BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİZİM SAYFA
YENİ HİLÂL: Bugün Türkiye saati ile 10.43’de içtima olacak ve Cemâzil-evvel ayının hilâli, ilk defa Atlas Okyanusu’nun güneyinden itibaren görülmeye başlayacaktır.

GÜNÜN KONUSU

İbadetler, cennete gitmek için midir?

 
İslam dini, ilmin ta kendisidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak İslam düşmanlığına alamettir!
 
 
Sual: Müslümanların yaptığı ibadetleri, cennet nimetlerine kavuşmak için yaptığını söyleyen dinde reformculara ne denebilir?
Cevap: Reformculardan Ahmed Midhat Efendi de, Nizâ-ı ilm ve din, yani ilim ve dinin çekişmesi ismindeki kitabında, imanın şartı olan kıyamette dirilmek bilgisini gözden düşürmeye çalışırken, cennetin yiyeceklerini, içeceklerini, açgözlülüğü ve maddeciliği okşayan birer hile saymaktadır. Hâlbuki, kendisi ilim ile dini ayırarak hile yapmaktadır. İslam dini, ilmin ta kendisidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak İslam düşmanlığına alamettir. Dünyada bu zevklerin peşinde koşan ve din âlimlerini, dinî vazifelerin, bu dünya zevkleri için yapılması lazım olacağını bildirmedikleri için kötüleyen ve insanların, her şeyden daha cazip, daha tatlı olan bu dünya zevklerine kavuşmak için ibadete sarılacaklarını söyleyen dinde reformcuların, bu zevklerin cennette bulunmasına karşı koymaları, İslamiyete leke sürmek istediklerini açıkça göstermektedir. İslam âlimlerinin, Müslümanları cennet nimetlerine kavuşmak ve cehennem azabından kurtulmak için ibadete sarılmalarına çalışmalarını taşlayan böyle ve benzeri sözler çok görülmüştür.
Sual: İmanı, inanmayı kabul etmeyenler, insandaki inanma duygusunu da kabul etmiyorlar mı, bunu da mı reddediyorlar?
Cevap: İslamiyetin meydana çıktığı Arabistan yarımadasında, putlara, heykellere tapılıyordu. Fikirler, çok tanrının varlığına saplanmış idi. İslamiyet bunun için, şirkin kötülüğü üzerinde çok durmuştur ve bunun için, Müslüman olmak, Kelime-i tevhîd ile başlamıştır. İnsanlar yaratılışta din hissine maliktir. Bunun için, Allaha inanmayan kimse, ruh hastası, psikopat demektir. Böyle kusurlu insanlar, büyük manevi bir destekten mahrum olup, pek acınacak bir hâldedirler. Avrupa fikir adamlarından birinin; “Dindarlık büyük bir saadettir. Fakat ben bu saadete kavuşamadım” dediği gibi, bizdeki dinde reformculardan Tevfîk Fikret de, Târîh-i Kadîm adını verdiği manzum bir eserinde, Müslümanlık ile ve iman sahibi olmakla alay ettiği hâlde, şairlik ruhundan fışkıran ve önü alınamayan şu şiirinde imanlı olma ihtiyacını da bildirmiştir:
Bu yalnızlık, bu bir gurbet ki, benzer gurbet-i kabre,
İnanmak! İşte âğûş-i rûhânî, o gurbette.
 
 
 


GÜNÜN TAKVİMİ




 
Hicrî Kamerî : 29 REBÎ'UL-ÂHIR 1443
Hicrî Şemsî :1400  Rûmî :  21 Teşrîn-i Sânî 1437   Hızır :  Kasım : 27
04
2021

Aralık

Cumartesi

 

Not: Tam Güneş Tutulması meydana gelecek ve Türkiye’den izlenemeyecektir.

YENİ HİLÂL: Bugün Türkiye saati ile 10.43’de içtima olacak ve Cemâzil-evvel ayının hilâli, ilk defa Atlas Okyanusu’nun güneyinden itibaren görülmeye başlayacaktır.
   Türkiye Takvimi   

Abdüllatif Uyan
Menkıbeler
Ahmet Demirbaş
Gönül Sultanları
Osman Ünlü
Gönül Pınarı
Ragıp Karadayı
Salih Uyan
Ünal Bolat
Vehbi Tülek
YOLUMUZU AYDINLATANLAR
Yetenekli Kalemler

GÜNÜN MENKIBESİ

Cenâb-ı Hak verir de, alır da…

Abdülvehhâb Sancaktârî hazretlerinin komşularından birinin ufak çocuğu hastalanmıştı.
Adamcağız bebeği kucakladı.
Ve bıraktı bu zâtın kollarına.
Sonra ricâ etti ki:
“Efendim, duâ edin de çocuğumuz iyileşsin.”
O zât cevâbında;
“Kazâya rızâ lâzım. Her şey gibi çocuk da bir emânettir. Cenâb-ı Hak verir de, alır da. Emâneti alınca sabretmeliyiz. Bağırıp çağırmak kulluğa yakışmaz!” buyurdu.
Adam korktu iyice!
Ve hemen sordu ki:
“Yâni yaşamayacak mı demek istiyorsunuz efendim?”
“Hayır, öyle demedim.”
“Ama şifâ için duâ etmediniz?”
“Ben, olabileceği söylüyorum. Allahü teâlânın her yaptığını hoş görmeliyiz. Sabır acıysa da meyvesi tatlıdır. Sabredersek çok sevap kazanırız” buyurdu.
Adamcağız;
“Anladım hocam” dedi.
Ve aldı çocuğu, döndü eve.
Hanımı açtı kapıyı:
“Ne oldu bey?”
“Sabır tavsiye etti.”
“Ne demek acabâ?”
“Herhâlde takdîre râzı olacağız.”
Çocuk o gece rûhunu teslîm etti.
İkisi de çok ağladılar!
Ama sessizce ve isyân etmeden...



Kapat
KAPAT