Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Kötü sıfatlar, köpek gibidir
“Kalb meleklere mahsus bir evdir. Gadab, şehvet, hased, kibir gibi kötü sıfatlar, uluyan köpek gibidirler..."Sual: İnsanda bulunan bazı kötü huylar iç...
Malın helâlden mi, haramdan mı geldiğini düşün- meyenlere, Allahü teâlâ acımayacaktır. Hadîs-i şerîf
- 13. İslâm Zirvesi Konferansı İstanbul'da toplandı (2016) Doğubeyazıt’ın kurtuluşu (1918) - Sakız Adası’nın fethi (1566)
TÜRK MEDENİYETİNİN DOĞUŞU (2)
Benzer evler, avlular, cumbalar, pencereler çok şirindir. Türk çarşısı bambaşka bir dünyadır. Memleket salâhiyetli hükümdarlar tarafından idare edilirdi. Türklerde yazılı kanun anânesi vardı.
Türkler ...
TÜRK MEDENİYETİNİN DOĞUŞU (2)
Benzer evler, avlular, cumbalar, pencereler çok şirindir. Türk çarşısı bambaşka bir dünyadır. Memleket salâhiyetli hükümdarlar tarafından idare edilirdi. Türklerde yazılı kanun anânesi vardı.
Türkler atlı bir millettir. Türk, atın üzerinden inmeden uzun zaman geçirir. Çiğ etin, eyer altında pişmesiyle teşekkül eden pastırma böyle doğmuştur. Atı evcilleştiren, hatta Oğuz destanına bakarsanız tekerlek ve arabayı bulan Türklerdir.
Ata binmeyi kolaylaştırdığı için, pantolonu ve hafif kıyafetleri ilk bulup giyen ve Macarlarla dünyaya tanıtan Türkler olmuştur.
Türklerin ordu sistemi ve harb taktikleri, dünya harb tarihine model olmuştur. Geri çekilir gibi yapıp, geri dönerek düşmanı kıskaç altına almasına Turan Taktiği adı verilir.
Avrupa Hunlarının ve Avarların önünden kaçan şarkî Avrupa’daki Cermen ve Slav halkları, Garba yayıldı. Kavimler Göçü denilen dünyanın en mühim hâdiselerinden biri, Avrupa’nın nüfus yapısını ve kültür tarihini değiştirmiştir.
Nihayet Müslüman Türklerin, nice zahmetler çekerek tarihin en vahşi, yağmacı ve tahripkâr topluluğu olan Moğolları durdurması ve onları asimile etmesi, insanlığa büyük bir iyilik olmuştur.
12 hayvanlı Türk takvimi orijinal bir takvimdir. Her ay ve yıl bir hayvan ile ifâde edilir. Bugün Çinlilere mal edilir ama, Türklerin astronomide çok ileri gittiği bilinen bir keyfiyettir. Birûni, Ömer Hayyam, Uluğ Bey... Türkler arasından yetişmiştir. Bugün Avrupa’nın kullandığı takvimden daha hassas Celâli Takvimini Selçuklular tertiplemiştir. Fetihler sebebiyle coğrafyada ileri gitmişlerdir. Piri Reis, Seydi Ali Reis gibi âlimler yetiştirmişlerdir. Kâğıt, matbaa ve barutu Çinlilerden öğrenip dünyaya tanıtan Uygur Türkleridir.
Avrupa’da; “İçine şeytan girdi.” diye yakılan akıl hastalarını, ilk defa hasta kabul edip insanca muâmele yapan, su, kuş ve melodi sesi, meşgûliyet gibi vâsıtalarla ilk tedâviye çalışan Türkler olmuştur. Anadolu ve etrafında Türklerin kurduğu bimarhâneler (Akıl hastaneleri) günümüze kadar gelmiştir...
(Bahattin Ögel’in Türk Kültür Tarihine Giriş kitabında geniş bilgi vardır.)
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci TÜRKİYE GAZETESİ 03.02.2025
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
13 Nisan 2026
"Siz her gün misk mi sürünürsünüz?"
Nâfî bin Abdurrahman hazretleri, Tebe-i tâbiîndendir.169 (m. 785) senesinde Medîne’de vefât etti.Esmer, güzel yüzlü idi.Ahlâkı da pek güzeldi.Yeri gelince mîzaha meyleden, güler yüzlü, hoşsohbet bir zâttı.Konuşurken ağzından “misk kokusu” çıkardı...V...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Terviye Günü'na 41 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."