Kaydet
|

Amerikalı iktisatçı ve hukukçu Charlotte Twight 29 Ağustos 2026’da hayatını kaybetti. Twight Türkiye’de fazla tanınan bir isim değildi ama Amerikan devletinin büyümesi, anayasal sınırlamaların aşınması ve bireysel özgürlük alanının daralması üzerine son derece dikkat çekici çalışmalar yaptı. Onun düşünce dünyasını en iyi anlatan eserlerden biri 2002’de yayımlanan Dependent on D.C.: The Rise of Federal Control over the Lives of Ordinary Americans adlı kitabıdır.

Twight’ın entelektüel serüveni de ilginçti. Lisans yıllarında Ayn Rand’ın eserleriyle tanışarak liberteryen fikirlere yöneldi. Daha sonra hukuk eğitimi aldı, Washington Üniversitesi’nden hukuk doktorası derecesi kazandı ve Washington Barosu’na kabul edildi. Ardından iktisat doktorası yaptı. Doktora danışmanı Robert Higgs Twight’ı son derece çalışkan, bağımsız düşünen ve delillere büyük önem veren bir akademisyen olarak anlatmakta. Twight uzun yıllar Boise State University’de iktisat profesörü olarak çalıştı.

Twight’ın temel sorusu basit ama önemliydi: Amerikan Anayasası federal devletin yetkilerini sınırlamak üzere tasarlanmışken, federal devlet nasıl oldu da vatandaşların günlük hayatına gittikçe daha fazla müdahale eden devasa bir yapıya dönüştü?

Dependent on D.C. bu soruya cevap arar. Twight’a göre Amerika’da devletin büyümesi yalnızca vatandaşların daha fazla devlet talep etmesiyle açıklanamaz. Siyasetçiler ve bürokratlar, devletin genişlemesine karşı çıkmanın maliyetini sistematik biçimde yükseltmişlerdir. Twight buna “political transaction-cost manipulation”, yani siyasi işlem maliyetlerinin manipülasyonu adını verir. Devlet programlarının gerçek maliyetlerinin gizlenmesi, düzenlemelerin karmaşıklaştırılması, yeni programların başka düzenlemelerle paketlenmesi ve vatandaşların zamanla kamu programlarına bağımlı hâle getirilmesi bu mekanizmanın parçalarıdır.

Twight bu tezi soyut bırakmaz. Sosyal Güvenlik sistemi, gelir vergisinin kaynaktan kesilmesi, federal eğitim harcamaları, Medicare, sağlık politikaları ve vatandaşlar hakkında oluşturulan federal veri tabanları gibi alanları ayrıntılı biçimde inceler. Ona göre bunların ortak sonucu, başlangıçta kendi hayatını büyük ölçüde kendisi düzenleyen bağımsız Amerikan vatandaşının giderek Washington’dan gelecek karar ve imkânlara bağımlı hâle gelmesidir.

Burada Twight’ın özellikle önemli bir tespiti vardır: Devlet büyüdükçe yalnız yetkileri artmaz; kendi büyümesini geri çevirmeyi de zorlaştırır. Yeni kurumlar yeni çıkar grupları ortaya çıkartır, yeni kamu programları yeni bağımlılıklar meydana getirir ve yeni kuşaklar mevcut düzeni doğal kabul etmeye başlar. Böylece devlet gücü âdeta tek yönde çalışan bir mandala dönüşür: İleriye, yani daha fazla müdahaleye doğru kolayca hareket eder; geriye dönüş ise giderek zorlaşır.

Bu yaklaşım Amerika’nın siyasi tarihi bakımından da düşündürücüdür. Amerikan sistemi başlangıçta sınırlı devlet, kuvvetler ayrılığı, mülkiyet hakları ve bireysel özgürlük üzerine kurulmuştu. Twight ise yirminci yüzyılda yasama, başkanlık ve mahkeme kararlarının birleşmesiyle federal iktidarın giderek genişlediğini ve sonunda merkezî devletin düzenleyemeyeceği hiçbir alanın neredeyse kalmadığını savundu.

Twight karamsardı. Bir kere devlet bağımlılığı yerleştiğinde özgürlüğü yeniden genişletmenin çok zor olduğunu düşünüyordu. Fakat çalışmaları tam da bu yüzden değerlidir. O insanlara yalnız devletin ne yaptığını değil, devletin nasıl büyüdüğünü göstermeye çalıştı.

Charlotte Twight’ın bıraktığı temel soru bugün de canlıdır ve sadece ABD’yi değil, Türkiye başta olmak üzere, hemen her demokratik ülkeyi ilgilendirmektedir: İnsanlar devletten daha fazla şey istedikçe gerçekten daha güvende ve daha özgür mü oluyorlar, yoksa, belki farkına varmadan, kendi bağımsızlık alanlarını daraltıyorlar mı?

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.