Gençlik çağı... Bu zât buyuruyor ki; (Bir hususta eğer siz, "Üç" ayrı kişi ile, istişare etseniz, "Dünya adamı" ise eğer ki o kimseler, Üçü de, ayrı şeyler hep tavsiye ederler. Çözüm getirmek için, sonra bu mes''eleye, "Allah adamları"ndan sorsanız" yüz" kimseye Hepsinin de cevabı aynı olur muhakkak, Zîra her mes''elede tek olur elbette hak. Hattâ evvelkilerin söyledikleri ile, Bu zâtların cevabı, ters düşer birbiriyle. Buna sebep şudur ki, dünya ehli kişiler, Dünya menfaatini en önce düşünürler. Çeşit çeşit olunca dünya menfaatleri, Elbette ayrı ayrı şeyler söyler her biri. Halbuki velîlerin ölçüsü bir tek olur, O da, Hakkın rızâsı ne ise, ölçü odur. Velîler düşünmezler dünyayı hiç bir zaman, "Allah''ın rızâsı"dır onlarca mühim olan. Allah''ın rızası da, tek olunca her işte, Cevap dahi tek olur, incelik burda işte. Onlar âhiretini düşünür her kişinin, Halleri başkasına benzemez bunun için. Her sual karşısında muhakkak bu velîler, "Âhiret ölçüsü"ne göre karar verirler. Başka insanlar ise, "dünya"yı ölçü alır, İşlerinin esası, hep dünyaya dayanır. Ayrıca bir incelik vardır ki yine bunda, Bir Allah adamına bir şey sorulduğunda, O işin "En hayırlı" cevabı neyse eğer, Onu, Allah o zâtın kalbine ilham eder. Hattâ yanlış bir cevap verse dahî o kişi, Yine hayra çevirir, Hak teâlâ o işi.) Bir gün de, genç birine buyurdu ki; (Evlâdım, Sakın İslâmiyyetin dışında atma adım. Bu gençlik zamanında, her ne yapmak istersen Kolaylıkla yapacak bir haldesin şimdi sen Gençlik, sıhhat, güç kuvvet, mal rahatlık, boş vakit, Bulunmaz başka zaman, böyle uygun, müsâit. Ebedî saâdete kavuşturacak olan, İşleri yapmak için, geçirme boş bir zaman. Çünki bu, ibadetler hep senin yararına, Niçin bırakıyorsun, bu işleri yarına? Bu ömrün en kıymetli ve de en faideli, Zamanı gençliktir ki, kıymetini bilmeli. Bu çağda, amellerin en kıymetlisi olan, Yaradan''a ibadet yapmalıdır durmadan. Onun yasak ettiği günahlardan da elbet, Kaçmağa, titizlikle çalışmalı begayet.)

