Dört başı mamur, yani 5 N 1 K'sı belli bir haberle başlamak istiyorum yazıya. Zira yapay zekânın doğal etiğini konu alan bu yazıda geleceğimizde, dolayısıyla önümüzde duran ahlaki meseleleri ele alırken nevi şahsına münhasır olaylardan yola çıkmam elzem. Toplamda üç haber inceleyeceğiz. Birincisinin mahreci Ordu’nun Fatsa ilçesi.
Aşağıdaki tek paragraf, 33 senedir habercilikle uğraşan biri olarak bana önümüzdeki 33 senenin konularını da içeriyormuş gibi göründü. Mezkûr konulardan ikisini sıralayayım, eksik parçaları siz de kendi zihninizde tamamlarsınız: Yapay zekâ teknolojilerinin hangi insani, felsefi ve evrensel ahlak yasalarına tabi olacağı, YZ’nin hayatımıza girişi ile nesiller arası düşünsel/duygusal uçurumların artması… 9 Ocak 2025’te yaşanan kazanın haberinin spotunu, yani özetini de şöyle vereyim:
“Ordu’da Alzheimer hastası 96 yaşındaki bir vatandaşa çarpmamak için ani manevra yapan iki aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında iki kişi öldü, beş kişi de yaralandı.”
İlk bakışta basit gibi görünen bu haberin, hayatımızdaki en büyük mevcut tehditlerden biri olan trajik kazaları ile yakın geleceğin en büyük meselesi olan teknolojinin bireyleri, aileleri ve devletleri nasıl etkileyeceği meselesine temas eden çok çarpıcı yönleri var.
TEKNOLOJİNİN TRAFİK KAZALARINA SOMUT ETKİSİ
Trafik kazalarının ne kadar büyük bir tehdit olduğunu matematiğin imkânlarını kullanarak açıklayayım: Türkiye, 2009-2019 arasındaki on yıllık evrede aralarında benim kardeşim Atilla Ünlü’nün de bulunduğu 57 bin vatandaşını trafiğe kurban vermiştir. Bu söylediklerimin yalnızca istatistikten ibaret olmadığını göstermek için kendi öz hayat hikâyemden de emsal verdim. Çünkü 18. Yüzyıl’ın büyük Alman filozofu Kant’ın gösterdiği üzere bir şeyi, ancak kendimizden yola çıkarak saf biçimde anlayabiliriz.
2019’dan sonra kazalarda, bayram kazalarından başlayarak kademeli bir azalma görüyoruz. Ancak gene de yılda bin insanımızı yollarda yitiriyoruz. Sebeplerinden biri ne? Seyir hâlinde cep telefonu kullanmak. Bunları pek kimse konuşmuyor ama olgu, kendini dayatır biçimde ortada: Kazaların çoğu, artık teknolojik faktörlerin negatif etkisine bağlı olarak meydana geliyor. Seyir hâlindeyken cep telefonuna bakanlar, mesaj yazanlar, hatta sosyal medyaya story çekenler, hatta ve hatta komple sürüş faaliyetini bir çekime dönüştürenler var. Daha sekiz gün önce kazaya kurban giden 22 yaşındaki Ceyda Yakova, ölümüne sebep olan kazayı kaydetmişti kendi kask kamerası ile… Kaza sebebi, çekim olmasa bile bunu da meşum ve acı bir emsal olarak hatırlatmak istedim.
Yapay zekânın yol açtığı en ekstrem kaza, 26 Kasım 2024’te Hindistan’ın Bareilly kentinde yaşandı. Navigasyonun inşaat hâlinde köprüye götürdüğü araçtaki üç kişi, sürücü hız kesemediği için bitmemiş köprüden uçarak öldü. Şoför yanıldığını sonunda anladı, ne var ki iş işten geçmişti.
Trafik kazaları-teknoloji ilintisini ortaya koyduğumuza göre şimdi Ordu’daki kazanın geleceğimiz açısından analizine geçebiliriz. Bundan 33 yıl sonra olay şöyle gelişebilir: Alzheimer hastası 96 yaşındaki vatandaşa çarpmamak üzere manevra yapacak aracın sürücü koltuğunda kimse yoktur. Çünkü arabayı YZ kullanıyor. Arka koltukta, diyelim ki iki kişi var. YZ, yaşlı adama çarpmamanın araçtaki iki yolcuyu öldüreceğini geometrik manada hesaplarsa 96 yaşındaki adama çarpmayı ‘etik’ bulur ve çarpar da. Çünkü yapay zekânın bizim gibi vicdani, akli ölçüleri yoktur. Şuursuzdur özetle…
ŞUURSUZ CHATGPT’NİN ‘TERÖR KILAVUZLUĞU’
İmdi… YZ’nin şu anda ne olduğunu anlamamıza vesile olacak son haberimize geldik. Bu haberi 5 N 1 K’sı ile özetlemek zorundayım, çünkü yerim daraldı: 1/Ne: Eski bir Amerikalı asker, bir Tesla Cybertruck aracı patlattı. Bir ölü, yedi yaralı. 2/Nerede: ABD’nin Las Vegas kentinde Trump’ın otelinin önünde. 3/Ne zaman: 1 Ocak 2025’te. 4/Nasıl: Terör eylemi intihar saldırısıyla gerçekleştirildi, ölen tek kişi saldırgan. 5/Neden: Tek cümleye sığmaz ama şu yeterli: Adam bireysel terörist. 6/Kim: Alan Matthew Livelsberger adında, 37 yaşında eski bir Amerikan özel kuvvetler askeri. Buradaki kritik nüans; adamın, terör eylemini planlarken ChatGPT’den faydalanmış olması.
Artık toparlamaya başlayayım. Günümüzde YZ bağlamında yaşadığımız ahlaki paradoksun temel sebebi şudur: Bilim ve teknoloji; düzen, hatta etik olmadan ilerlemeyi sever; onu maneviyatla denetlemek zorundasınız. Çünkü bir noktada düzensizlik öyle gizli ilke hâline gelebilir ki giderek hayatı tehdit eder bir olguya dönüşür.
Bu nedenle YZ ile ilgili her yeni gelişmeye duyarlı olmalıyız. Çünkü bir olgunun etiği -ne olduğu anlaşılana kadar bire bir yaşanmadıkça- tam olarak oluşturulamaz. Trafik düzeni, arabalar ilk çıktığında değil; zamanla oluştu mesela. Ama öte yandan YZ, bir teknik meseleden ibaret değildir, bir büyük etik sorundur. Ayrıca trafikte bile devlet, ‘etiği oturtmak için’ cezaları mecburen ağırlaştırdı.
Öte yandan YZ’nin doğal etiği meselesi, Anadolu deyimiyle ‘çala çala bir havaya dönecek’ bir şey de değildir. Bireyler, aileler ve devletler olarak bu etiğe odaklanmalı, bunu kurmalı ve kurumsallaştırmalıyız.

