMUN ORANI

İki mum, değişik boy ve kalınlığa sahiptir. Kısa olan 11 saatte, uzun olan ise 7 saatte yanıp tükenmektedir. İki mum da aynı anda yakılıyor ve 3 saat sonra bakıldığında, aynı boya geldikleri görülüyor. İki mumun başlangıçtaki boy oranlarını bulabilecek misiniz? (Cevabı yarın)
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
07 Kasım 2026
"Sana müjdeler olsun ey Halîme"
(Dünden devâm)Halîme Hâtun;"Kocama danışayım" dedi.Ve bir koşu gidip anlattı bunu kocasına.Hâris sevindi.Ve Halîme'ye;"Çabuk git yâ Halîme! Kabûl et o bebeği. Ola ki o yetîm sebebiyle hayır ve berekete kavuşuruz" dedi.● ● ●Halîme Hâtun;"Pek...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 33 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."