Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Bidat işlemek sünneti terk etmekten daha kötüdür
İbadette bir bidati yapmak, bir sünneti terk etmekten daha fenadır.Sual: Dinde bir değişiklik yapmak yani bidat işlemek, bir sünneti terk etmekten dah...
Bir kimse, bir mümin kardeşinin ayıbını kapatırsa, Allahü teâlâ da, onun bütün ayıplarını kıyâmet günü kapatır. Hadîs-i şerîf
- Lehistan (Polonya) Osmanlı himayesini kabûl etti (1577) 2. Plevne Müdafaası (1877) - Kızılerik Fırtınası
ÇALIŞIP KAZANMAK İBÂDET OLUR
İbâdetler on kısımdır. Dokuz kısmı helâl kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz bütün ibâdetlerdir. O hâlde helâl kazanmaya çalışmalıdır. İbâdetlerin kabul olması, helâl lokmaya bağlıdır.
Hadîs-i şerîfl...
ÇALIŞIP KAZANMAK İBÂDET OLUR
İbâdetler on kısımdır. Dokuz kısmı helâl kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz bütün ibâdetlerdir. O hâlde helâl kazanmaya çalışmalıdır. İbâdetlerin kabul olması, helâl lokmaya bağlıdır.
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ güzeldir. Yalnız güzel yapılan ibâdetleri kabul eder.
(Cenab-ı Hakk; ‘Helâl yiyiniz ve sâlih, iyi işler yapınız! buyurmaktadır.)
(Uzak yoldan gelmiş, saçı sakalı dağılmış, yüzü gözü toz içinde bir kimse, ellerini uzatıp duâ ediyor. ‘Ya Rabbi!’ diye yalvarıyor. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, gıdası hep haram. Bunun duâsı nasıl kabul olur?)
Yani haram yiyenin duâsı kabul olmaz. İşte haramı, helâlı bilmeyen, bunları birbirinden ayıramayan, haramdan kurtulamaz, ibâdetleri boşuna gider.
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Helal kazanmak her Müslümana farzdır.)
(İlim öğrenmek her Müslümana farzdır.)
Bâzı âlimler, bu ikinci hadîs-i şerîfteki ilimden murat da; “Helâl ve haram ilmidir.” demişlerdir. Helâl kazanmak için, helâli ve haramı öğrenmek lâzımdır.
İmam-ı a’zam Ebû Hanife hazretlerine, birisi gelerek;
“Vakitlerimi ibâdetle geçirmek istiyorum. Bana bir şey yaz da hep onu yapayım.” dedi.
İmâm-ı a’zam hazretleri, birkaç gün içinde alışveriş bilgilerini yazıp o adama verince;
“Bu bilgiler tüccarlara lâzım olur. Ben evimde oturup ibâdetle meşgul olacağım.” dedi.
İmâm-ı â’zam cevabında;
“Yiyecek ve giyecek lâzım olmayan kimse var mı? Dinin alışveriş kısmını bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz ve ibâdetlerin sevabını bulamaz. Zahmetleri boşa gider ve azaba yakalanır ve çok pişman olur.” buyurdu.
İbrahim Edhem hazretlerine;
“Falanca yerde bir genç var. Gece gündüz ibâdet ediyor. Vecde gelip kendinden geçiyor.” dediler. Gencin yanına gidip 3 gün misâfir kaldı. Dikkat etti, söylediklerinden daha çok şeyler gördü. Kendinin soğuk, hâlsiz, habersiz; gencin ise, böyle uykusuz ve gayretli hâline şaşıp kaldı. Gençteki bu hâllerin şeytandan olup olmadığını anlamak istiyordu. Yediğine dikkat etti; lokması helâlden değildi. “Allahü ekber! Bu hâlleri hep şeytandandır.” dedi.
Hasan Yavaş 30.10.2024 TÜRKİYE GAZETESİ
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
30 Temmuz 2026
Rabbimden üç şey istiyorum
Tâbiîn devrinin mücahit velilerinden Amr bin Utbe hazretleri; Kûfe’de doğdu.643 senesinde bir muharebede şehit düştü.Devamlı gazalara katılır,Cenab-ı Haktan “şehitlik rütbesi” isterdi.Hep dua ederdi.Bir gün bir evde;"Rabbimden üç şey istedim. Dünyaya...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."