Ölümü hatırlamak... Bu zât buyuruyor ki; (Bugün kitap okumak, Çok tehlikeli olup, lâzımdır titiz olmak. Hakiki bir âlimin yazdığı kitap ise, Onu okuyanlardan faydalanır her kimse. Yine İslâmiyetten bir şey öğrenmek için, Sohbetine gitmek de herhangi bir kişinin, Gâyet tehlikelidir yine aynı sebepten, Zîra âhiretini yıkabilir o hepten. Bir "Allah adamı"nın kitabı ve sohbeti, Siler atar kalpteki karartı ve zulmeti. Lâkin böyle değilse, durumu o kişinin, "Öldürücü zehir"dir sözleri herkes için. Bu iş, iki tarafı keskin kılıç gibidir, Ya kalpleri temizler, yâhut da bir zehirdir. Hakiki bir âlimin bir tek kelâmı ile, Hidayete kavuşur bir insan tamamiyle. Lâkin cahil ve habîs bir kişinin sözleri, Felâkete sürükler, dinleyen kimseleri. Hâlis mü''min olmanın nişanı, "İcrâat"tır, Yâni farzları yapıp, günahlardan kaçmaktır.) Bir gün de buyurdu ki; (Çabuk biter bu dünya, Bu hayat, bir hayâldir, yâhut sanki bir rüya. Bu fâniye aldanan, bulamaz huzur, sevinç, Aklı olan, gönlünü kaptırır mı buna hiç? Sadece "Dünya için" çalışırsa bir kimse, Verir Allah dünyalık, muradı her ne ise. Eğer "Âhiret için" çalışırsa bir insan, Allah, ikisini de o kula eder ihsan. Dünya ile âhiret olamaz bir arada, Âhirete çalışan, kavuşur dünyaya da.) Bir gün de buyurdu ki; (Ey insan, saâdete, Ermeyi istiyorsan, tam yönel âhirete. Ölüm ve âhireti hiç çıkarma yâdından. Yakın bil ecelini, hattâ bugün, yarından. Dünya işlerine de çalış, ihmal etme hiç, İnsana, bu yol ile gelir huzur ve sevinç. Ölümü çok düşünen, ona tam hazır olur, Bu hazırlık hâli de, verir ona tam huzur. Eceli geldiğinde, telâş etmez katiyyen, Çünki hazırlığını yapmıştır o kâmilen. Halbuki düşünmezse bir kimse ölümünü, Bir telâşa kapılır, ecel geldiği günü, O da hazırlığını yapsaydı daha önce, Telâşa kapılmazdı, Azrâil''i görünce, Ayrıca, kim ölümü çok hâtırlarsa şayet, O kimsenin ömründe, olur yümün, bereket, Tûl-i emel sahibi olursa bir kişide, Ömrü daha kısalır, hakikat budur işte.)

