Kaydet
a- | +A

Bu zat buyuruyor ki; (Muvaffak olmak için,

Günah işlememesi, lâzım gelir kişinin.

Sa''d bin Ebî Vakkâs, Kadsiye savaşında,

İkiyüzbin kâfiri, görmüştü karşısında,

Çok muhkem kaleler ve mânialar, nehirler,

Ve kâfir ordusunda, var idi hem de filler.

Yani çok zor ve çetin olacaktı iş bu harb,

Zîra o güne kadar, fil görmemişti eshab.

Halife Ömer Fâruk, ordu kumandanına

Kısa bir mektup yazıp, gönderdi derhal ona.

Mektup iki satırdan ibaretti kısacık,

Bir taktik veriyordu, kumandana apaçık.

Yazmıştı ki; (Düşmandan, sakın korkma yâ Sa''d,

Günah işlememeğe, âzami eyle dikkat.

Askerin arasında, varsa günah işleyen,

Ayır o kimseleri, askerinin içinden.

Zîra günah işlerse, sen ve senin askerin,

O İran ordusundan, ne farkın kalır senin?

Şunu da bilmiş ol ki, hem de kesin olarak,

Allah, günâhkarları, aslâ etmez muvaffak.)

Bir gün de buyurdu ki, (Feyz alabilmek için,

Bir Allah adamını, tanımak lâzım ilkin,

Eğer onu sever ve itâat eder ise,

Sevgisi nisbetinde, kavuşur çok feyize.

Kuvvetli olur ise, o zâta muhabbeti,

Uzakta olmasının, olmaz ehemmiyeti.

Yâni o evliyadan, uzakta olsa bile,

Çok feyize kavuşur, sevgisi sebebiyle.)

Bir başka sohbetinde buyurdu; (Dünya fâni,

Ömürler kısa olup, eceller gelir âni.

Bu ömrü, çok kıymetli şeylerle geçiriniz,

Önce islâmiyyeti, iyice öğreniniz.

Tasavvufa girmenin, şu ki asıl hikmeti,

Allah''tan gayrisine, kesmektir muhabbeti.

Yâni "Kul" olduğunu, gâyet iyi bilmektir,

Ve kulluk yapmasını, iyice öğrenmektir.

Yok iken yaratıldı, en sonunda ölecek,

Yiyecek bedenini, mezarda kurt ve böcek.

Kul bunları düşünüp, çok âciz olduğunu,

Bilerek, ona göre, yapmalı kulluğunu.

Başı boş bırakmadı, insanı Hak teâlâ,

Mükellef kıldı onu, emir ve yasaklarla.

Yâni insan nefsinin her bir istediğini,

Yapamaz, çünki yoktur, Rabbinin buna izni.

Yâni tâbi olarak hayvâni zevklerine,

Azab çekmelerini, istemedi o yine.)

Yaşamaları için çok huzurlu ve rahat,

"Kur''anı kerim" diye gönderdi bir tâlimat.)

ÖNE ÇIKANLAR