Trump canlı yayında açıkladı: 48 dakikada petrolü aldık, nükleer tesisleri haritadan sildik!
ABD Başkanı Donald Trump, bir dönem "sıçan" olarak nitelendirdiği ve hakkında sert iddialarda bulunan eski kişisel avukatı Michael Cohen’in New York'taki 77 WABC radyosunda yayınlanan programına konuk oldu. Cohen’in sorularını cevaplayan Trump, Venezüela’da "48 dakikada" sonuçlandırdıklarını öne sürdüğü operasyondan İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılara, ekonomiden sınır güvenliğine kadar birçok kritik başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Yıllarca süren düşmanlıkları mahkeme salonlarına taşınan ABD Başkanı Donald Trump ile eski kişisel avukatı Michael Cohen, bu kez aynı radyo programında buluştu.
77 WABC radyosunda Trump Venezüela operasyonundan İran’la yaşanan gerilime, ekonomi verilerinden sınır güvenliğine kadar pek çok kritik başlıkta değerlendirmeler yaptı.
Cohen’in Trump'a "patron" ve "efendim" sözleriyle hitap ettiği yayında, her iki ismin de Adalet Bakanlığı tarafından "silah olarak kullanıldıkları" iddia edildi.
SİYASETTEKİ YALANLAR
Görüşmenin ilk dakikalarında Cohen, 2016 seçim dönemindeki "Kim demiş?" sloganını hatırlatarak kendilerinin benzeri görülmemiş bir hukuki baskıya maruz kaldıklarını öne sürdü.
Trump ise Cohen’in geçmişteki tüm iddialarından vazgeçmiş olmasını takdir ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Seni bir silah olarak kullandılar, pek çok insanı bir silah olarak kullandılar ve söylediğin her şeyden vazgeçmiş olmanı takdir ediyorum. Yaptığın şey çok önemli. Gerçekten çok önemli bir şey."
Trump, sol eğilimli medyanın popülerlik oranlarını bilinçli olarak düşük gösterdiğini ve anketlerin hileli olduğunu iddia ederken, bugün seçim olsa 25 puan farkla kazanacağını savundu.
"VENEZÜELA VE İRAN OPERASYONLARI BAŞARIYLA TAMAMLANDI"
Söyleşide dış politikaya da değinen Donald Trump, Venezüela’da gerçekleştirilen operasyona dair şöyle konuştu:
"Venezüela'da yaptıklarımız muhteşemdi; 48 dakikalık bir operasyonla kötü bir adamı ülkeden çıkardık ve milyonlarca varil petrolü doğrudan hazinemize aktarıyoruz. İran’a gelince, onlar asla nükleer bir silaha sahip olamayacaklar. İran, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn gibi "neredeyse tarafsız" ülkeleri hedef aldı. B-2 bombardıman uçaklarıyla yaptığımız saldırı tamamen hedefine ulaştı ve nükleer tesislerini sildi. Başka seçeneğimiz yoktu. Bunu 100 kez daha yapardım. Onların nükleer silah sahibi olmalarına izin veremeyiz. Eğer başkan olmasaydım, İsrail diye bir şey kalmazdı; Ortadoğu tamamen yok edilirdi."
"SINIR AÇIK BİR YARAYDI, 30 GÜNDE ÇÖZDÜM"
Göçmen krizine de değinen Trump, göreve geldiğinde güney sınırında kontrolsüz bir tablo olduğunu öne sürerek şunları söyledi:
"Görevi devraldığımda sınırdan 25 milyon kişinin girmesine izin veriliyordu, orası açık bir yara gibiydi. Bu sorunu 30 günde çözdüm. Son 16 ayda güney sınırımızdan tek bir kişi bile geçmedi. Ancak insanlar bunu çabuk unutuyor. Siyasette bir zaferin ömrü iki haftadır. Sorunu çözen benim ama kimse bundan bahsetmiyor."
"EKONOMİDE RÖNESANS YAŞANIYOR, ANKETLER HİLELİ"
Diğer yandan Amerikan ekonomisinin tarihi bir yükseliş döneminde olduğunu ve gümrük vergileri sayesinde üretimin ülkeye döndüğünü iddia eden Trump, medya ve kamuoyu araştırmalarını hedef aldı:
"Ekonomi hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Gümrük vergileri sayesinde şirketler Almanya ve Meksika yerine fabrikalarını buraya kuruyor; Toyota ve Honda milyarlarca dolar aktarıyor. Bu bir rönesanstır. Ancak New York Times ve sol eğilimli medya dürüst değil, anketlerin tamamı hileli. Bugün seçim olsa 25 puan farkla kazanırız."
TRUMP'IN 'EKONOMİK ÇIKARTMASI' İRAN'A NE KADAR ZARAR VEREBİLİR?
Trump’ın iç piyasadaki bu "ekonomik rönesans" söylemi ve askeri adımlarının yanı sıra, İran’a karşı ilan edilen yeni baskı dalgası karmaşık bir tablo sergiliyor. Hızlı zafer vaadinin ardından çatışmaların bir tür çıkmaza girmesi Washington’ı yeni bir hamleye zorladı. Askere ve diplomasiye alternatif olarak "Ekonomik Çıkartma Günü" ilan eden Trump yönetimi, Tahran ile iş yapan tüm üçüncü ülkeleri ağır yaptırımlarla tehdit ediyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent’in 24 Ağustos’ta detaylarını açıklayacağı yeni yaptırım paketinin, İran ekonomisini ve finansal akışlarını tamamen kilitlemesi hedefleniyor. Ancak onlarca yıldır ağır yaptırımlara uyum sağlayan ve "gölge filolar" üzerinden ticaretini sürdüren Tahran’ın bu baskıya ne kadar direnebileceği tartışılıyor.
"YA BİZİMLESİNİZ YA DA BİZE KARŞISINIZ"
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a ekonomik can simidi uzatan dost ya da düşman her ülkenin Amerikan finans sisteminin hedefi olacağını vurguladı. Bessent, ABD doları ve Amerikan bankacılık ağı üzerinden işlem yapan yabancı kurumların İran’la petrol, ticaret veya para transferine devam etmeleri halinde doğrudan yaptırımlarla karşılaşacağını belirtti.
Başkan Yardımcısı JD Vance de ekonomik yaptırımları çatışmanın "yeni bir aşaması" olarak nitelendirerek, ABD'nin elindeki en etkili aracın ekonomik baskı olduğunu savundu. Washington yönetimi, daha önce duyurduğu "Ekonomik Öfke Operasyonu" kapsamında rejimin finansal kaynaklarını kesmeyi ve limanlarına deniz ablukası uygulamayı sürdürüyor.
İKİNCİL YAPTIRIMLAR VE ÜÇÜNCÜ ÜLKELERİN TUTUMU
Uzmanlar, açıklanan stratejinin henüz tam anlamıyla kullanılmamış olan "ikincil yaptırımlar" kozunu devreye soktuğuna dikkat çekiyor. Yaptırım uzmanı Michael Parker, yeni adımların İran’la ticareti sürdüren ancak ekonomileri ABD dolarına bağlı olan üçüncü ülkeleri hedef alacağını ileri sürdü.
Ancak bu yaptırımların başarısı, hedeflenen ülkelerin Washington’ın taleplerine ne kadar uyum sağlayacağına bağlı görünüyor. Jeostrateji uzmanı Imran Bayoumi, ABD’nin net bir askeri veya politik nihai stratejisi olmadığını ve Çin gibi aktörlerin bu baskılara kolayca boyun eğmeyeceğini ifade etti.
İRAN’IN AMBARGOLARI AŞMA KAPASİTESİ
Londra Borsası yaptırım yöneticisi Muhammed Hammouda, İran’ın kısıtlamalara hızla uyum sağlama konusunda yetkinleştiğini kaydetti. Tahran’ın yaptırımları delmek için kullandığı başlıca yöntemler şunlar:
ABD yaptırımlarının kapsamadığı alternatif ve yeni ticari alanlar oluşturmak.
Mülkiyeti gizli tutulan "gölge" tanker filoları üzerinden petrol ihracatını sürdürmek.
Resmi bankacılık kanallarının dışındaki kayıtdışı ve düzensiz finans ağlarını kullanmak.
İran’ın yeni yaptırım dalgasını da bu tür kapalı ağlarla aşmaya çalışacağı öngörülürken, ABD’nin bu kısıtlamalarla kalıcı bir siyasi sonuç alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor.
