Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Yük çeken aziz olur...
"Tasavvuf, herkesin yükünü çekmek ve kimseye kendi yükünü çektirmemektir."Sual: "Dinimiz, almayı değil vermeyi, yük olmayı değil, yük çekmeyi emir ve ...
Âlim, ölse de yaşar, cahil ise yaşarken de ölüdür. Hazret-i Ali “Radıyallahü anh”
- Kore Savaşı için, askerlerimiz Güney Kore’ye gitti (1950) Dünya Barış Günü - Ayvacık’ın kurtuluşu (1922) - İtfâiye Haftası
ÖTEKİ MENDERES
Tarihçi Said Alpsoy, 63 yıl önce îdam edilen eski Başbakan Adnan Menderes'e yakın bulunmuş eski DP milletvekili Gıyasettin Emre'nin birinci elden hâtıralarına dayanılarak hazırlanmış Recep Şükrü Apuha...
ÖTEKİ MENDERES
Tarihçi Said Alpsoy, 63 yıl önce îdam edilen eski Başbakan Adnan Menderes'e yakın bulunmuş eski DP milletvekili Gıyasettin Emre'nin birinci elden hâtıralarına dayanılarak hazırlanmış Recep Şükrü Apuhan'ın kaleme aldığı “Öteki Menderes” kitabının 31. sayfasında çarpıcı bilgiler aktardı. İşte yaşananlar:
“1926'da devlet büyükleri Topkapı Sarayı'ndaki Efendimiz'in sancağı, hırkası, dişi, kılıcı v.b. gibi. kutsal emânetlerinin bulunduğu kısma giriyorlar.
Mübârek emânetleri Topkapı Sarayı'nın ahır kısmına naklediyorlar.
Bunların ziyâret işi bittikten sonra da bir emir veriliyor. Gıyasettin Emre'nin ifâdesine göre. Yüzlerce seneden beridir Topkapı Sarayı'nda göz önünde, göz üstünde, baş üstünde tutuldukları yerden çıkartılıyorlar. Herhalde onlar oraya lâyıktır diye düşünüldüğü için Topkapı Sarayı'nın ahır kısmına naklediliyorlar.
Evet. Emânet-i Şerife arkadaşlar. 1926 senesinden 1950 senesinde Demokrat Parti, rahmetli Adnan Menderes iktidar oluncaya kadar 24 sene Efendimizin sancağı, kılıcı, hırkası ve Yavuz'un Mısır'dan getirdiği Efendimiz'e âit bütün öz kişisel eşyalar, başka peygamberlere âit eşyalar 24 sene müddetle Topkapı'nın ahırlarında muhafaza ediliyor. 14 Mayıs 1950'de Demokrat Parti iktidara gelince Eylül ayında Menderes Topkapı Sarayı'na gidiyor. Emânetlerin yerini soruyor. “Ahır kısmında” diyorlar.
İki rekat namaz kılıyor Adnan Bey. Yavuz'un yaptığı gibi ahırda 24 senede beri durmakta olan mukaddes emânetleri, Yavuz Selim’in yaptığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sırtına yükleniyor. Topkapı Sarayı'nda durması gereken ve bugün de durmakta olduğu yerine sırtında taşıyarak götürüyor.
10 sene sonra da îdam ediliyor. Son olarak arkadaşlar bunu paylaşmak istiyorum. Daha fazla da konuşmak istemiyorum zaten...”
18.11.2024 Haber7
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
20 Eylül 2026
Resûlullah az yemeyi severdi...
Sevgili Peygamberimize, Allahü teâlâ “İste vereyim” buyurmuşken, O, dünyâ servetini istemedi.Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yerdi.Umûmiyetle az yerdi.Çok yediği de olurdu.Ama az yemeyi severdi.Ekmeği katıksız yerdi.Bâzen hurma ile, bâzan sirke ile, ...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."