Kaydet
a- | +A
Pişman oldular... O zamanlar o yerde bir "kötü kadın" vardı, Fasık kimseler ile fena işler yapardı. Tövbe etti ise de o hallere iyice, Çok tedirgin edildi ahlaksız kişilerce. Günah işlememeğe azmetmişti o fakat, Yine kötü kimseler oldu ona musallat. Yolda izde devamlı peşinde dolaştılar, Eski kötü yoluna çekmeğe uğraştılar. Çaresiz geldi kadın bu mübarek veliye, Yalvardı "Lütfen beni bunlardan kurtar" diye. Kadınlara mahsus bir yeri vardı dergahın, Orada ikamete devam etti bu kadın. Tamamen müstakil bir yer idi ki o oda, Gece gün ibadetle meşgul oldu orada. Lakin boş durmadılar o fitneci kimseler, Bu mübarek zat ile uğraştılar bu sefer. Günden güne azıtıp gittiler ileriye, Çok çirkin iftiralar attılar bu veliye. Ve bir gece dergahın kapısına geldiler, Bir "geyik boynuzu"nu asıp geri gittiler. Bu fitne dalga dalga şehre yayılıyordu, O ise sabrediyor karşılık vermiyordu. Çok geçmeden şehirde bir "uyuzluk" illeti, Çıkarak kırdı bütün bu fitneci milleti. Kim bu dedikoduyu söylemiş ve yaymışsa, Ve her kim dinleyip de bunlara inanmışsa. Bu hastalık sadece onlara geliyordu, Bundan diğer insanlar hiç etkilenmiyordu. Ölüyordu sonunda bu illete tutulan, Zira bu hastalığa yoktu bir çare bulan. Affı ve merhameti çok olan bu veli zat, Acıdı şefkat etti onlara yine bizzat. Girdi bir gün kahveye tebdil-i kıyafetle, Oturup dertlerini dinledi merhametle. Dedi (Hasan Sezai bu uyuz illetinin, İlacını biliyor isteyin ondan gidin.) Ertesi gün cümle halk ondan ilaç almağa, Sabahın erkeninde koştular o dergaha. O ise kazıyarak o geyik boynuzundan, Her birine bir miktar veriyordu tozundan. Hakaret maksadıyla kapıya astıkları, O boynuz "İlaç" olup rahatlattı onları. O tozu kim sürerse bir uyuzlu yaraya, Allah''ın izni ile kavuşurdu şifaya. Yaptıkları hatayı bildiler gayet iyi, Hepsi tövbe ederek bıraktılar fitneyi. Sonra aralarında çok para topladılar, Dergahın kapısına bir "çeşme" yaptırdılar.
ÖNE ÇIKANLAR