BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİZİM SAYFA

Hata ve kusuru başkalarında arayanlar, sevimsizleşir. Etraflarında insan kalmaz, dost edinemezler. Hüseyin Hilmi bin Saîd “Rahmetullahi aleyh”


GÜNÜN KONUSU

Asra uygun tefsir olur mu?

 
Aklımıza ve asrın isteklerine uygun tefsir yapmak caiz değildir.
 
Sual: Zamanımıza, asrımıza uygun olarak yeniden tefsir yapmak lazımdır diyenler oluyor. Böyle asra, zamana göre tefsir olur mu?
Cevap: Konu ile alakalı olarak Şevâhid-ül-hak kitabında deniyor ki:
“Zamanımıza, asrımıza uygun tefsir lazımdır sözü  doğru değildir. Tefsir âlimleri, Resûlullah efendimizden ve Eshabından gelen haberleri yazarak tefsir yaptılar. Bunların tefsirleri her asra uygundur ve kâfidir. Kur’ân-ı kerimin emirleri, her asırdaki her insan için aynıdır. Önceki asırlar için başka, sonraki asırlar için başka manası yoktur. Kur’ân-ı kerime inanan ve uymak isteyen bir Müslüman, her aradığını, mevcut tefsirlerde bulur. İslamiyete uymayan bir zındık, bozuk isteklerini, bu tefsirlerde elbette bulamaz.
Aklımıza ve asrın isteklerine uygun tefsir yapmak caiz değildir. Cahil, ahmak kimseler, kısa akılları ile yeni tefsir yaparız diyorlar. Tefsir yapabilmek için çok şartlar vardır. Bu şartların başında, (Zamanların en iyisi, benim zamanımdır. Ondan sonra hayırlısı, benim asrımdan sonra gelen asırdır. Sonra da, ondan sonra gelen asırdır) hadis-i şerifi ile övülmüş olunan asırlarda bulunmak lazımdır.
Tefsir âliminin, nâsih ve mensûh olan âyet-i kerimeleri de bilmesi lazımdır. Kur’ân-ı kerimde yüzdokuz adet nesh edici âyet bulunduğu, Hadîkada yazılıdır. Şimdi, kendi görüşleri ile tefsir kitabı yapanlarda bu şartların hiçbiri yoktur. Fikirleri bozuyor, Ehl-i sünnet âlimlerine karşı geliyorlar. Ehl-i sünnet olduklarını bildirerek, bozuk inanışlarını her yere yayıyorlar. Ehl-i sünnet olan din adamları bunları okuyunca, bozuk olduklarını hemen anlıyor. Zındık olduklarını, Ehl-i sünnet olmadıklarını Müslümanlara anlatıyorlar. Fakat cahiller, eğriyi doğrudan ayıramayıp aldanmaktadırlar.” Hadîkada bildirilen;
(Ümmetim, kötü din adamlarından çok zarar görecektir) hadis-i şerifi, böyle bozuk din adamlarını haber vermektedir.
Sual: Kur’ân-ı kerime, yanan muma, elektrik lambasına karşı namaz kılmanın dinen bir mahzuru var mıdır?
Cevap: Mushafa, kılıca, muma, kandile, lambaya, aleve, tabanca gibi harp aletlerine ve yatan, uyuyan kimseye karşı namaz kılmak mekruh değildir. Çünkü bunlara tapınılmamıştır. Mecusiler, ateşe tapar, aleve tapmaz. Alevli ateşe karşı namaz kılmak da mekruh olur.


GÜNÜN TAKVİMİ




 
Hicrî Kamerî : 20 SAFER 1443
Hicrî Şemsî :1400  Rûmî :  14 Eylül 1437   Hızır :  145
28
2021

Eylül

Salı

 
Preveze Zaferi (1538) - Deniz Kuvvetleri Günü - Dünya Turizm Günü - Kanûnî Sultan Süleyman Hân’ın vefâtı 974 (m.1566)

Hata ve kusuru başkalarında arayanlar, sevimsizleşir. Etraflarında insan kalmaz, dost edinemezler. Hüseyin Hilmi bin Saîd “Rahmetullahi aleyh”

   Türkiye Takvimi   

Abdüllatif Uyan
Menkıbeler
Osman Ünlü
Gönül Pınarı
Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
İstikamet
Ragıp Karadayı
Ünal Bolat
Vehbi Tülek
YOLUMUZU AYDINLATANLAR
Yetenekli Kalemler

GÜNÜN MENKIBESİ

''Kuş ne diyor, biliyor musun?''

 
Balıkesîr velîlerinden Muhyiddîn-i Rûmî hazretleri bir gün talebeleriyle bir ağaç altında oturuyordu.
O arada bir (kuş) hızla geldi.
Ve bu zâtın önüne kondu.
Üstelik acı acı ötüyordu.
Sanki bu zâta bir şeyden şikâyet ediyordu kendi lisâniyle.
Talebeler bunu gördüler.
Ve hâliyle şaşırdılar!
Büyük velî sordu onlara:
“Bu kuşcağız ne diyor acabâ.
Aranızda, bunu bilen var mı?”
Gençler “Bilmiyoruz” dediler.
Buyurdu ki:
“Bu kuş bir şeyden korkmuş.
Bizden yardım istiyor zavallı.”
Gençler merakla sordular ki:
“Neden korkmuş acabâ?”
“Bilmiyorum. Gidin bir bakın, şuralarda ne göreceksiniz?” buyurdu
"Başüstüne" dediler.
Ve dağıldılar etrâfa.
Derken bir kuş yuvası gördüler.
İçinde dört tâne de yavru vardı.
Sonra etrâfa baktılar.
Ve koca bir (Yılan) gördüler.
O yuvanın etrâfında dolaşıyordu.
Koşup anlattılar bunu hocalarına.
Büyük velî;
“Onu öldürün!” buyurdu.
“Peki hocam” dediler.
Ve gidip öldürdüler!
O anda dertli kuş, sevinç nağmeleri atarak uçup gitti. Sanki teşekkür ediyordu bu velî zâta...



Kapat
KAPAT