Mekke Anlaşması sonrası Hindistan'dan Türkiye itirafı: 'Güvenlik hesaplarımızı doğrudan etkiliyor'
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Yeni Delhi'yi harekete geçirdi. Üç ülkenin ortak savunma şemsiyesi altında buluşması ve "birine yapılan saldırının hepsine yapılmış sayılması" maddesi karşısında huzursuzluğunu gizleyemeyen Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, Türkiye’nin başını çektiği bu tarihi ittifakın pratik etkisini küçümsemek için bahaneler üretti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgedeki güvenlik dengelerinde yeni bir dönemin kapısını açtı. Üç ülkenin kolektif caydırıcılık temelinde güçlerini birleştirmesiyle oluşan yeni savunma hattı, Hindistan’ı da pozisyonunu yeniden değerlendirmeye yöneltti.
Yeni Delhi'de düzenlenen panelde Türkiye'nin öncülüğünde kurulan savunma paktının neden olduğu stratejik üstünlük karşısında köşeye sıkışan Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar, anlaşmanın ağırlığını görmezden gelmeye çalışarak şu bahaneleri sıraladı:
"İmza sahibi ülkelerin her birinin karşı karşıya olduğu aktif askeri durumlar var; Mekke Anlaşması buna cevap olarak ne yaptı? Benim hesaplamamda her şey önemlidir, her şeyin bir ağırlığı vardır ve bazen olayların kendi seyrini izlemesi gerekir. Bana dostça davranmayan herhangi bir aktörün yaptığı her şey, elbette güvenlik hesaplamalarımda dikkate alınır."
"ANLAŞMAYI YAKINDAN İNCELİYORUZ"
Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Randhir Jaiswal da Ankara’nın bölgesel güç çarpanı haline getirdiği paktın Yeni Delhi üzerindeki baskısını itiraf niteliğinde değerlendirdi. Jaiswal, üç ülkenin pakt kurmasının Hindistan’ın ulusal güvenliğini doğrudan etkilediğini kabul ederek şu ifadeleri kullandı:
"Bu anlaşma söz konusu olduğunda, anlaşmanın etkilerini hem Hindistan’ın ulusal güvenliği hem de bölgesel barış ve istikrar açısından tüm boyutlarıyla inceliyoruz. Batı Asya ve çevresindeki tüm askeri ve stratejik gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz."
"PAKİSTAN SİSTEMATİK OLARAK KULLANIYOR"
Konuşmasında üçlü ittifakın yanı sıra bölgesel güvenlik dengelerine de değinen Jaishankar, komşusu Pakistan’ı sert sözlerle eleştirdi. Dünyada başka hiçbir ülkenin devlet politikasında benzer bir yöntem izlemediğini savunan Hindistan Dışişleri Bakanı, şunları kaydetti:
"Pakistan, Hindistan’ın komşusu olduğu için benzersiz değil. Başka komşularımız da var. Aralarında sorunlar yaşayan başka ülkeler de var. Pakistan'ın benzersiz olmasının nedeni, günümüzde başka hiçbir ülkenin bir komşusuna saldırmak ve baskı uygulamak için terörizmi bu kadar sistematik ve sürekli bir şekilde kullanmamasıdır; bu durum da bu ülkedeki kamuoyunu etkilemektedir."
ÇİN İLE İLİŞKİLER VE SINIR GERİLİMİ
Hindistan'ın Çin ile olan ilişkilerine ve küresel rekabet ortamına dair değerlendirmelerini de paylaşan S. Jaishankar, sınır bölgesindeki askeri gerilimin genel gidişatı belirlediğini vurgulayarak şöyle konuştu:
"Çin, Hindistan’dan çok daha hızlı ve çok daha erken sanayileşti... 1960’lardan itibaren 50 yıl boyunca sanayileşme ve üretim fırsatını kaçırdık. Bence 2020 yazından 2024 sonbaharına kadar özellikle zor bir dönemden geçtik ve bu durum öncelikle sınır bölgelerindeki gerginliğin bir sonucuydu. Dünya rekabetçidir. Güçlü yanlarımızı geliştirmeliyiz. Tüm dünyayla ticaret yapmalıyız. Buna Çin de dahildir. Ancak onlarla kendinden emin bir şekilde muhatap olmamız ve sınırda olduğu gibi tavrımızı korumamız önemlidir."
İRAN: BİZ DE TEKLİF ALDIK
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin bölgesel hareketlilik sürerken Tahran yönetiminden dikkat çeken bir iddia geldi. İran Parlamentosu Haber Ajansı Başkanı Mehdi Rahimi, Lübnan merkezli Al-Mayadeen kanalına yaptığı açıklamada, İran'ın savunma paktına katılması yönünde bir davet aldığını ve konunun değerlendirme aşamasında olduğunu söyledi.
İDDİALAR RESMİ MAKAMLARCA TEYİT EDİLMEDİ
İran cephesinde yapılan açıklamanın ardından gözler üye ülkelerin diplomasi kanallarına çevrildi. Rahimi'nin beyanlarına rağmen, söz konusu davetin henüz İran Dışişleri Bakanlığı veya üst düzey devlet yetkilileri tarafından bağımsız olarak doğrulanmadığı bildirildi.
Aynı şekilde paktın kurucu üyeleri olan Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan makamlarından da Tahran'ın ittifaka katılımına ilişkin resmi ve kamuoyuna açık bir teyit gelmedi.
