Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Sünnetlere, 'namaza...' diye niyet etmek
Namaz vakti içinde, o vaktin farzından başka kılınan her namaz o vaktin sünneti de olmaktadır.Sual: Beş vakit namazın sünnetlerini kılarken, sadece 'A...
Bütün kötülüklerin başı, fena arkadaştır. İmâm-ı Gazâlî “Rahmetullahi aleyh”
- Türkiye G-20 Grubu Devletleri arasına girdi (1999) Niğbolu Zaferi (1396) - Kemer Barajı’nın açılışı (1958)
ŞEYTAN ONLİNE (1)
- Alo, senin çocuğu çok rezil bir mekâna girerken gördüm abi. Haber vereyim dedim.
- Nasıl yânî? Neresi orası?
Şaşkın ve korkmuş bir hâlde arabanın yönünü çevirip arkadaşının tarif ettiği yere gidiyo...
ŞEYTAN ONLİNE (1)
- Alo, senin çocuğu çok rezil bir mekâna girerken gördüm abi. Haber vereyim dedim.
- Nasıl yânî? Neresi orası?
Şaşkın ve korkmuş bir hâlde arabanın yönünü çevirip arkadaşının tarif ettiği yere gidiyor.
Girdiği yer karanlık ve loş. İçeride yüzlerce genç var. Gürültülü ve uyuşturucu dumanıyla birlikte tavana yükseliyor.
Adam şaşkın; “Benim oğlum böyle bir yerde bulunamaz, bir yanlışlık olmalı.” diye düşünüyor. Loş ortamda etrafı görmeye çalışırken, duvarda büyük perdede bir kediyi mikro dalga fırına atıp işkence eden bir çocuğun videosu. Kalabalık kahkahalarla seyrediyor. Kedi yerde titreyerek can çekişirken, küfürlere bulanmış bir alkış yükseliyor salonda.
Adamın göğüs kafesi çatlayacak gibi... Kalabalığın içinde çocuğunu bulmaya çalışırken, perdeye bir fotoğraf yansıyor. Haberlerde gördüğü ve iki kızı canice öldüren katilin fotoğrafı. Alkışlar yeniden yükselirken birisi eline mikrofonu alıp; “Eline sağlık reis. Sen rahat uyu. Görevin yarıda kalmadı, devam edecek.” diye bağırıyor.
Adam panik ve dehşet içinde; “Oğlum, neredesin?” diye bağırıyor karanlığa doğru. Ama bu feryat, ürperten çığlıklar arasında kayboluyor. Başı dönüyor adamın. Yere çöküyor; “Benim oğlum böyle bir yere girmiş olamaz.” diyor kendi kendine. “Benzetmiş olmalılar.” diyor kendi kendine. Gerisin geri kapıya doğru yöneliyor. (Devamı yarın)
GÜNÜN TARİHİ.......... NİĞBOLU SAVAŞI
Osmanlıların Avrupa’da ilerlemelerinden sonra, sıranın kendilerine geldiğini anlayan Macar Kralı, öteki Avrupa devletlerinden yardım istedi. Bunun üzerine Fransa, İngiltere, Almanya ve diğer ülkelerin askerleri Macaristan’da toplandılar. Bu ordu, Türkleri Avrupa’dan çıkarmak için harekete geçti ve Niğbolu Kalesi’ni kuşattılar. Yıldırım Bâyezid Hân, ordusunun başında harekete geçti. Kaledeki Türk askerleri çok azdı. Kale komutanı Doğan Bey, çok değerli bir komutandı. Kaleyi teslim etmeyerek pâdişaha zaman kazandırdı. Osmanlı Ordusu Niğbolu önlerine geldi. Burada 25 Eylül 1396 günü tarihin en büyük meydan savaşlarından biri yapıldı. Haçlı ordusu yenildi. Bu savaşta Haçlılar 100-120 bin, Osmanlılar ise, 60-70 bin kişi idiler.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
24 Eylül 2026
Her ilimde derya olan zat...
Abdülhakîm Arvâsî hazretleri “rahmetullahi aleyh” sülâle-i Resûlden bir büyük âlim zâttır.İlmiyle âmil büyük bir velî idi.Yanında çok âlimler yetişti.Güzel sîmâlı, buğday benizliydi.Nûrlu ve sevimliydi.Kaşları hilâl gibi kabarık ve inceydi.Gözleri ir...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 76 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."