Allah adamlarından, bir büyük evliyadır, Kalplere tesir eden, nasihatleri vardır.
O bir gün sohbetinde, buyurdu; Ey insanlar, Bilin ki bu hayatın, en sonunda ölüm var.
Resulullah buyurdu; (Bir susan, bir konuşan, İki nasihatçıyı, bıraktım size şu an.
Bunlardan birincisi, ölümdür ki konuşmaz, Diğeri Kur''andır ki, konuşup eder Va''az.)
Susan vaiz diyor ki, lisanı hâli ile, (İnsanları pusuda beklerim her an böyle.
Ecelleri gelince, çıkarak o pusudan, Aniden yakalarım, vermeden fırsat, aman.)
Bu hakikati görmek isteyen varsa eğer, Bizden öncekilerin, halini düşünsünler.
Âbâ ve ecdâdımız, şu anda nerde hani? Hepsi toprak altında, oldular bir bir fâni.
Lisânı halleriyle, diyor ki şimdi onlar; (Gafletle yaşamayın, dünyada ey insanlar.
Biz dahi sizin gibi, dünyada yaşıyorduk, Ama şimdi hepimiz, bir yığın toprak olduk.
Şimdi tek tek hesap var, her bir amelimizden, İşte siz ibret alın, bizim bu halimizden.)
Ey kişi, Allah sana bahşetti doğru iman, Sıhhat ni''metini de, ihsan etti sonradan.
Öyleyse salih amel yapmaya et ki gayret, Olmasın öldüğünde, bir pişmanlık, nedâmet.
Her türlü nimetleri, verdiyse Allah sana, Sen de İslâma uyup, şükreyle bu ihsana.
Sakın zenginliğine, mağrur olma ki zinhar, Hak teâlâ indinde, bunun ne kıymeti var?)
Bir gün de buyurdu ki; (ömür büyük ni''mettir, Önce yapacağın iş, dinini öğrenmektir.
Yalnız din öğrenirken, dikkatli olmak gerek, Felâkete götürür, cahilden din öğrenmek.
Nasıl hasta bir kimse, mütehassıs tabibi, Ararsa, bu din işi, daha mühim tabii.
Cahil tabibe giden, şifa bulmaz ve ölür, Cahil din adamıysa, felakete götürür.
Yakalanmamak için, Cehennem azabına, Hiç yaklaşmamalıdır, cahil din adamına.
Böyle cahil birinin, kitabını okuyan, Dîni doğru olarak, öğrenemez ki ondan.
"Allah adamları"nın, Allah rızası için, Yazdığı kitapları, okumalıdır ilkin.
Çünkü onlar, İslâmı, nakleder doğru ve tam, Kendi kafalarından, eklemezler bir kelam.
Bu din, nakil dînidir, değildir akıl dîni, Söylemek doğru olmaz, aklına geldiğini.)

