Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır söylüyordu! Avrupa'dan veto hamlesi
Avrupa Birliği, yeni genişleme dalgası öncesinde veto sistemini ve karar alma mekanizmasını değiştirecek reformları masaya yatırdı. Avrupa Komisyonu, oy birliği şartının azaltılmasını ve komiser sayısının düşürülmesini önerirken Brüksel'deki tartışmalar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllardır yaptığı “Dünya beşten büyüktür” çıkışını yeniden akıllara getirdi.
Avrupa Birliği, yeni genişleme dalgası öncesinde karar alma mekanizmasını değiştirebilecek kapsamlı bir reform tartışmasına başladı.
Avrupa Komisyonu, AB'nin gelecekte 30 veya daha fazla üyeden oluşabilecek bir yapıya hazırlanması amacıyla oy birliği şartının azaltılması ve Avrupa Komisyonundaki komiser sayısının düşürülmesi dahil bir dizi öneriyi gündeme taşıdı.
Genişlemeden Sorumlu Komiser Marta Kos, AB'nin yeni bir genişlemeye hazır olup olmadığı sorusuna ilişkin, “Buna net bir ‘evet’ var. Gelecekte bir genişleme mümkündür” dedi.
VETO SİSTEMİ TARTIŞMAYA AÇILDI
Komisyonun en önemli önerilerinden biri, bazı kararlarda oy birliği yerine nitelikli çoğunluk sisteminin daha fazla kullanılması.
Özellikle dış politika ve güvenlik alanlarında tek bir ülkenin vetosunun AB'nin karar almasını engelleyebilmesi uzun süredir tartışılıyor.
Fransa ve Almanya'nın da aralarında bulunduğu 11 ülke, geçtiğimiz ay engelleyici dış politika vetolarının sınırlandırılması konusunda ortak bir girişimde bulunmuştu.
Komisyon şimdi bu sistemi üyelik süreçlerine de taşımak istiyor.
Mevcut sistemde bir ülkeye adaylık statüsü verilmesi ve üyelik müzakerelerinin tamamlanması için oy birliği gerekiyor. Ancak Euronews'e göre süreç boyunca herhangi bir AB üyesi 150'den fazla aşamada veto imkanına sahip olabiliyor.
Kos, “Yeni olan şey, katılım sürecindeki oy birliği kararlarının sayısını azaltmayı önermemizdir” ifadelerini kullandı.
EN AZ 9 ÜLKE KENDİ YOLUNDA İLERLEYEBİLECEK
Brüksel'in gündemindeki bir diğer seçenek ise "güçlendirilmiş iş birliği" mekanizmasının daha yaygın kullanılması.
Sistem, bütün AB ülkelerinin anlaşamadığı stratejik konularda en az dokuz üye devletin daha ileri düzeyde iş birliğine gitmesine imkan sağlıyor.
Komisyon böylece bazı ülkelerin itirazlarının diğer üyelerin ortak hareket etmesini tamamen durdurmasının önüne geçmeyi amaçlıyor.
Ancak İtalya ve Avusturya'nın da içinde bulunduğu bazı ülkelerin farklılaştırılmış üyelik modellerine sıcak bakmadığı aktarılıyor.
Diğer yandan reform paketinin en tartışmalı başlıklarından biri de Avrupa Komisyonunun yapısı.
Mevcut uygulamada her AB üyesi ülkeden bir komiser bulunuyor. Komisyon ise üye sayısının 30'u aşması halinde bu sistemin sürdürülebilirliğini tartışmaya açtı.
Gündemde ülkelerin dönüşümlü olarak temsil edileceği daha küçük bir Komisyon modeli bulunuyor.
Ancak önerinin hem küçük hem de büyük ülkelerin tepkisini çekmesi muhtemel.
Malta, Lüksemburg ve İrlanda gibi küçük ülkeler Brüksel'deki temsil güçlerini kaybetmekten endişe ederken Fransa ve Almanya gibi büyük ülkelerin de bazı dönemlerde Komisyon dışında kalabilecekleri bir sisteme sıcak bakmasının zor olabileceği değerlendiriliyor.
AB ÜLKELERİ SICAK BAKMIYOR
Komisyonun önerileri Brüksel'de şimdiden tartışma başlatmış durumda.
Dört AB diplomatı, söz konusu iç reformların hayata geçirilmesinin pek muhtemel olmadığı değerlendirmesinde bulundu.
Reformların önündeki ilk büyük sınav ise 15-16 Ekim'de gerçekleştirilecek Avrupa Konseyi toplantısı olacak.
ERDOĞAN DA KÜRESEL SİSTEMDE REFORM ÇAĞRISI YAPIYOR
Uluslararası kuruluşlardaki temsil ve veto sistemine ilişkin tartışmalar yalnızca Avrupa Birliği ile sınırlı değil.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da uzun süredir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin mevcut yapısının değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.
“Dünya beşten büyüktür” sözüyle BMGK'nin veto yetkisine sahip ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya'dan oluşan beş daimi üyeli yapısını eleştiren Erdoğan, dünyanın yalnızca bu beş ülkenin kararlarına bırakılamayacağını dile getiriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce Hindistan'ın BMGK'de daimi üyeliğine destek verirken, BM üyesi ülkelerin dönüşümlü şekilde Güvenlik Konseyinde temsil edilmesini savunmuştu.
"Tüm dünyanın sesi beş üyenin söylediklerine göre belirlenmemeli" diyerek uluslararası sistemde daha geniş temsile dayanan bir yapının oluşturulması çağrısında bulunmuştu.
