BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİZİM SAYFA
Bir kimse, üzerinde az bir kul hakkı bulunsa, onu ödemedikçe Cennete giremez. İmâm-ı Rabbânî “Rahmetullahi aleyh”

GÜNÜN KONUSU

Ev ve arabaların zekâtı olur mu?

Ticaret için olmayan evin, arabanın ve evde kullanılan eşyanın zekâtı verilmez.
 
 
Sual: Birkaç evi olan, dükkânında demirbaş aletleri bulunan bir kimse, bunları zekât hesabına katacak mıdır yani bunların zekâtı verilir mi?
Cevap: Ticaret için yani satılık olmayan evlerin, apartmanların, sanat aletlerinin, motor, tezgâh, kamyon, gemilerin ve ne kadar çok olursa olsun evde kullanılan eşyanın zekâtı verilmez. Sanat sahipleri, sanayiciler, imalatçılar, ham ve işlenmiş, mamul eşyanın zekâtını verirler. Demirbaş eşyanın zekâtı verilmez. Ticaret eşyasından evde kullanılmak için ve ticaret olunan gıdadan bir senelik ev ihtiyacı için ayrılmış olanların da verilmez. Yani bütün bunlar ve ödenecek borçlar, nisap hesabına katılmaz. Bütün bu eşyayı, yiyecek, içecek, giyecek ve barınacak ev gibi lüzumlu nafakayı satın almak için sakladığı altın, gümüş ve kâğıt paranın hepsi nisap hesabına katılır, yani zekâtları verilir. İhtiyaç eşyasını almak için ayrılan para da nisap hesabına katılır.
Sual: Uşur vermek de zekat vermek gibi midir, nelerden verilir, burada da ölçü kırkta bir midir?
Cevap: Yağmur suyu veya nehir, dere suyu ile sulanan, bütün topraklardan elde edilen mahsulün zekatına uşur denir. Uşur vermek, Kur’ân-ı kerimde, En'âm suresinin 141. âyetinde emir edilmiş, onda birinin verilmesi de hadis-i şerifde bildirilmiştir. Uşur, mahsulün onda biridir. Kul borcu olan, borcunu düşmez, uşrunu tam olarak verir.
Sual: İhtiyaç eşyası, zekât ve kurban hesabına katılmaz deniyor. İhtiyaç eşyası ne demektir ve neler ihtiyaç eşyasına girmektedir?
Cevap: İnsanı ölümden koruyan şeylere, ihtiyaç eşyası denir. Bunların birincisi nafakadır. Nafaka da üçtür. Bunlar da, yiyecek, giyecek ve evdir. Yiyecek deyince, mutfak eşyası da anlaşılır. Ev demek, ev eşyası da demektir. Binek hayvanı veya arabası, silahları, hizmetçisi ve sanat aletleri ve lüzumlu kitapları da ihtiyaç eşyası sayılır.
Sual: Mezar taşı dikmenin ve üzerine yazı yazmanın dinimiz açısından mahzuru var mıdır?
Cevap: Mezar taşı dikmek caizdir. Taş üzerine âyet-i kerime, mübarek isimler, şiir, medhiye gibi şeyler, Fâtiha kelimesini yazmak, resmini koymak caiz değildir. Asırlardan beri yazılıyor ise de, kötü bir bidattir. Kötü âdetler, caiz olmayı göstermez. Mezar taşına, isim ve ölüm hicri senesi yazılabilir denildi.


GÜNÜN TAKVİMİ




 
Hicrî Kamerî : 25 RAMEZÂN 1442
Hicrî Şemsî :1399  Rûmî :  24 Nisan 1437   Hızır :  2
07
2021

Mayıs

Cuma

 
YARIN MÜBÂREK KADİR GECESİ’DİR - Mithat Paşanın vefâtı (1884)- (Eskişehir) Yunus Emre Kültür Haftası
Bir kimse, üzerinde az bir kul hakkı bulunsa, onu ödemedikçe Cennete giremez. İmâm-ı Rabbânî “Rahmetullahi aleyh”
   Türkiye Takvimi   

Abdüllatif Uyan
Menkıbeler
Ahmet Demirbaş
Gönül Sultanları
Osman Ünlü
Gönül Pınarı
Ragıp Karadayı
Ünal Bolat
Vehbi Tülek
YOLUMUZU AYDINLATANLAR
Yetenekli Kalemler

GÜNÜN MENKIBESİ

"Senden gayri kimsem yok!"

Hazret-i Ebû Bekr'e biri geldi.
Ve ona arz etti ki:
“Âcilen onbin akçeye ihtiyâcım var."
Hazret-i Sıddîk buyurdu ki:
"Neyim varsa fukarâya dağıttım.
Dünyâlık hiçbir şeyim kalmadı."
Adamcağız çok üzüldü.
Ve hemen arz etti ki:
"Senden başka kimsem yok benim.”
Hazret-i Ebû Bekr;
"Pekâlâ" buyurdu.
Ve bir Yahûdî'ye gitti.
Ondan onbin akçe ödünç istedi.
Yahûdî dedi ki:
“Üç gün içinde ödersen veririm.”
Buyurdu ki:
"Öderim, eğer ödeyemezsem, sana köle olurum, tamam mı?"
Yahûdî, "Peki kabul" dedi.
Hazret-i Sıddîk onbin akçeyi aldı.
Ve götürüp, o fakîre verdi.
Üç gün geçti, ama ödeyemedi.
Ve köle olmak için gitti o Yahûdî'ye.
Hazret-i Âişe çok ağladı.
Onun gözyaşından bir (mücevher) yarattı Hak teâlâ.
O bunu görüp, koştu babasına.
Ve o mücevheri verdi ona.
O da, o mücevheri aldı.
Ve gitti bir kuyumcuya.
Hak teâlâ, hazret-i Cebrâil’e;
"Cennetten onbin (altın) alıp Ebû Bekr'e yetiş ve elindeki mücevheri satın al" buyurdu.
O da, bu emri aldı.
Ve yerine getirdi.
Yahûdî altınları görünce şaşırdı.
Zîrâ ön yüzlerinde (ihlâs), yazılıydı.
Arkalarında ise (kelime-i tevhîd).
Çok duygulandı.
Şehâdeti söyleyip Müslüman oldu...



Kapat
KAPAT