Kaydet
a- | +A
Asıl keramet İslâm âlimlerinden Hak âşığı bir kişi, Her an İslâmiyete hizmet idi tek işi. Derdi ki; (Şu lâzımdır, insana önce esas, Kuvvetli bir îmanla, riyasız, tam bir ihlas. Eğer bir Müslümanda, bu şeyler mevcut ise, Mühim değil giydiği ayakkabı, elbise. Hazreti Ömer''in de, üstündeki hırkası, Eski olup, var idi hem de bir kaç yaması. Lâkin onda vardı ki, öyle üstün bir îman, Methetti kendisini, Kitabında Yaradan.) Bir gün de buyurdu ki; (Allah dostu kimseler, Her zaman ve her yerde, Allah''a şükrederler. Nitekim biri gelmiş, bir velinin yanına, (Nasılsın?) dediğinde, (İyiyim) demiş ona. Adam demiş; (Her kime, sorsam ben böyle şayet, Herbiri, bir derdinden ediyorlar şikayet. Herkesi bezdirmişken, türlü dert ve mihneti, Siz şükrediyorsunuz, nedir bunun hikmeti?) Buyurmuş ki; (Kardeşim, şükür elhamdülillah, Her türlü nimetleri, bahşetti bize Allah. Biz, dünyada rahatlık aramayız ki zâten, Dünya, mihnet yeridir, rahat olmaz esasen. Mihneti kendimize zevk ettik biz bir defa, Aslâ beklemiyoruz dünyada zevk ü sefâ. Gelse de Müslümana, sıkıntı, dert ve mihnet, Hiç şikâyet etmeyip, bilir onu bir nimet.) Bir gün de "Tasavvuf"tan sordu ona genç bir zât, O dahî bu hususta şöyle verdi izahat. (Oğlum, tasavvuf demek, "Dine uymak" demektir, Emir ve yasaklara, tam riayet etmektir. Tek bir edebe bile uymaz ise birisi, Onun, tasavvuf ile olamaz bir ilgisi. Bâhusus dinde "Rehber" tanınan biri yine, Tam tâbi olmaz ise, dînin emirlerine, Böyle olan kimseden, görülse de hârika, Yine de siz onlardan uzak durun mutlaka. "Arslandan kaçar" gibi, onlardan kaçın hattâ, Zîra onlar şeytanın askeridir âdeta. Dînin bir edebine uymazsa biri eğer, Keramet gösterse de, olamaz dinde rehber. Çünkü tasavvuf yolu, dini iyi bilmektir, Ve bütün işlerinde, İslâmı gözetmektir. Buna, hâlis müminler ederler çok riayet, Hatta kıl ucu kadar etmezler muhalefet. Yâni Hak teâlâdan korkarak her bir işte, İslâma uyulursa, "Keramet" budur işte. Kim günah işlemezse Allah''tan çok korkarak, Hak teâlâ indinde, "Kıymetli" odur ancak.)
ÖNE ÇIKANLAR