Kaydet
a- | +A

Nabi Efendi "rahime-hullahü teâlâ", Osmanlı devletinde yetişen bir şairdir. Kafile ile hacca gitti bir sene. Devlet ricalinden kişiler de vardı. Vekiller, subaylar, paşalar... Nabi Efendinin Resulullaha "aleyhissalatü vesselâm" sevgisi, aşk derecesindeydi. Bu aşk ile Hicaz yollarında uyumadı. Medine, uzaktan göründü nihayet. O zaman zirveye çıktı bu muhabbet. Kalbi, bu aşkla yanıyordu. O, böyle yanarken, bir de ne görsün.

Biri yatmış uyuyor, ayakları kıblede. Üzüldü, kederlendi. Gayr-i ihtiyari bir şiir döküldü dudaklarından. Yüksek sesle okuyordu. Muhatap, o uyuyan adamdı.

Maksat hasıl oldu ve adam uyandı. Şiirin bir dörtlüğü şöyle: Sakın terk-i edebten, Kûy-ü mahbûb-u Hüdâdır bu. Nazargâh-ı ilâhîdir. Makâm-ı Mustafâdır bu. Gafil adam, hızla doğruldu.

Ve Nabi''ye sordu: - Ne zaman yazdın bunu, başkası da duydu mu? - İlk defa söylüyorum. Sizi böyle görünce içimden geldi. - Aman Nabi, duymasın başka biri. Ve vardılar Medine''ye. Fakat o da ne? Mescid-i Nebîde bütün müezzinler, bu şiiri okuyorlardı.

Hem bütün minarelerden. Şaşırıp sordular müezzinin birinden. - Bu şiiri nereden öğrendiniz? - Efendimizden. - Nasıl? - Rüyada. Meğer Resulullah Efendimiz "aleyhissalatü vesselâm" bütün müezzinlerin rüyasına girip bu şiiri okumuşlar ve; - Ümmetimden Şair Nabi Efendi geliyor. Onu, ezandan önce bu şiirini okuyarak karşılayın! buyurmuşlar.

www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.