Ateş deyip geçmeyin! Bu zât buyurdular ki, bir gün sevdiklerine; (Farzdır "Emr-i bil ma''ruf" her mü''min üzerine. Ya bir söz söyleyerek, ya bir kitap vererek, Mutlaka bu hizmete iştirak etmek gerek. Biz de emr-i ma''rufu terk edersek, elbette, Çok sıkıntı çekeriz, dünya ve âhirette. Cehennemde çok çetin acılar var, "ateş" var, Kolay değil, bir ateş, düştüğü yeri yakar. "Ateş" kelimesini, kolay gelir söylemek, Lâkin bilmelidir ki, acısı çetindir pek. Bu hususta kendine güvenen varsa eğer, Parmağının ucunu, birazcık yaksın yeter. Âhiretle aramız, belki de çok kısadır, Üç beş saniye kadar, belki de daha azdır. Bu iş, Allah korusun, bir "zelzele"ye bakar, Bunun olmamasına, bir garantimiz mi var? Yâni ölüp ölmemek, elimizde değildir, Öyle ise ölümü, her an beklemelidir. Hakiki bir müslüman, düşünür âhireti, Hep âhiret içindir, bütün sa''yü gayreti. Bu dünya, bir konaktır, göçülecek bu yerden, Ve lâkin âhirette hayat var ebediyyen.) Bir gün de buyurdu ki; (Gaflet ile uyumak, Daha çok sürecek mi, ecel yaklaşıyor bak! Ölüm vakti gelince, uyandırırlar bizi, Lâkin o uyanmanın, olmaz hiç faidesi. Kötü insanlar ile, arkadaşlık eylemek, "Öldürücü zehir"dir, onlardan kaçmak gerek. Bu zehirle ölenin yeri sonsuz ateştir, "Aklı olan kimseye, bir işaret yetişir. Kötü arkadaşlardan, uzak dur, görme hattâ, Arslandan kaçar gibi, kaç onlardan âdetâ. Zîra arslan, insanın alır yalnız canını, Onlar ise alırlar, dînini îmânını. Hadîsi şerifinde bir gün Nebîyyi zîşan, Bunun kötülüğünü, ettiler şöyle beyan: (Zengine, malı için alçaklık gösterenin, Gider üçte ikisi, dîninden o kimsenin) Düşün ki onlar ile görüşmen ne içindir? Mal ve mevkîleriyle ilgili değil midir? Aman oğlum, dikkat et, onlara olma yakın, Onların zararından, kendini iyi sakın. Zîra bu, öyle fena iştir ki, akabinde, Nasihat dinlemeye yer bırakmaz kalbinde. Böyle ağır yazmamın, sebebi şu ki oğlum, Başka türlü uyanmak çok zordur, biliyorum. Hak teâlâ bizlere versin olgun bir ihlâs, Ve bütün günahlardan, eylesin bizi halâs.)

